Ensest Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ensest Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ocak 2015 Çarşamba
Arkadaşımın Oğlu Beni Fena Sikti
Kayseri’den selamlar. İsmim Emine, 54 yaşında ev hanımıyım. Evliyim ve 3 çocuğum var. Beyaz tenli, 1.72 boyunda 67 kilo bakımlı olmaya özen gösteren bir kadınım. Kocam diş doktorudur, geçirdiği kalp rahatsızlığı sonrasında artık hayatımız tamamen tek düze oldu. Çocuklarımızın İzmir’ de yaşamaları bizi baş başa bıraktı her şeyle. Ama dediğim gibi kocamın kalp sorunları hayatımızı çok sıkıcı ve ağır bir hale getirdi. Neyse size artık başımdan geçen olayı anlatmak istiyorum.
Eski oturduğumuz apartmanda karşı komşumuz olan ve çok sıkı ilişki kurduğumuz bir ailenin oğlu idi Nuri. Elimde büyümüştü açıkçası, hem arkadaşımın oğlu hem de oğlumun arkadaşıydı. Artık 28 yaşına gelmiş, evli barklı bir adamdı açıkçası. İş yaşantısı, okul askerlik derken uzun süredir görmüyordum. Bir gün annemlerden eve dönerken yolda bir araba yaklaştı. İçindeki Nuri idi. Emine Teyze gel ben götüreyim gideceğin yere ellerin dolu dedi. Çok sıcaktı hava itiraz etmedim açıkçası, onu gördüğüme de memnun oldum Ne de olsa uzun süredir gömüyordum, hem arkadaşımın oğluydu. Üzerimde dizlerime karar inen bir etek ve gömlek vardı. Hal hatır sorarken eve geldik. Yukarı kadar çıkardı elimdeki poşetleri. Kapıdan içeri davet ettim şu sıcakta soğuk bir şeyler içmeden gidemezsin dedim, kırmadı beni. Yalnızdık
evde. Metin hastanedeydi ve akşam 7′den önce gelmesi mümkün değildi. Mutfağa geçip bir yandan poşetleri yerleştirirken bir yandan soğuk bir şeyler çıkarıyordu dolaptan. Bir anda arkamda Nuri’ yi gördüm. Arkadan bana sokulup boynumu, kulak memelerimi emmeye başladı. Güçlü elleriyle vücudumu sarıp göğüslerimi sıkmaya başladı. Nerdeyse 15 yıldır bu anı hayal ettim, seni çok istiyorum Emine Teyze diyordu boynumu yalarken. Karşı çıkıp söylenmeye başladım, saçmalama Nuri sen arkadaşımın oğlusun, hem kendi arkadaşının yüzüne nasıl bakacaksın, evliyiz git başımdan diyordum ama sıcağın ve öpmelerinin etkisiyle azmaya başlıyordum. Bir an kocam Metin ve yaşantımız gözümün önüne geldi, günlerim boşa geçiyordu. Nuri yalarken boynumu ellerini bacak arama götürüp amımı parmaklarının arasına alıp sıktı bir anda çok sulandığımı hissettim. Benim olacaksın yeter artık sana sabrım yok, bunun başka yolu yok diyordu. Nasıl söylediğimi hala bilemiyorum ama o an tamam sevgilim ye bitir beni seninim dedim. Yatağına gidelim mi dedi. Hadi gidelim dedim ve bir anda kendimi kucağında buldum Nuri’ nin. Açıkçası hayat boyu Metin’in beni iyi sikemediğini düşünüyordum Nuri’nin kucağındayken, Nuri son şansımdı. Tüm bunları düşünürken Nuri ile deli gibi soluksuzca öpüşüyor dillerimizi emdiriyorduk birbirimize. Tükürüklerimiz karışmıştı, kendime inanamıyordum. Beni yatağa usulca yerleştirdi ve soyunmaya başladı, seni ben soyacağım diye uyardı beni. Bekliyordum üstünü çıkarmasını. Külotunu çıkarırken gözüm sikine gitti bir an, aklımı almıştı Metin’ in aletinin hem uzunluk hem kalınlık olarak en az 2 katıydı. Üstüme Çıktı ve yine dudaklarıma yapıştı, soluksuzca öpüşüyorduk deliler gibi. Boynumu boğazımı yalıyordu. Gömleğimi yırtarak çıkardı hayvan gibiydi, çok azdırıyordu bu sertliği beni. Sutyenimi de ortadan yırtarak göğüslerimi ortaya çıkardığında istem dışı olarak ohh çıktı ağzımdan. Göğüslerime yapıştı ve onları sırayla ısırsa ısıra emiyor yalıyordu. Şapırtılar bizi daha da çok azdırıyordu. Göğüslerimden sonra karnımı yalayıp göbek deliğimi diliyle keşfediyordu. İyice sulanmıştım artık. Amımı da yalaması için açıkçası içimden dua ediyordum. Porno filmlerde görüp çok isterdim ama Metin asla yalamazdı. Eteğimi sıyırıp çıkardı bembeyaz bacaklarımı ve baldırlarımı okşayarak. Külotumla kalmıştım. Külotumun üstüne eğilip dil atmaya başladı amıma. Kıllıydı amım, özür dilerim istersen hemen temizleyebilirim dedim, saçmalama böyle çok daha lezzetli olacak diyordu. Kafasını bastırıyordum amıma doğru ki, külotumu çıkardı. Bacaklarımı kısarak gözlerine bakıyordum. Aslında utanıyordum. Gözleri okuyordu, utanıyor musun dedi? Evet, daha önce Metinden başka kimsenin yanında çıplak kalmadım dedi. Artık kocan benim utanma dedi ve sert bir hareketle bacaklarımı ayırıp amımın dışını dilemeye başladı. Çok kötü oluyordum. Dilini amımım içine sokmadan aşağıdan yukarı doğru yalıyor, amımımn dudaklarını dudaklarının arasına alıp çekiştirip bırakıyordu. Şapırtılar harikaydı, öylesine sulanmıştım ki. Birden kafasını kaldırıp parmaklarıyla amımı ayırdı ortasından ve dilini içine sokmaya başladı. Allah’ ım o ne biçim bir zevkti. Diliyle amımı eşeliyor, içinde sağa sola oynatıyordu. Devam et Nuri, durma sevgilim erkeğim sensin benim diye inliyordum. Açıkçası ne dediğimin bile farkında değildim artık. Dakikalarca yaladı ve artık dayanamayıp, doğruldum. Sıra bende diyebildim. Siki tam başımın hizasındaydım. Geçmişte ben de Metin’in sikin’ den iğrenmiştim aslında ama Nuri’ nin siki gözüme bir yiyecek gibi görünüyordu. Çok serti, elime alıp sıvazladım önce ve birden ağzıma götürüp emmeye başladım. Sol elimle daşşaklarını okşuyordum, başını iyice yalıyor dilimle adeta tüm hünerimi göstermek istiyordum. Tamamını ağzıma almaya niyetlendim bir iki sefer ama boğulacak gibi oluyordum. Ohh çok güzel yalıyorsun Emine Teyze diyordu. Bununla iyice sikeceksin Emine Teyzeni tamam mı diye sordum, sabret diyordu bana. Sabrım kalmamıştı ama. Daşşaklarını sırayla ağzıma alıp çekip çekip bırakıyordum. Yeter dedi ve beni attı yatağa, üstüme çıkıp dudaklarıma yapıştı yine. Çok mu seviyorsun öpüşmeyi dedim. Dudaklarını öpmek için senelerce bekledim dedi. Elime verdi sikini ve sen sok dedi. Elime aldım ve kaydı bir anda içime. Çok büyükdü, ve Nuri hepsini sokmuyordu içime. Başını çekip çekip sokuyordu milim milim. Hadiii dedim hızlan artık dedim ve ayaklarımı onun kıçına dolayıp kendime çekmeye başladım. Birden tüm gücüyle yüklenip hepsini sokmuştu içime. Ahhh diye bir çığlık attım. Bu muydu istediğin dedi, evet sevgilim sik beni hadi, doyur Emine Teyzeni dedim. Tüm gücüyle daşşaklarına kadar sokup sokup çıkarmaya başladı. Deliriyordum zevkten, hiç bu kadar büyüğünü almamıştım içime. Göğüslerimi sıkıp ağzına alıyordu sırayla. Onları ısırıyordu. Ellerimle saçlarını, sırtını ve kıçını avuçlayıp sıkıyordum bende. İnlemeler odanın duvarlarında yankılanıyordu. Kalktı üstümden ve içimden çıktı. Yatağa uzandı hadi bakalım Emine Teyze göster hünerini dedi. Ellerimden tutarak üstüne çıkardı beni. Amımın deliğini ayarladım ve milim milim içime almaya başladım tekrar o kazık gibi siki. Tamamını almıştım içime, muhteşem bir duyguydu. Oturup kalkmaya başladım elleriyle götümü avuçlayıp yoğuruyordu, göt deliğime parmağını sokup çıkarıyordu. Bunlar hiç yaşamadığım şeylerdi. Ağzına verdim göğüslerimi tekrar. Ter kokuyor bu beni azdırıyor diyordu. Senin onlar sik beni diyordum. Üstünde bir süre kalkıp oturdum ve boşalmaya başlamıştım, daşşaklarına akıyordu beyaz sıvım. Ama o hala boşalmamıştı. Kalk dedi kalktım, kendimi ona bırakmıştım ne isterse yapıyordum artık. Yan yatırdı beni ve arkama geçti. Boynumu kulak memelerimi yalamaya başladı bir eliyle de göğüslerimi yoğuruyordu. Taş gibisin sevgilim diyordu. Bacağımın birini hafif kaldırdı ve arkadan daldırdı amıma sikini. Deli gibi girip çıkıyordu öyle hızlıydı ki açıkçası dayanmak mümkün değildi ve bu sırada 2. kez boşaldım titreyerek. Doyamıyordum yeter demiyordum 2 kez boşalmama rağmen. Daşşaklarına kadar sokup çıkarıyordu gözümün önü kararmıştı büyüklüğünden ve sertliğinden. Bacaklarının kılları beyaz baldırlarımda hissettikçe deliriyordum. Girip çıktıkça nefessiz kalıyordum. Amımdan çıkardı ve amımın dudaklarını sikiyle tokatlayıp sürtmeye başladı sikini. Hain olur çıkma içimden dedim ve tekrar sokup bir süre daha siti bu pozisyonda beni. Çıktı içimden ve domal dedi. Hemen 4 ayak oldum. Sen sok dedi yine, elime alıp hafif oynayıp hemen soktum amıma. Deli gibi yükleniyordu. Göt yanaklarımı avuçluyor tokatlıyordu.
- Nasıl iyi sikiyor muyum diyordu bana.
- Durma harika sikiyorsun sakın durma dedim.
- Kocan seni hiç böyle sikti mi Emine Teyze dedi.
- Asla, ben hayatımda hiç böyle sikimedim diyebildim.
- Artık kocan da sikicin de benim dedi.
-Evet sik beni, sik Emine Teyzeni doyur onu koca yarağınla diyordum. Siki bir görünüyor bir kayboluyordu. Sana Emine Teyze demem hoşuna gidiyor mu hala dedi. Açıkçası, yarı yaşımda arkadaşım oğluyla sikişmek ve beni Emine Teyze diyerek sikmesi aldığım zevki 3 katına çıkarıyordu. Boşalıyordum yine. Artık benim baldırlarım bile beyaz sıvılarımla parlıyordu. Az kaldı boşalacağım dedi. İçime boşal sevgilim çocuklarını istiyorum döllerini boşalt amıma diyebildim. Bir anda çok hızlandı ve çok daha sert acımasız sokup çıkarmaya başlamıştı ki, sıcak sıcak fışkırmaları hissedebildim. Boşalırken götüme 2 parmağını birden sokmuş beni iyice delirtmişti. Sularımız karışmıştı. Kocamın sikini ağzına almaktan, döllerine elimi değmekten iğrenen ben hızlı bir hamleyle döndüm ve sikini ağzıma alıp son kalan dölleri içmeye başladım. Tuzlu bir tadı vardı ama çok güzeldi. Daşşaklarına, kasıklarına kadar olan her yerini yalıyor temizliyordum yarağını. Nuri ise başımı kavramış itip çekiyordu kafamı karnına doğru. Ağzımı sikiyordu resmen. İyice küçülmüştü artık siki, yatağa uzandık. Bana Metin’in hiçbir zaman yapmadığı şeyi yaptı ve sikiştikten sonra sımsıkı sarıldı. İşte bu her şeye değerdi, kendimi evli olduğum 27-28 seneden sonra ilk kez bu kadar kadın hissediyordum. Nuri o gün beni 4 posta daha sikti. Bir günde 5 olmuştu, evliliğim boyunca rekorum günde 2 idi. Yaklaşık 30 senede bulamadığım her şeyi birkaç saatte buldum, hem de oğlumun arkadaşında. Yaklaşık 3 yıl oldu bu olayın üstünde ve biz hala her fırsatta hiç durmadan bıkmadan sikişiyoruz. Nuri beni hayata bağlayan tek şey oldu, ne çocuklarım ne Metin beni asla bu kadar mutlu etmemişti.
9 Ocak 2015 Cuma
kuzenim ve arkadaşlarıyla grup sex
merhaba. size daha önce kuzenimi nasıl siktiğimi anlatmıştım. ve devamınında olacağını söylemiştim. o günden sonra kuzenimle artık her saat sikişir olmuştuk. evde resmen karı-koca gibiydik. kuzenimin 2 tane benle yaşıt harika mı harika 2 arkadaşı vardı. kuzenime onlarıda sikmek istediğimi söyledim. kuzenimse ayarlamaya çalışacağım dedi. kızların ismi aleyna ve ebrar(gerçek isimleri) her gün bize gelirlerdi ve hep onlara imalı imalı bakardım. kuzenim 2 gün sonra ayarladığını söyledi. ben çok heyecanlıydım. kuzenime peki amlarından mı götlerinden mi sikeceğim dedim. kuzenim ikisinide amından sikebilirsin dedi. çünkü kuzenime diktireceğimi söylemiştim. bu benim için harikaydı. ve beklenen gün geldi. kuzenim hazırlandı ben hazırlandım. ve kızlar geldi. 1 saat
konuştuktan sonra kuzenim ebrara göz kırpı. sonra ebrar beni elimden tutup kuzenimin odasına götürdü. arkamızdanda aleyna ve kuzenim el ele geldi. o gün ebrar şort ve askılı bir body giymişti. aleyna ise etek ve t-short giymişti. önce ebrar beni soymaya başladı ardından da ben onu yawaşça soymaya başladım. ve bizden sonra kuzenim ve aleynada soyunmaya başladı. biz ebrarla ateşli bir öpüşme içindeydik. ebrarda istekliydi. sonra ben ebrarı yatağa attım ve amını yalamaya başladım. onunda amı kıllıydı ve bayz uzundu kılları. kuzenime söylemiştim ben kıllı am severim diye heralde oda ebrara söyledi. ben yalama işini bıraktım ve hazır ol dedim ebrara. oda kudurmuştu artık ve artık sok içime dedi. ben yawaş yawaş amına ittirmeye başladım. 2cm soktuktan sonra aniden kökledim ve ebrar acı bir çığlık attı. ebrarın kanları yawaş yawaş süzülmeye başladı. ben biraz bekledim. çünkü köküne kadar sokmuştum. taşaklarım götüne çarpıyordu. bu arada kuzenim ve aleyna 69 olmuş birbirlerini yalıyorlardı. ben yawaş yawaş git-gel yapmaya başlamıştım ebrarın amında. 5 dk sonra tempoyu arttırdım ve ebrarı hızlı hızlı sikmeye başladım. ben sikerken ebrarın da memeleri bir yanadan sallanıyordu onları ellerimle tuttum ve sıkmaya başladım. 20 dk hızlı bir şekilde siktikten sonra amının içine boşaldım. ama yarağım hala inmemişti. ebrar ben yoruldum dedi. bende onu bırakarak aleynayı yanıma aldım. aleyna önce yarağımı yaladı ve döllerimi temizledi.kuzenimse ebrarın amını vakumluyordu adeta. aleyna yalamayı bıraktı bu sefer ben başladım aleynayı yalamaya. aleyna azmış kudurmuştu. kuzenim amını nasıl yaladıysa kızcağız kıvramıyordu . amını yalayalı 2 dk olmuştuki aleyna azımın içine bir fıskiye gibi boşaldı. hepsini yalayıp yuttum. artık hazırdı aleyna ve hazırmısın dedim. oda ebrar gibi artık sok diyordu. ama ben aleyanı daha sert sikmek istediğim için amına aniden kökledim ve hızlı hızlı git-gel yapmaya başladım. aleyna bağırdı. bana sövüyordu adeta. aleynanın amı ise ebrarınki gibi değildi amının etrafında üçgen şeklinde kıl vardı sadece. demekki daha yeni yeni olgunlaşıyordu. aleynanın memeleri bir yandan sallanırken ben amına hızlı hızlı geçiriyordum. daha yeni boşaldığım için 35 dk aleynayı siktikten sonra aleyna hadi artık boşal yoruldum dedi. ben 2 git-gelden sonra aleynanında amına boşaldım. bende yorulmuştum. 4 ümüz bir keyif sigarası içtikten sonra tekrar kuzenimin yatağına geçtik. aleyna ve ebrar yorulmuşlardı ve yere yığıldılar. kuzenim ise azgın bir boğa gibi üstüme çullandı. kudurmuştu resmen. aletimi yalamaya başladı. derhal 69 pozisyonunu aldık ben altta kuzenim üstteydi. yalama işini bitirdikten sonra kuzenimi yarağımın üstüne yüzü bana dönük şekilde oturttum. kuzenim yarağımın üstünde zıplarken bende memelerini sıkıyor dudağını öpüyordum kuzenimi 30 dk siktikden sonra onunda içine boşaldım. aleyna ve ebrar ise amlarını okşuyor öpüşüyorlardı. saat 5 olmuştu. halamla eniştemin gelmesine 1 saat kalmıştı. ben hadi banyoya dedim. 4ümüz birden banyoya girdik. küvetin dolmasını beklerken hepsini yalayıp boşalttım. su doldu ve hepsini su ile yıkadıktan sonra hepsini önüme domalttım. hepsine tek tek soktuktan sonra kuzenime boşaldım ve biraz daha su ile yıkandıktan sonra banyodan çıktık. aleyna ve ebrar sana teşekkür ederiz dediler ve beni öpmeye başladılar ve ben asıl ben size teşekkür ederim dedim. üstlerini giyinirlerken ikisininde donunu aldım. hiç bir şey demediler. giyindiler. yolcu ederken biraz daha öpüştükten sonra aleynaya kız amınınn kıllarını kesme ha dedim . oda tamam seni azgın şey dedi. ebrara da saten seninkiler harika elleme onlara dedim. ve son bir defa daha öptükten sonra yolcu ettik. halam ve eniştemin gelmesine 10 dk vardı. kuzenime hadi bizde giyinelim dedim ve üstümüzü giymeye gittik. üstümüzü giyerkende rahat duramadaık ve öpüşmeye başladık bir yandan öpüşüyor bir yandan giyiniyorduk. ben televizyon başına kuzenim ise yemekleri ısıttı eniştem ve halam geldi ve bür günde böyle bitti. okuduğunuz için teşekkür ederim umarım beğenmişsinizdir. yorumlarınızı bekliyorum. devamı var daha çok hikayem var. fırsat buldukça onlarıda yazacağım. herkese bol sikişli günler
konuştuktan sonra kuzenim ebrara göz kırpı. sonra ebrar beni elimden tutup kuzenimin odasına götürdü. arkamızdanda aleyna ve kuzenim el ele geldi. o gün ebrar şort ve askılı bir body giymişti. aleyna ise etek ve t-short giymişti. önce ebrar beni soymaya başladı ardından da ben onu yawaşça soymaya başladım. ve bizden sonra kuzenim ve aleynada soyunmaya başladı. biz ebrarla ateşli bir öpüşme içindeydik. ebrarda istekliydi. sonra ben ebrarı yatağa attım ve amını yalamaya başladım. onunda amı kıllıydı ve bayz uzundu kılları. kuzenime söylemiştim ben kıllı am severim diye heralde oda ebrara söyledi. ben yalama işini bıraktım ve hazır ol dedim ebrara. oda kudurmuştu artık ve artık sok içime dedi. ben yawaş yawaş amına ittirmeye başladım. 2cm soktuktan sonra aniden kökledim ve ebrar acı bir çığlık attı. ebrarın kanları yawaş yawaş süzülmeye başladı. ben biraz bekledim. çünkü köküne kadar sokmuştum. taşaklarım götüne çarpıyordu. bu arada kuzenim ve aleyna 69 olmuş birbirlerini yalıyorlardı. ben yawaş yawaş git-gel yapmaya başlamıştım ebrarın amında. 5 dk sonra tempoyu arttırdım ve ebrarı hızlı hızlı sikmeye başladım. ben sikerken ebrarın da memeleri bir yanadan sallanıyordu onları ellerimle tuttum ve sıkmaya başladım. 20 dk hızlı bir şekilde siktikten sonra amının içine boşaldım. ama yarağım hala inmemişti. ebrar ben yoruldum dedi. bende onu bırakarak aleynayı yanıma aldım. aleyna önce yarağımı yaladı ve döllerimi temizledi.kuzenimse ebrarın amını vakumluyordu adeta. aleyna yalamayı bıraktı bu sefer ben başladım aleynayı yalamaya. aleyna azmış kudurmuştu. kuzenim amını nasıl yaladıysa kızcağız kıvramıyordu . amını yalayalı 2 dk olmuştuki aleyna azımın içine bir fıskiye gibi boşaldı. hepsini yalayıp yuttum. artık hazırdı aleyna ve hazırmısın dedim. oda ebrar gibi artık sok diyordu. ama ben aleyanı daha sert sikmek istediğim için amına aniden kökledim ve hızlı hızlı git-gel yapmaya başladım. aleyna bağırdı. bana sövüyordu adeta. aleynanın amı ise ebrarınki gibi değildi amının etrafında üçgen şeklinde kıl vardı sadece. demekki daha yeni yeni olgunlaşıyordu. aleynanın memeleri bir yandan sallanırken ben amına hızlı hızlı geçiriyordum. daha yeni boşaldığım için 35 dk aleynayı siktikten sonra aleyna hadi artık boşal yoruldum dedi. ben 2 git-gelden sonra aleynanında amına boşaldım. bende yorulmuştum. 4 ümüz bir keyif sigarası içtikten sonra tekrar kuzenimin yatağına geçtik. aleyna ve ebrar yorulmuşlardı ve yere yığıldılar. kuzenim ise azgın bir boğa gibi üstüme çullandı. kudurmuştu resmen. aletimi yalamaya başladı. derhal 69 pozisyonunu aldık ben altta kuzenim üstteydi. yalama işini bitirdikten sonra kuzenimi yarağımın üstüne yüzü bana dönük şekilde oturttum. kuzenim yarağımın üstünde zıplarken bende memelerini sıkıyor dudağını öpüyordum kuzenimi 30 dk siktikden sonra onunda içine boşaldım. aleyna ve ebrar ise amlarını okşuyor öpüşüyorlardı. saat 5 olmuştu. halamla eniştemin gelmesine 1 saat kalmıştı. ben hadi banyoya dedim. 4ümüz birden banyoya girdik. küvetin dolmasını beklerken hepsini yalayıp boşalttım. su doldu ve hepsini su ile yıkadıktan sonra hepsini önüme domalttım. hepsine tek tek soktuktan sonra kuzenime boşaldım ve biraz daha su ile yıkandıktan sonra banyodan çıktık. aleyna ve ebrar sana teşekkür ederiz dediler ve beni öpmeye başladılar ve ben asıl ben size teşekkür ederim dedim. üstlerini giyinirlerken ikisininde donunu aldım. hiç bir şey demediler. giyindiler. yolcu ederken biraz daha öpüştükten sonra aleynaya kız amınınn kıllarını kesme ha dedim . oda tamam seni azgın şey dedi. ebrara da saten seninkiler harika elleme onlara dedim. ve son bir defa daha öptükten sonra yolcu ettik. halam ve eniştemin gelmesine 10 dk vardı. kuzenime hadi bizde giyinelim dedim ve üstümüzü giymeye gittik. üstümüzü giyerkende rahat duramadaık ve öpüşmeye başladık bir yandan öpüşüyor bir yandan giyiniyorduk. ben televizyon başına kuzenim ise yemekleri ısıttı eniştem ve halam geldi ve bür günde böyle bitti. okuduğunuz için teşekkür ederim umarım beğenmişsinizdir. yorumlarınızı bekliyorum. devamı var daha çok hikayem var. fırsat buldukça onlarıda yazacağım. herkese bol sikişli günler
8 Ocak 2015 Perşembe
Üvey oğlumu baştan çıkardım
İsmim Mualla. 42 yaşında, fazla zayıf
sayılamayacak, 1.65 boyunda, kapalı bir
bayanım. 7 yıl önce eşimden ayrıldım. Genç
yaşta dul kalışım benim cinsel yaşamdan
koparmıştı. Burası müteassıp bir beldedir.
Maddi durumum çok şükür iyidir, kendime
ait 3 daireden gelen kira geliriyle
geçiniyorum. Geçen sene yaşıma uygun tek
çocuklu bir beyle evlendim. 18 yaşındaki
üvey oğlum Cemil de bizimle yaşamaya
başladı. Okuyor. Okulu gayet iyi, ama
oldukça içine kapanık bir kişiliği var. Neyse,
evlendikten 3-4 ay sonra, yeni kocama ne
oldu bilmiyorum, ama seks hayatımız birden
bitti. Adamda durup dururken bir isteksizlik
başladı, ben de üzerine fazla gitmedim, ama
bazı geceler sex özlemi çekiyordum. Bu
konuda kimseyle de
konuş am ıyordum, böyle
şeyleri birileriyle paylaşmak bu beldede
imkansız bir şeydi, dedikodu bir yayıldı mı
artık burası yaşanmaz hale gelirdi. Mecburen
içime atmıştım.
Bundan 1 ay önceydi, kocam bir iş için
birkaç günlüğüne İstanbula gitmişti. O gün
üvey oğlum Cemil banyoya yıkanmak için
girmişti, ancak su sesi gelmediğini farkettim.
Şohben zehirlenmesinden korktuğum için bir
telaş banyonun kapısına geldiğimde, içerden,
Ahhh! Ohhh! sesleri ile karışık ‘şak şak’
sesleri geliyordu. Bu ilk defa dikkatimi çekti,
eğilip anahtar deliğinden baktığımda,
Cemilin masturbasyon yaptığını gördüm.
Erkekliği, morarmış başıyla hatırı sayılır
derecede büyüktü. Ne yapacağımı bilemedim,
ama seyretmekten de kendimi alamadım. Bir
anda elimin küloduma gittiğini ve am ımı
okşamaya başladığımın farkına vardım. Bunu
istem dışı yapmıştım ve am ım sulanmıştı.
Resmen üvey oğlumun kalkmış ve sertleşmiş
sikinden tahrik olmuştum. Ve o sırada Cemil
boşalmaya başlamıştı. Çeşme gibi
boşalıyordu ki, elinde benim penye
külotlarımdan birini yarağına sürdüğünü
gördüm. O anda çok karışık hislere kapıldım
ve ne yapacağımı bilemedim . Sessizce
banyonun kapısından uzaklaştım ve mutfağa
gidip akşam yemeği için sofrayı hazırladım.
Cemil 10 dakika sonra banyodan çıktı,
eşofmanını giyip geldi. Yemeğimizi yedik,
çay’dı, TV’ydi derken vakit geç oldu,
odalarımıza gittik yattık. Ama beni uyku
tutmuyordu, üvey oğlumun banyodaki o hali
hep gözümün önündeydi ve ister istemez
elim yine am ıma gitti. Amımı okşamaya ve
ilk defa kendimi tatmin etmeye başladım.
Cemilin masturbasyon yaparken külodumu
da kullanması kafamda bir soru işareti
oluşturmuştu, o düşüncelerle acaip bir
orgazm yaşadım. Bu olay kafam takılmış,
yeniden cinselliğimi hatırlamıştım. Bu
düşünce ile ertesi günden itibaren evin
içinde uzun etek yerine, kalçama tam oturan,
hafif dekoltesi olan bir eşofman alarak
giymeye başladım. Cemili takip ediyordum,
çaktırmadan bakışlarını kontrol etdiyordum
ve tahminlerimde haklı çıktım. Cemilin
vücudumdan tahrik olup önünün kabardığını
görebiliyordum. Önce ne yapacağımı
şaşırdım, ama Cemilin kabarık önünü
gördükçe ben de tahrik oluyordum. Bu işin
sonu nereye varacaktı?
Ben irademe yenilip, evin içinde frikik
vererek dolaştıkça, her ikimiz de tahrik
oluyorduk ve o hemen tuvalete gidip kendini
boşaltıyor, bense gece yatağımda aynı işi
yapıyordum. Artık irade gücümü tamamen
kaybetmeye başladım, kaç aydır cinsel
yaş am ım yoktu ve aynaya baktığımda kendi
vücudumdan bile tahrik oluyordum. Bir
akşam bir deneme yapmaya karar verdim ve
kendimi hazırladım. Yemekten sonra odama
gidip iç çamaşırlarımı çıkarıp, dizlerimi örten
geceliğimi giyip salona geldim. DVD’ye bir
korku filmi koyup Cemille seyretmeye
başladık. Çok gerilimli, korkutucu ve
karanlık bir filmdi. Film bitip yatacakken,
çok korkuyormuşum gibi yapıp, “Yaa Cemil
bu filmden sonra bu gece hayatta yalnız
uyuyamam! Hadi anam, gel beraber
yatalım?” dedim. Sanki o da dünden razı,
“Tamam anne, hadi yatalım!” dedi...
Ben Cemile sarılarak, benim odaya geçtik.
Önce ben girdim yatağa yattım, Cemil de
eşofmanının altını çıkardı ve sadece boxerle
girdi yatağa. “Çok korkuyorum Cemil, bana
sıkıca sarıl!” dedim ve arkamı döndüm. Cemil
de arkadan bana sarılarak yatıyoruz. Çok
geçmeden kalçalarımın arasında bir sertlik
hissetmeye başladım. Zaten sadece
gecelikleydim ve altımda külot yoktu. Cemil
gittikçe kalkan yarağını kalça arama hafif
yaslamış öylece duruken, ben bir hareketle
Cemile yaslandım. İ çimde birşeylerin
koptuğunu ve amımın sulandığını, hatta
sularının aktığını farkettim. Götümü Cemilin
yarrağına bastırarak hafif hafif oynatmaya
başlayınca, Cemil de boş durmadı ve
kalçamın üzerinde duran sağ elini, zaten
sertleşmeye başlamış göğüsümün üzerine
getirerek, parmakları daireler çizer gibi
okşamaya başlamıştı. Hiç konuşmuyorduk...
Ben yine götümü oynatıp, yarağına biraz
daha yaslanınca, artık Cemil göğsümden elini
çekti, boxerini bir anda indirdi ve geceliğimi
sıyırdığında külotsuz olduğumu farkedince,
ateş gibi yanan yarağını çıplak kalçalarımın
arasına yerleştirmişti bile. O an ben tamamen
kopmuştum, nefes alışlarım sıklaşmış ve
yüksek sesle nefes almaya başlamıştım.
Cemilin yarağı, sulanmış ve
kayganlaşmış am ımın dudakları arasına
oturmuştu. Artık takatim kalmamıştı,
dizlerimi karnıma çekerek kalçamı iyice
geriye bastırdığımda, Cemilin yarağı bir anda
içime girmişti. O anda öyle bir Oohhhhh!
çektim ki yüksek sesle! Cemilin iki eli alttan
ve üstten iki göğsümü yakalamış, okşama ile
karışık sıkarken, bir yandanda hızlı hızlı
amıma girip çıkmaya ve Uhhh!
Uuuh! sesler çıkarmaya başlamıştı. Bense
nasıl inlediğimin farkında bile değildim.
Cemilin o sert ve damarlarını am ımın
çeperlerinde hissettiğim yarağı içime her
girişinde, “Ooohhhhh, aaaahhhhh, daha
hızlı, daha sert, ooohhhh çok güzelllll,
sokkkk!” derken birden müthiş bir orgazm
yaşadım ve titremelerle boşaldım...
Ama Cemil hala vıcık vıcık olmuş am ıma
gitgele devam ediyordu. Biraz sonra o da
inleyerek ve böğürerek içime fışkırmaya
başladı. Aman Tanrım, böylesine güzel birşey
daha olamazdı. İ kimizin dölleri ve suları
birbirine karışmış ve yatak çarşaf batmıştı.
Ama Cemilin yarağı içimde hala sertliğini
koruyordu. O an ensemde bir öpücük
hissettim ve sırt üstü dönerken Cemil de
içimden çıkmıştı. Birbirimize sarılıp
öpüşürken hala sertliğini sürdüren yarağı
göbeğime basınç yaparken dudaklarımız ve
dillerimiz birbirine dolanmıştı. Uzunca
öpüştükten sonra başımı Cemilin göğsüne
dayayarak bir müddet gözlerimi kapadım.
İçim geçmiş ve öylece uyumuşum. Bir süre
sonra am ımın okşanması ile uyandığımda,
benim elim de Cemilin yarağını kavramıştı
bile. O gece sabaha kadar Cemil beni
domaltarak, kucağında hoplatarak, beni
üzerine at gibi oturtup zıplatarak, 4 kere
daha sikti. O gecen sonra da sikişmelerimiz
devam etti. Babasının evde olmadığı anlarda
Cemille deliler gibi sikişiyoruz.
[Mualla]
sayılamayacak, 1.65 boyunda, kapalı bir
bayanım. 7 yıl önce eşimden ayrıldım. Genç
yaşta dul kalışım benim cinsel yaşamdan
koparmıştı. Burası müteassıp bir beldedir.
Maddi durumum çok şükür iyidir, kendime
ait 3 daireden gelen kira geliriyle
geçiniyorum. Geçen sene yaşıma uygun tek
çocuklu bir beyle evlendim. 18 yaşındaki
üvey oğlum Cemil de bizimle yaşamaya
başladı. Okuyor. Okulu gayet iyi, ama
oldukça içine kapanık bir kişiliği var. Neyse,
evlendikten 3-4 ay sonra, yeni kocama ne
oldu bilmiyorum, ama seks hayatımız birden
bitti. Adamda durup dururken bir isteksizlik
başladı, ben de üzerine fazla gitmedim, ama
bazı geceler sex özlemi çekiyordum. Bu
konuda kimseyle de
konuş am ıyordum, böyle
şeyleri birileriyle paylaşmak bu beldede
imkansız bir şeydi, dedikodu bir yayıldı mı
artık burası yaşanmaz hale gelirdi. Mecburen
içime atmıştım.
Bundan 1 ay önceydi, kocam bir iş için
birkaç günlüğüne İstanbula gitmişti. O gün
üvey oğlum Cemil banyoya yıkanmak için
girmişti, ancak su sesi gelmediğini farkettim.
Şohben zehirlenmesinden korktuğum için bir
telaş banyonun kapısına geldiğimde, içerden,
Ahhh! Ohhh! sesleri ile karışık ‘şak şak’
sesleri geliyordu. Bu ilk defa dikkatimi çekti,
eğilip anahtar deliğinden baktığımda,
Cemilin masturbasyon yaptığını gördüm.
Erkekliği, morarmış başıyla hatırı sayılır
derecede büyüktü. Ne yapacağımı bilemedim,
ama seyretmekten de kendimi alamadım. Bir
anda elimin küloduma gittiğini ve am ımı
okşamaya başladığımın farkına vardım. Bunu
istem dışı yapmıştım ve am ım sulanmıştı.
Resmen üvey oğlumun kalkmış ve sertleşmiş
sikinden tahrik olmuştum. Ve o sırada Cemil
boşalmaya başlamıştı. Çeşme gibi
boşalıyordu ki, elinde benim penye
külotlarımdan birini yarağına sürdüğünü
gördüm. O anda çok karışık hislere kapıldım
ve ne yapacağımı bilemedim . Sessizce
banyonun kapısından uzaklaştım ve mutfağa
gidip akşam yemeği için sofrayı hazırladım.
Cemil 10 dakika sonra banyodan çıktı,
eşofmanını giyip geldi. Yemeğimizi yedik,
çay’dı, TV’ydi derken vakit geç oldu,
odalarımıza gittik yattık. Ama beni uyku
tutmuyordu, üvey oğlumun banyodaki o hali
hep gözümün önündeydi ve ister istemez
elim yine am ıma gitti. Amımı okşamaya ve
ilk defa kendimi tatmin etmeye başladım.
Cemilin masturbasyon yaparken külodumu
da kullanması kafamda bir soru işareti
oluşturmuştu, o düşüncelerle acaip bir
orgazm yaşadım. Bu olay kafam takılmış,
yeniden cinselliğimi hatırlamıştım. Bu
düşünce ile ertesi günden itibaren evin
içinde uzun etek yerine, kalçama tam oturan,
hafif dekoltesi olan bir eşofman alarak
giymeye başladım. Cemili takip ediyordum,
çaktırmadan bakışlarını kontrol etdiyordum
ve tahminlerimde haklı çıktım. Cemilin
vücudumdan tahrik olup önünün kabardığını
görebiliyordum. Önce ne yapacağımı
şaşırdım, ama Cemilin kabarık önünü
gördükçe ben de tahrik oluyordum. Bu işin
sonu nereye varacaktı?
Ben irademe yenilip, evin içinde frikik
vererek dolaştıkça, her ikimiz de tahrik
oluyorduk ve o hemen tuvalete gidip kendini
boşaltıyor, bense gece yatağımda aynı işi
yapıyordum. Artık irade gücümü tamamen
kaybetmeye başladım, kaç aydır cinsel
yaş am ım yoktu ve aynaya baktığımda kendi
vücudumdan bile tahrik oluyordum. Bir
akşam bir deneme yapmaya karar verdim ve
kendimi hazırladım. Yemekten sonra odama
gidip iç çamaşırlarımı çıkarıp, dizlerimi örten
geceliğimi giyip salona geldim. DVD’ye bir
korku filmi koyup Cemille seyretmeye
başladık. Çok gerilimli, korkutucu ve
karanlık bir filmdi. Film bitip yatacakken,
çok korkuyormuşum gibi yapıp, “Yaa Cemil
bu filmden sonra bu gece hayatta yalnız
uyuyamam! Hadi anam, gel beraber
yatalım?” dedim. Sanki o da dünden razı,
“Tamam anne, hadi yatalım!” dedi...
Ben Cemile sarılarak, benim odaya geçtik.
Önce ben girdim yatağa yattım, Cemil de
eşofmanının altını çıkardı ve sadece boxerle
girdi yatağa. “Çok korkuyorum Cemil, bana
sıkıca sarıl!” dedim ve arkamı döndüm. Cemil
de arkadan bana sarılarak yatıyoruz. Çok
geçmeden kalçalarımın arasında bir sertlik
hissetmeye başladım. Zaten sadece
gecelikleydim ve altımda külot yoktu. Cemil
gittikçe kalkan yarağını kalça arama hafif
yaslamış öylece duruken, ben bir hareketle
Cemile yaslandım. İ çimde birşeylerin
koptuğunu ve amımın sulandığını, hatta
sularının aktığını farkettim. Götümü Cemilin
yarrağına bastırarak hafif hafif oynatmaya
başlayınca, Cemil de boş durmadı ve
kalçamın üzerinde duran sağ elini, zaten
sertleşmeye başlamış göğüsümün üzerine
getirerek, parmakları daireler çizer gibi
okşamaya başlamıştı. Hiç konuşmuyorduk...
Ben yine götümü oynatıp, yarağına biraz
daha yaslanınca, artık Cemil göğsümden elini
çekti, boxerini bir anda indirdi ve geceliğimi
sıyırdığında külotsuz olduğumu farkedince,
ateş gibi yanan yarağını çıplak kalçalarımın
arasına yerleştirmişti bile. O an ben tamamen
kopmuştum, nefes alışlarım sıklaşmış ve
yüksek sesle nefes almaya başlamıştım.
Cemilin yarağı, sulanmış ve
kayganlaşmış am ımın dudakları arasına
oturmuştu. Artık takatim kalmamıştı,
dizlerimi karnıma çekerek kalçamı iyice
geriye bastırdığımda, Cemilin yarağı bir anda
içime girmişti. O anda öyle bir Oohhhhh!
çektim ki yüksek sesle! Cemilin iki eli alttan
ve üstten iki göğsümü yakalamış, okşama ile
karışık sıkarken, bir yandanda hızlı hızlı
amıma girip çıkmaya ve Uhhh!
Uuuh! sesler çıkarmaya başlamıştı. Bense
nasıl inlediğimin farkında bile değildim.
Cemilin o sert ve damarlarını am ımın
çeperlerinde hissettiğim yarağı içime her
girişinde, “Ooohhhhh, aaaahhhhh, daha
hızlı, daha sert, ooohhhh çok güzelllll,
sokkkk!” derken birden müthiş bir orgazm
yaşadım ve titremelerle boşaldım...
Ama Cemil hala vıcık vıcık olmuş am ıma
gitgele devam ediyordu. Biraz sonra o da
inleyerek ve böğürerek içime fışkırmaya
başladı. Aman Tanrım, böylesine güzel birşey
daha olamazdı. İ kimizin dölleri ve suları
birbirine karışmış ve yatak çarşaf batmıştı.
Ama Cemilin yarağı içimde hala sertliğini
koruyordu. O an ensemde bir öpücük
hissettim ve sırt üstü dönerken Cemil de
içimden çıkmıştı. Birbirimize sarılıp
öpüşürken hala sertliğini sürdüren yarağı
göbeğime basınç yaparken dudaklarımız ve
dillerimiz birbirine dolanmıştı. Uzunca
öpüştükten sonra başımı Cemilin göğsüne
dayayarak bir müddet gözlerimi kapadım.
İçim geçmiş ve öylece uyumuşum. Bir süre
sonra am ımın okşanması ile uyandığımda,
benim elim de Cemilin yarağını kavramıştı
bile. O gece sabaha kadar Cemil beni
domaltarak, kucağında hoplatarak, beni
üzerine at gibi oturtup zıplatarak, 4 kere
daha sikti. O gecen sonra da sikişmelerimiz
devam etti. Babasının evde olmadığı anlarda
Cemille deliler gibi sikişiyoruz.
[Mualla]
12 Aralık 2014 Cuma
Abim Öldükten Sonra Yengeme Yaptıklarımdan Utanıyorum
Abim Öldükten Sonra Yengeme Yaptıklarımdan Utanıyorum,sex hikayeleri,ensest hikayeler
1 Aralık 2014 Pazartesi
Aşkımın acısı
Merhaba arkadaşlar sex hikayem ben cenk. 20 yaşindayım. Bundan 4 sene önceydi . dershanenin gezisine katılacaktım. Bu geziye can atmanın tek sebebi çocukluk arkadaşım hatta lise aşkım İsa nın da bu geziye katılması. Liseye başladığım ilk yıllarda erkeklere ilgi duymaya başladım. İsa da ilk aşkımdı. İsa uzun boylu, iri yapılı , yakışıklı bir arkadaştır. Beraber futbol okuluna giderken beraber soyunup giyiniyorduk. Ozamanlar saatlerce onu izlerdim. O dönemlerde fark ettim İsaya aşık olduğumu. Neyse biz geziden önce İsayla sözleştik aynı odada kalcaz diye. Ben de evde karar verdim o gece İsa ya açılacaktım. Ve o gece fırtınayı koparacaktım. Bunun verdiği heyecanla gidip valizimi hazırladım. Hususi o gece için aldığım mini etekleri , jartiyerlerimi, tangalarımı valize koydum. Akşam otobüse gittim ve yolculuk başladı. Kış yolculuğu yapacağımız için battaniyeleri örtünüp yola koyulduk. İsa yolculuk boyunca uyudu ben ise yolculuk boyunca alttan onu elledim. Uykusunda hissetmiş olacakkki sik bayrak direği gibi olmuştu. İsa uyandığında varmamıza az kalmıştı. Esnerken ayağa kalktı. Derken ani frenle yüzüm onun kurduğu çadıra çarptı. Çok heyecanlanmıştım. Gece olmuştu otele geldiğimizde. Oda da ikişer kişi kalabiyorduk. Fakat bizim odada yatak bir taneydi ve çift kişilikti. Otele girip yerleştikten sonra dışarı çıkıp geldik. Gece geç olmuştu isa ben banyo yapcam dedi. Yanımda soyunup yarıçıplak banyoya girdi. Bende önce kapı deliğinden baktım . sonra içimdeki garip dürtüye dayanamayıp vaktin geldiğine karar verdim. Soyunup tangamı , jartiyerimi ve mini eteğini giyip banyoya girecektim. Fakat İsa arkası dönük yıkaniyordu. Yani sikini görmedim. Yanımda vazelinde yoktu. Ama bunları umursamadan içeri daldım. Beni o şekilde görünce şaşkınlığını gizleyemedi. Elleriyle sikini kapattı. Üzerimde liseli kız eteği ve jartiyerim vardı. Sen neden böyle giyindin dedi. Dudaklarına yapışıp seni seviyorum dedim. Durumu anladı. Ellerini kalçalarıma attı. Yavaş yavaş okşadı. Onun sikini hissetdiğim an başımdan aşağı şimşek caktı. Korktuğum başıma geldi. Çünkü siki en az 22 santimdi ve benim sikimin iki katı kalındı. Telaş yaptığımı görünce beni öperek sakinleştirdi. Tuttu elimden içeri götürdü beni. Yatağa atıp baksırın önündeki delikten çıkardığı yarrağı ağzıma verdi. Vakumlayarak emdim.o Bayağı tecrübeliydi belli ki , fakat benim ilk deneyimimdi. Sonunda ağzıma boşaldı. Sonra gelip yanıma oturdu. Elini tuttu. Ve onunda benden hoşlandığını fakat benimle sadece cinsel ilişki kurabileceğini anlattı. Kabul edersem benimle görüşmeye devam edeceğini anlattı. Tamam dedim. Aşığım ben sana ne istersen yap dedim. Ardından elini bacaklarımda dolaştırmaya başladı. Heyecandan ölecektim. Hayallerimin adamı ile birlikte olacaktım. Elini yavaşça kalçalarıma attı. Sonra hafifçe tangamı çıkardı. Sonra bacaklarımı omzuna aldı. Ardından ıslak sikinin kafasını dayadı. Ben korku ve aşkla gözlerine baktım. Korkudan benim sikim yavru kuş kesilmişti. Yavaş ol demeye kalmadan sikini içeri kökledi. Ben acıdan yırtınırken o zevkten köşe oldu. O Git gel yaparken acıdan gözlerimden yaşlar geliyordu. Beni o acıyla evire cevire sikiyordu. Sonunda göt deliğime boşaltı. Eteğini çıkarma dedi. Tamam dedim sarmaş dolaş uyurken. Acıyla uyandım. Meğerse sabaha karşı beni uyurken sikmeyi planlıyormuş. Acıdan ellerim tutmuyordu. Neyse ki deliğim genişletmişti. Eteğin altından git geller devam ediyordu. Derken sırtına boşalmıştı. Sabah öğretmenler o bağırtıların nerden geldiğini soruyorlardı. Üstünden 4 sene geçti. Evliyim ve isa hala boş zamanlarında beni arabaya atar. Okuduğunuz için teşekkürler. seks hikaye
Cinsel hikayeler üvey annem
Üvey annem hikayesini bizlerle paylaşan ve cinsel hikayeler kategorisinde yayınlamamızı isteyen Halil Hikmet rumuzlu ziyaretçimize teşekkür ederiz. Halil Hikmet ile üvey annesi Nurdan arasında geçtiği ve tamamen gerçek olduğu iddia edilen cinsel hikaye aşağıdadır. Cinsel hikayeler üvey annem hikayesi Ankara’da yaşanmış bir hikayedir.
Üvey annem Nurdan babamın ikinci karısıydı. Babam rahmetli olduktan sonra üvey annem belirli aralıklarla beni ziyaret etmeyi sürdürdü. Üvey annem benim gözümde çok seksi ve güzel bir kadın. Babam öldükten sonra ona bakışım çok farklı olmuştu. Ben evliydim ama evliliğimde ve cinsel hayatımda pek mutlu sayılmazdım. Cinsel hikayeler üvey annem bize ziyarete geldiğinde çok rahat tavırlarla evde dolaşır ve hemen her şeyime karışırdı. Bizde olduğu bir gün ben mutfaktaki çekmecelerden birinin yerine tam oturmasını sağlamak için elimde malzemelerle mutfakta uğraşırken üvey annem mutfağa girerek kolay gelsin dedi ve elinden düşen bezi almak için tam ağzımın önünde eğildiğinde kocaman kalçası ağzımın içine girecek kadar yakındı. O an aklım başımdan gitmiş ve uyanan cinsel dürtülerimi bastırmak için çok zorlanmıştım. Bizde kaldığı bir hafta boyunca üvey annemin aklımı başımdan alan frikikleri, kocaman götü ve şuh bakışları nedeniyle uzun süre aklımdan çıkmadı. Bir sonraki gelişinde üvey annem bana karşı çok daha rahat davranmaya başlamıştı. Eşim ile mesai saatlerimiz farklı olduğu için bu kez üvey annem geldiğinde ben gece çalışıyor, karım ise gündüz işe gidiyordu. Sabah onu terminalden aldığımda bana hasretle sarıldı. Oysa daha 15 gün önce bizdeydi. Bana sarılıp dudağıma yakın yerden öperken göğüslerini olabildiğince vücudumda hissettim. Arabada eve dönerken sık sık konuyu değiştirip gelinim ile arandaki sorunlar düzeldi mi gibi sorularla beni sıkıştırmaya başladı. Her seferinde başımdan savmak için konuyu farklı yönlere çekmem fayda etmiyordu. Eve geldiğimizde işten çıktığımı söyleyip yattım. Öğlene doğru beni uyandırdı ve kahvaltı hazırladığını söyleyerek kalkmamı istedi. Yorgun olmama rağmen kalkıp ona kahvaltıda eşlik ettim.
Cinsel hikayeler üvey annem, en çok sevdiğim sahanda yumurta yapmış masada önüme koydu. Tam karşıma oturarak beraber kahvaltı yapmaya başladık. Kahvaltı sırasında bana bakışları, kollarıyla desteklediği göğüslerini sanki tabağına koyar gibi yapması, çayımı doldurup önüme koyarken bana sürtmesi beni bir hayli delirtti. Genç ve güzeldi ama ölmüş babamın karısıydı. Aramızda kan bağı olmasa da sonuçta üvey annemdi. Kahvaltımı bitirip yeniden yatmak için odaya geçerken yorgun olduğumu söyledim. Beni rahatsız etmemesi için söyleyebileceğim en nazik bir şekilde söyledim. Yatağa girip uzandığımda odanın kapısını tıklattı. Gir dediğimde içeri girerek madem yorgunsun istersen omuzlarını ve sırtını ovabilirim dedi. Üzerimdeki cinsel baskıdan daha kurtulamamışken böyle bir teklife hayır diyemedim. Tişörtümü çıkararak yatağa yüz üstü uzandım. Yanıma oturarak belimden yukarıya doğru masaj yapmaya başladığında bu işi çok iyi bildiğini anladım. Eşofmanımı yavaşça indirerek masaja ayaklardan başlanır diyerek ayağımda sadece bokser ile kalmamı sağladı. Ayak parmaklarım, baldırlarım, basenlerim derken belime ve oradan da omzuma geçtiğinde bu böyle olmuyor deyip kalçamın üzerine oturdu. Elleriyle öyle güzel masaj yapıyordu ki anlatamam. Omuzlarımı ovup tekrar belimden başlayarak omuzlarıma doğru çıkarken kalçamdan biraz aşağıya doğru kayıyordu. Bir ara tam götümün ortasına gelecek şekilde amını bastırdı ve kerkinmeye başladı. Bu hareket şimdiye kadar karşılaştığım en azdırıcı hareketti. Hemen uyanan erkekliğimin etkisiyle titredim. Anlamış olacak ki bu harekete devam ederek iyice etkilenmemi sağlamaya çalışıyordu. Bir ara üzerimden kalktı ve sakın kıpırdama ve etrafına bakma diyerek yatağın diğer tarafında bir şeyler yapmaya başladı. Sonra sırtıma değen soğuk bir yağ hissiyle birlikte elleri yeniden sırtımda geziniyordu. Yeniden sırtıma çıkıp kalçama oturduğunda ayaklarının çıplak olduğunu hissettim. Kalçama ve götümün oval kısımlarına masaj yapma bahanesiyle ayağımdaki bokser şortu indirdi. Yaşadığım zevkten ne yaparsa sesimi çıkarmamaya karar verdim. Dizlerime kadar indirdiği şortumu ayağımdan çıkarmadan yeniden kalçama oturup masaj yapma bahanesiyle kerkinirken onun da ayağında bir şey olmadığını fark ettim. Kalçama çıplak bedeni ve kasıklarıyla yaptığı baskı inanılmaz derecede tahrik ediciydi. Bir süre sonra dayanamayarak boşaldım. Rahatladın sanırım diyerek benim dönmemi istedi. Cinsel hikayeler üvey annem dönünce dudaklarıma yapıştı. Hemen üzerine atlayıp bir güzel sevişmeye başladık. O kadar iştahla ve seksi şekilde öpüşüyorduk ki yeniden sertleştim. Hemen bacaklarının arasındaki yerimi alıp ileri geri giderken bana “seni seviyorum” dedi. Babanla evlenip seni ilk gördüğüm andan beri sana aşığım. O zaman daha 17 yaşındaydın ama senin sikini gördüğümde sana neden aşık olduğumu anladım. Bir çocuğun siki babasının iki katı büyüklükte olabiliyormuş demek ki deyip sikimi amından çıkarıp avuçladı. Ben hem sana, hem de bu kocaman sike hastayım. İkinize de çok aşığım diyerek beni tahrik etmeye devam ediyordu. Çılgınlar gibi pek çok seks pozisyonunda sikiştikten sonra birlikte mola verdik. Banyoda birlikte yıkandık ve o zaman fark ettim ki vücudu muhteşem güzellikte ve dipdiriydi. Aramızda sadece 3 yaş olmasına ve benim 30 yaşında olmama rağmen o benden çok daha genç ve güzel görünüyordu. Banyodan çıktıktan sonra eşim gelene kadar iki kez daha seviştik ve her seferinde benden önce orgazm olduğu için çok mutluydum.
Cinsel hikayeler üvey annem ile bu çılgın seks hikayemiz bizde kaldığı 10 gün boyunca devam etti. İkimiz ve bizden haberi olmayan eşim ile evimiz artık daha heyecanlı ve cinsellikle dolu. Üvey annem artık her fırsatta yanıma geliyor ve mümkün olduğunca bizde kalmaya devam ediyor.
16 Kasım 2014 Pazar
Harika bir yolculuk deneyimi
Henüz 18 yaşıma yeni girmişken babamla birlikte akrabaların düğününe gittiğimiz harika bir yolculuk deneyimi yaşadım. Adım Yaren ve kimine göre güzel, kimine göre seksi olduğum söylenir. 1.65 cm. boy ve 53 kg. kumral bir bayanım. Bu yaşadıklarım yaklaşık 3 yıl önce başıma geldi. İstanbul dan yola çıkıp Adana’ya gitmek için bindiğimiz şehirlerarası otobüste yaşadığım harika bir yolculuk deneyimimi sizlere anlatacağım.
Harika bir yolculuk deneyimi. Otobüse Esenler otogardan bindik ve köprü trafiğine takıldığımız için çok yavaş ilerliyorduk. Annem uzun yolculuklara dayanamadığı için bizimle gelmedi. Ben cam kenarında oturuyordum. Babam nedense ne annemi, ne de beni hiçbir zaman koridor kısmına oturtmazdı. Yoğun trafik içinde yavaş yavaş ilerlemenin verdiği can sıkıntısı ile etrafıma bakınıp dururken babamın izlediği macera filmi dikkatimi çekti. Filmin adını sorunca sen izlemesen iyi olur çünkü filmde çok açık sahne var dedi. Bunun üzerine çaktırmadan benim ekranımda filmler arasında gezinmeye başladım. Babamın izlediği filmdeki bir sahne adeta porno filmlerden alınmış gib duruyordu. Babam önündeki kabarıklığı düzeltmek için iki de bir eliyle penisini düzeltmeye çalışıyordu. Filmi bulup izlemeye başladığımda babamın dediği gibi çok açık sahneler olduğunu gördüm. Filmde bir erkek kadını dudaklarından başlayıp boynunu, göğüslerini ve nihayetinde bacak arasını yalayarak ilerliyor ve sonunda güzel bir cinsel birleşme yaşıyorlardı. Yaklaşık 2 dakika süren bu sahnenin etkisiyle külotum ıslanmıştı. Babama göz ucuyla baktığımda hem penisiyle oynuyor, hem de filmdeki o sahneyi sürekli geri sarıyordu. Filmi hemen kapatıp bir çizgi film açtım. Ama aklım sürekli babamın izlediği filmdeki sahnede kalmıştı. İstanbul’dan çıkıp İzmit’e yaklaştığımızda babam daha önce hiç duymadığım şekilde yer değiştirmemizi istedi. Ben yerimden hemen kalktım ve onun geçmesi için önümdeki koltuğa iyice yaslandım. Babam benim koltuğa geçerken bir eliyle belimden tuttu ve tam koltuğuma geçtiği sırada otobüs önce fren yaptı. Ardından hızlı bir kalkış yaparak benim babamın kucağına oturmamı sağladı. Nasıl bir tesadüfse ben babamın kucağına oturduğumda amım tam babamın sikinin üstüne denk gelmişti. Zaten kalkık olan sikini tüm iriliğiyle oramda hissettim. Babam hemen belimden tutup beni kaldırdı ve hadi kızım koltuğuna geç dedi. Özür dilerim dedikten sonra koltuğuma geçtim ve babamın koluna girip uyumak için başımı onun omzuna yasladım. Çok geçmeden de uyumuşum. Rüyamda babamın beni otobüs içinde evire çevire siktiğini gördüğüm için defalarca orgazm oldum. Babamın beni dürtmesiyle uyandım. Babamın yüzüne mahcup bir ifadeyle bakarak geldik mi dedim. Daha nerde kızım şimdi Bursa’dayız. Beni neden uyandırdın diye sorduğumda yüzünün kızardığını gördüm. Hava kararmış ve babamın hafif uyuklaması eşliğinde yola devam ediyorduk. Babamın iyice uyuduğunu ve hatta horlamaya başladığını görünce ben de onun omzuna iyice yerleşerek uyumaya başladım. Bir ara otobüsün sallanmasıyla uyandığımda babamın elinin yine sikinde olduğu gördüm. Memelerimi babamın koluna iyice yaslayarak hafifçe oynatmaya başladım. Gece yarısı olduğu için etrafımızdaki herkes uyuyordu. Koltuklardaki her iki ekranı da kapatarak ortamın iyice karanlık olmasını sağladıktan sonra cinsel dürtülerime yenik düşmemin etkisiyle babamın koluna iyice sokuldum ve elini sikinden kaldırıp yavaşça elimi sikine attım. Sert ve dik durumdaki penisin kalınlığı içimi ürpertti. Elimle iyice kavrayıp daha önce erkek arkadaşıma yaptığım gibi ileri geri yaparak babamın penisini okşamaya başladım. Babam aldığı zevkin de etkisiyle gerinerek koltuktaki yerini iyice sağlamlaştırdı. Uyanık olup olmadığını kontrol etmek için gözlerine baktım kapalıydı. Penisinin ucundaki ıslaklığı sikinin baş kısmına yayarak elimin daha kolay hareket etmesini sağladım. Elimdeki yarak adeta zonklamaya başlamıştı. Kalın damarların şişip kalp atışı gibi hareket etmesini hissedebiliyordum. Elimi daha hızlı hareket ettirerek 42 yaşındaki delikanlının önümüzdeki koltuğun arkasına doğru fışkırmasını izledim. Elim yine yavaşça pantolonundan çekip çantamdaki peçeteyle önce elimi, sonra da koltuğun arka kısmından aşağıya doğru süzülen ve hiçbir zaman doğmayacak kardeşlerimin sperm hallerini temizledim.
Harika bir yolculuk deneyimi yaşamaya başlamamla birlikte babamın mutlu ifadesi birbirini izledi. Temizlik işim bittiğinde tekrar babamın koluna yaslanıp uyumaya çalışırken babamın tişörtümün üzerinden göğüslerimi ellediğini fark ettim. Kulağıma eğilerek beni çok mutlu ettin şimdi sıra bende dediğinde utancımdan neye uğradığımı şaşırdım. Babam hızlıca yerinden kalkıp benim cam kenarına geçmemi istedi. Koltuğa oturur oturmaz eteğimi yukarı doğru çekmek için tekrar kalktım. Babam külotumu kenara doğru çekip vajinamın ortaya çıkmasını sağladı. Vücudunu oturduğu koltuk ile öndeki koltuk arasına yan çevirip en azından yandaki koltuklardan ne yaptığının görünmemesi için kendince tedbir aldı. Sol elinin işaret parmağı ve orta parmağıyla amımın dudaklarını iki yana ayırıp klitorisim ile oynamaya başladı. arada bir orta parmağını amımın deliğinin ağzına getirip ıslatıyor sonra tekrar klitorisime baskı uyguluyordu. Babamın yüzüne doğru baktığımda benim orama hiç bakmadığını fark ettim. Gözleri dışarıdaydı ama el yordamıyla amımdaki tüm yerleri keşfe çıkmış gibi ustaca parmaklarını oynatıyordu. Çok fazla geçmeden kasılarak boşaldım. Babamın boynuna öpücük kondurup koltuğumdaki yerimi aldım. Babam da benim boynuma bir öpücük kondurdu ve teşekkür etti. Yalnız bu aramızda sır olarak kalacak ve daha fazlası asla olmayacak diyerek üstü kapalı şekilde beni tehdit etti. Dönüş yolculuğumuzda ikimize de tekli koltuk aldığı için böyle bir şey bir daha yaşanmadı. Babamla harika bir yolculuk deneyimi yaşadım ve hala onun parmaklarını, kalın ve damarlı sikini unutamıyorum.
6 Mart 2014 Perşembe
Dayımın karısı delirtti beni
Dayımın karısı beni delirtti. Hareketleriyle, davranışlarıyla ve sözleriyle adeta beni delirtip kendine ikinci koca yapmak istiyor gibiydi. Dayım ile yengem ikinci evliliklerini yapmışlardı ancak dayım 55 yaşında olmasına rağmen yengem daha 27 yaşındaydı. Yeni yengemiz oldukça bakımlı ve seksi giyinen bir kadındı. Dayım ile ortak işimiz olduğu için dayım, babam ve ben sürekli birlikteydik.
Bir gün dayım ve babam yeni bir iş görüşmesi için randevuya gittiler. Ben işyerinde tek kalmış gelen müşteriler ile ilgileniyordum. Kapıdan içeri dayımın yeni karısı girdi ve etrafa bakınıp dayın yok mu diye sordu. Dayımın iş için bir görüşmeye gittiğini söyledim. Bu arada hoş geldin deyip elimi uzattığımda yengem yanıma yaklaşıp hoş bulduk dedi ve yanaktan öpüştük. Yengemin alkollü olduğu ağzının kokmasından anlaşılıyordu. Güpe gündüz bu kadar alkol aldıracak ne sorunun var diye sordum. Depoya götür beni orada anlatırım dedi. Birlikte bir kat alttaki depoya indik. Dayımın yaşı itibariyle kendisiyle yeteri kadar ilgilenemediğini ve izlediği gündüz kuşağı programında yabancılarla cinsel ilişkiye girmenin aile saadeti açısından tehlikeli olabileceğini öğrendiğini söyleyip yabancıya gerek yok. Benim isteklerimi sen de karşılayabilirsin dedi. Ne gibi ihtiyaçlar diye sorduğumda mini eteğini kaldırıp külotunu göstererek içi yanıyor ve söndürecek bir erkeğe ihtiyacı var dedi. İşte bu sözler yani dayımın karısı delirtti beni. Ben zaten hayran olduğum yengemin yanına yaklaşıp dudaklarına yumuldum. Hemen karşılık verip bir elini pantalonumun üzerine attı. Ben onun kalçalarını ovarken o da benim penisimi okşuyordu. Pantolonumu indirip penisimi ağzına almaya çalıştığında ne yapıp edip bu kocaman siki ağzıma alacam dedi ve dil darbeleriyle beni zevkten çıldırtmaya başladı. Dudaklarının arasında ıslattığı sikimi ağzına götürüp içine sokmaya çalışsa da ağzına alamıyordu. Ben daha fazla dayanamayacağımı söyleyip külotunu indirdim ve onu domaltıp arkasına geçtiğimde yavaş sok lütfen. Çok büyük sikin var, amımı kanatıp da dayını şüphelendirme dedi. Yengemin tükürükleriyle ıslanmış olan sikimi yavaş yavaş vajinasına doğru bastırırken zaten zevkten iyice sulanmış olan amına girmeye başladım. Ben bastırdıkça yengem inliyor, alttan uzattığı eliyle taşaklarımı avuçluyordu. Bu şekilde 2-3 dakika sikiştikten sonra ben sikimi çıkarıp yengemin poposuna boşalmaya başladım. Boşalmam bitince yengemi çevirip kaldırdım ve dudaklarından öperken bu yetmedi. Daha rahat bir ortam ayarla da iyice sikişelim dedim. Yengem ise bu koca yarağı hayatta bırakmam. Dayının yanında kendimi sana siktirecem dedikten sonra toparlanmaya ve külotunu giymeye başladı.
Yengem giyinirken yavaş hareket ediyor ve beni azdırmak için elinden geleni yapıyordu. Dayımın karısı delirtti beni ve sana arkadan piyango çıktı. Bu kocaman siki arkamda istiyorum. Bu gece bize gel, sana hazırladığım sürprizi gör dedi. Depodan önce yengem çıktı. Arkasından da ben yavaş hareketlerle çıktım. Bir süre sonra dayım ve babam işyerine geldiler. İş görüşmesinin olumlu geçtiğini söylediler. Büyük bir iş anlaşması imzaladıkları için akşam kutlamak istediklerini söylediler. Annem, kız kardeşim, yengem dayım ve ben birlikte büyük bir restorana gidip kutlama yaptık. Ardından yaşananları daha sonra anlatırım.
Ali Yılmaz
21 Kasım 2013 Perşembe
Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar!
Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık.
Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.
Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla...” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe...
Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.
Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.
Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay... Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!
Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?
Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.
Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt... Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.
Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma...” dedim çaresizlik içinde.
Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.
İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki...
Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.
İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.
Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.
Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı... Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.
Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.
Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden...
Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum...
Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem... Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.
Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.
O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.
Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!
Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi...
Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece...” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.
“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni... Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge... Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim...” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.
“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.
Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.
Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm... Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.
Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.
Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.
“Ahhh... Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.
“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.
Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.
Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.
O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.
Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.
“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını...” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini... Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.
Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.
“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.
Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak... Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı...
Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.
“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.
Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.
“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi... Girdi... Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım... Dur lütfen... Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.
Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini...
Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum...
Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.
Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.
Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.
“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.
6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.
[Serpil]
Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.
Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla...” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe...
Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.
Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.
Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay... Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!
Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?
Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.
Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt... Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.
Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma...” dedim çaresizlik içinde.
Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.
İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki...
Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.
İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.
Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.
Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı... Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.
Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.
Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden...
Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum...
Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem... Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.
Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.
O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.
Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!
Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi...
Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece...” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.
“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni... Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge... Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim...” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.
“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.
Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.
Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm... Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.
Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.
Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.
“Ahhh... Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.
“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.
Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.
Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.
O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.
Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.
“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını...” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini... Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.
Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.
“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.
Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak... Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı...
Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.
“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.
Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.
“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi... Girdi... Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım... Dur lütfen... Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.
Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini...
Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum...
Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.
Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.
Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.
“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.
6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.
[Serpil]
24 Ekim 2013 Perşembe
Sikişken Eltiler!
İşyerimde otururken telefon çaldı. Açtım. Bir bayan, “İyi günler, Yavuz beyle görüşebilirmiyim?” dedi. Burda Yavuz bey diye birinin olmadığını, muhtemelen yanlış numarayı aradığını söyledim, bayan da telefonu kapadı. Birkaç gün sora tekrar aradı, “Yaa özür dilerim, (numarayı söyledi) numara bu değil mi?” dedi. “Numara doğru, ama burda Yavuz diye biri yok.” dedim. “Peki siz kimsiniz?” dedi. “Ben Metin.” dedim. “Ben de Gamze. Rahatsız etmiyorum umarım?” dedi. “Yoo ne münasebet Gamze hanım, siz rahatsız olmazsanız benim için sorun yok!” dedim. Neyse, biraz şurdan burdan sohbet derken bana, “Yanlış anlamazsanız birşey söylemek istiyorum.” dedi. “Niye yanlış anlayım, söyleyin bakalım neymiş?” dedim. “Aslında ben sizi bir arkadaşım adına arıyorum. Arkadaşım çok sıkılgan biri, böyle birşeye cesareti yok, onun için ben aradım, sizce sakıncası yoksa benden ziyade arkadaşımla konuşurmusunuz?” dedi.
Doğrusu kafam biraz karışmıştı, ama kabul ettim. Neyse arkadaşına verdi telefonu. “Merhaba!” dedim. Zorla bir merhaba çıktı ağzından. İsmini sordum, “Hüsniye.” dedi. “Sıkılmanıza gerek yok, sonuçta bu bir telefon konuşması, kapatırsınız biter! Sizi arayıp rahatsız etmem, korkmayın!” dedim. Bunu bildiğini, birkaç gün önce aradıklarını, benim onların numarasını aramadığım için güvenip onun için tekrar aradıklarını söyledi. “Neden arayayım ki, sonuçta bir yanlış numara. Hoş öyle olmasa da aramazdım! Çünkü sonuçta siz bir bayansınız ve bizim toplumumuzun yapısı da belli, sizi sıkıntıya sokmak istemem, ancak çağrı yapar veya ararsanız, bu gibi durumlarda arayabilirim!” dedim. O da buna çok memnun oldu. Derken sohbet biraz daha koyulaştı. Sesi kadar güzel olup olmadığını sordum. O kendini, ben de kendimi tarif ettim ve sohbet bir süre sora telde sevişmeye dönüştü. Ve bu telefonlar bir hafta kadar sürdü. Konuşmasında bunun sadece telde kalacağını söylüyordu. Ben de, “Sorun değil, sizin için yeterliyse benim içinde yeter, telde kalsın!” dedim.
Bir sabah yeni işe gelmiştim, çay falan içtim, biraz iş güç derken, içeri son derece kapalı 2 çarşaflı bayan müşteri girdi. Selam verdiler, bazı ürünlerin fiyatını sordular falan. Hal ve hareketleri çok tuhaftı, benden kartımı istediler, kartımı verdim. İsmimi sordular, “Metin.” dedim, teşekkür edip çıktılar. Ancak ilginçtir, Hüsniye hanım, ben her gün işe gelir gelmez sabahtan arardı, ancak bugün öğleden sora olmuştu ve halen aramamıştı. Saat 3 gibi tel çaldı. Numaraya baktım Hüsniye hanımın numarası idi. Açtım, “Hayırdır bugün geç kaldın?” dedim. O da, “Ne geç kalması? Daha sabah yanındaydım ya!” dedi. Şaşakaldım, “Nasıl yani?” dedim. “Bu sabah dükkana iki bayan gelmedi mi?” dedi. “Geldi.” dedim. “İşte o bayanlar ben ve Gamzeydi!” dedi. “Yaa böyle oyun olur mu? Neden kendinizi tanıtmadınız?” falan dedim. “Seni merak ettim, geldim gördüm. İlerisi için daha erken!” dedi. “Peki!” dedim. O ara bir müşteri girdi, ben teli kapadım, müşteriyle ilgilendim...
Biraz sonra tel yeniden çaldı. Baktım arayan o ilk başta bizi tanıştıran Gamze hanım. Müsade istedim, “Müşterim var, birazdan arayın!” dedim kapadım. Müşteri gittikten 15-20 dakika sonra tel tekrar çaldı. Tekrar Gamze hanımdı. Hoş beş derken, o da bugün beni görmeye geldiklerini onayladı. Sonra da Hüsniye ile ilişkimizin ne durumda olduğunu sordu. Ben de anlattım tabii, ama sevişme kısmını atlayarak. “Yalnızca bu kadar mı?” dedi. “Ne bekliyordun ki?” dedim. O ise Hüsniyenin kendisine daha farklı anlattığını söyledi. Ben de onayladım ve “Yani bu kadarını da mı söylememi istiyordun?” dedim. “Evet!” dedi, hatta kendisinin de benimle her anlamda konuşmak istediğini söyledi. Ben de bunun doğru olmayacağını, arada Hüsniye hanımın olduğunu, sonra yanlış bir durumun ortaya çıkacağını falan söyledim. Ama Gamze ısrarla, beni gördükten sonra bunu istediğini, ancak Hüsniyeye söylememi istedi.
Derken artık ben ikisiyle de (birbirinden habersiz) telde sevişmeye başlamıştım. Tabii telin çok meşgul olmasından bu biraz Hüsniyenin dikkatini çekmişti. Ama o başka birileri mi var diye sorguya da çekiyordu. Neyse, Gamze hanım telde gerçek anlamda kendilerini tanıttı. Hüsniyenin kendisinin eltisi olduğunu, kocasının yurtdışında çalıştığını, senede 2-3 kez geldiğini, kendi kocasının da babasıyla birlikte Merter’de bir giyim mağazası işlettiklerini falan anlattı. Hüsniye ile aralarında herşeyi konuştukları için de, en azından telefonda olsun birilerinin yaşamında olması konusunda ısrar ettiğini, Hüsniyenin bu konuda çok ama çok sıkılgan olduğunu, kendisinin arayıp bu ilişkiyi başlattığını, Hüsniyenin hemen hemen bütün konuşmalarımızı ona anlattığını, bu yüzden de beni çok merak ettiğini, bunun için de böyle bir şey tasarlayıp dükkana beni görmeye geldiklerini anlattı...
Bunlar birkaç gün sonra bir kılıf uydurmuşlar, bana evlerinin adresini verip, dükkandan bir ürünü eve benim teslime getirmemi söylediler. Ben de kabul ettim. Ertesi gün hazırlandım, erkenden ürünü de yanıma alıp verilen adrese gittim. Apartmanda söylenilen zile bastım. Otomatiğe bastılar, kapı açıldı ve ben 3 katlı binanın en üst katına çıktım. Kapıyı Gamze hanım açtı, “Hoş geldin!” dedi. Hüsniye hanım da geldi, salona geçip oturduk. En alt katta kayınpederleri ve yaşlı kaynanaları, onun üzerinde Gamze hanımlar, en üst katta da Hüsniye hanımlar oturuyormuş. Gamze, “Ben size bir çay falan yapayım, siz 2 kumruyu da başbaşa bırakayım biraz!” dedi ve salonun kapısını kapayarak mutfağa gitti. Hüsniye hanımla ben başbaşa kalmıştım...
Halen inanamıyordum, o haftalardır telefonda seviştiğim, ikisi de birbirinden güzel hanımlar beni evlerine kadar almışlardı. Hüsniyenin gözlerinin içine bakıyordum. Sarıldım, güzel bir kucakladım sımsıkı, öpüşmeye başladık. Bir taraftan öpüşüyor, birtaraftan da bütün vücudunda ellerimle geziniyordum. Giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını öyle bir okşuyordum ki, Hüsniye hanım gözlerini kapamış, “Ne olursun sev beni!” diyordu. Üzerindeki tişörtü yukarı sıyırıp, o muhteşem dirilikteki göğüslerini yalarken, elimi bacaklarının arasından küloduna kadar sokmuş, külodunun üzerinden amını okşuyordum. Külodunu hafif yana çekip parmağımıamına soktuğumda içim gitti. Öyle ıslanmış ve sıcaktı ki, bir an önce aşağı inip o amını yalamak, yemek ve o sıvıyı tatmalıydım. Çünkü girip çıkmak falan beni fazla ilgilendirmiyor bir ilişkide, daha ziyade yalamak, dilimi, parmaklarımı sokup, seyrederek okşamak isterim...
Hemen aşağı indim, külodonun üzerinden amını öpüp kokladım. Külodunu yana çekip, o muhteşem sıvıyı dilimle tatmaya başladım. Hüsniye ise sadece gözlerini kapamış, göğüslerini okşayarak iniltiler çıkarıyordu. Kapı vuruldu, biz toparlandık biraz, ama ikimiz de darma dağındık, yüzümüz kıpkırmızı, nefes nefese, gözler kaymış, uçmuştuk resmen. Gamze hanım gülerek, “Çay molası aşıklar!” dedi. Bir taraftan çaylarımızı içiyor, bir taraftan da Gamze hanımı dinliyorduk. Gamze hanım, “Hüsniye yengemin aylardır siftahı yok, ama senin de ondan aşağı kalır yanın yok gibi!” diyordu. Benim ne yapıp edip Gamzeyi de işe katmalıydım, bunu Gamze de, ben de çok istiyorduk. Derken Gamze, “Ben yandayım, siz rahatınıza bakın!” deyip çıktı...
O çıkar çıkmaz biz tekrar tutuştuk, ben durmadan yiyordum. Hüsniyeyi dizlerinin üzerinde domalttım, eteğini yukarı sıyırıp külodunu çıkardım, başladım bu pozisyonda amını yalamaya ve o muhteşem götünü öpüp yalayıp dilimi sokuyordum. Bir bir parmaklarımı amının ıslaklığında ıslatıp, götünü yumuşatıp parmaklarımı yollayıp açılmasını seyrederek amıyla ve götüyle oynuyordum. Hüsniye hanımsa o muhteşem poposunu yavaş ve ritmik hareketlerle aldığı zevki hem anlatıp hem ahenk tutuyordu. Derken döndü öylece çekyata oturdu, fermuarımı indirip benimkini çıkardı. Diliyle gezinip, arada bir ağzına alıyor, sonra tekrar çıkarıp, bacak aralarımdan taşaklarıma öyle bir gezinip yalıyordu ki, çıldırıyordum...
Az sonra tekrar kapı tıkladı, biz yine toparlandık. Gamze, “Bir arzunuz var mı?” diye sordu, biz de teşekkür ettik. Gamze tekrar gitti, ama bizim konsantrasyonumuz bozulmuştu. Hüsniye’ye, “Gamze hanım yerinde duramıyor!” dedim. “Evet biliyorum, mahsustan yapıyor, anahtar deliğinden bizi izlediğini de biliyorum!” dedi. “Peki bize katılmasının sakıncası ne? Siz mi istemediniz?” dedim. O da, “Evet, ama o benden de istekli ve arzulu biri, kaldı ki bu kadar şeyi de o başardı, sanırım biraz haksızlık ediyoruz! Gelsin mi?” dedi. Ben de, “OK, ama biz biraz daha onu kudurtalım, öyle aramıza katalım istersen!” dedim. Hüsniye hanım kalktı ve kapıyı açtı, tekrar geldi ve sevişmeye başladık. Ben Çek-yatta otururken Hüsniye hanım yere indi ve fermuarımı tekrar indirip kaldığı yerden devam etti. Ben bu durumda kapıya yüzüm dönüktü...
Ve bir müddet sora Gamze hanım kapının aralığında belirdi. Artık o da beni direk görüyor, benim onu seyrettiğimi görünce arada bir gözgöze geliyorduk. Gözlerine bakarak eteğini işaret ettim, kaldırması için. O da yavaş yavaş eteğini yukarı kaldırıp, tam göbeğine kadar topladıktan sonra, bir eliyle de külodunun üzerinden amını okşuyordu. Bense kendimden geçmiştim, Hüsniye hanımı kolundan tuttuğum gibi öylece yüzü bana dönük pozisyonda yarağımın üzerine oturttum. Tamamını alamıyordu, ben artık insiyatifi ona teslim etmiştim, kendi isteği ölçüsünde alıyor, yarağım bir çıkıyor bir kayboluyordu amında. Bir taraftan da Gamzehanımı seyrediyordum, artık eli külodunun içerisindeydi ve diğer eli de göğüslerinde dolaşıyordu. Hüsniyehanımı tekrar dizlerinin üzerinde domalttım ve arkadan amına girmeye başladım. O sadece altımda çırpınıp inliyordu, ben de biryandan kapı aralığına bakıyordum...
Rahat bir 35-40 dakika kadar hem siktim, hem çıkarıp amını ve götünü yedim yaladım. Parmaklarımı her iki deliğine de gönderiyor, sonra tekrar amını sikiyordum. Ama asıl niyetim o harika götünün yuvarlağını da denemekti. Hüsniye hanım yorulmuştu, ama kaç kez orgazm olmuştu bunu bilmiyorum. Kalktı ve lavobaya gitmek istediğini söyledi, gitti. O arada Gamze hanım damladı içeri, direk yanıma geldi ve dudaklarıma öyle bir yumuldu ki, nefesim kesildi. Eteğinin altından elimi atıp amının ıslaklığını yokladım. Lavabodan gelen su sesi kesilince Gamze hanım hemen ayrılıp mutfağa gitti. Ben de ellerimi ve yüzümü yıkamak için salondan çıktım. Hüsniye bana lavobayı gösterdi. Ben lavobada elimi yüzümü yıkayıp salona döndüm. Biraz bekledikten sora Hüsniye yanıma geldi, “Yaa sen ne harikasın, bitmek tükenmek bilmiyorsun, sade benim değil Gamzenin de aklını başından aldın!” dedi. Bu arada Gamze hanım tekrar çay getirdi, gözlerinin içi gülüyordu...
Çaylarımızı içip bir yandan da sohbet ediyorduk. “Eee Gamze hanım, dışardan manzara nasıldı?” dedim. “Yaaa müthişsiniz! Sanki seyretmiyor, size katılmışım gibi hissediyordum!” dedi. Bu arada Hüsniye lafa girdi, “İsterseniz ben hizmetinize bakayım, siz biraz takılın!” dedi. Gamze hanım hiç cevap vermedi. Hüsniye boşları toplayıp çıkınca, Gamzeyi kolundan tutup ayağa kaldırdım, ben yere uzandım ve Gamzeyi tam kafamın üzerine getirdim, alttan o manzarayı seyredip, külodun üzerinden o harika kalçaları ve amını okşuyor, külodun yanından amının o tatlı ıslaklığına parmaklarımı kaydırıp, o ıslaklıkla muteşem götünü de yokluyordum. Sonra külodunu indirdim ve yalamaya başladım. Gamze çıldırıyordu...
Ayağa kalktım giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını okşayıp, o kiraz dudakları yiyordum. Bu arada kapı tamamen açılmış ve Hüsniye kapının hemen dışında bizi izliyordu. Ona bakınca bize doğru geldi ve arkadan bana dokunup okşamaya başladı. Aman tanrım, iki harika perinin arasında kalmıştım. Birinin dudağını dilini yiyip, ellerimle her yerini okşarken, öbürü arkadan ensemi kulak memelerimi ağzına alıp, boxerimin üzerinden yarağımı okşuyor, içerisine elini sokup çıplaklığıma dokunuyordu. Gamze hanımı Çek-yata dizlerinin üzerinde domalttım ve külodunu indirerek yalamaya başladım. Amını ve götünü yalıyordum. Hüsniye ise boxerimi tamamen çıkarıp alttan yukarı yalayıp öpüp okşuyor, ağzına alıyordu...
Önümdeki manzara harikaydı ve Gamze hanımın götten de aldığı, bir iki yalayıp parmaklarımı götüne oturtunca, iyice belli oluyordu. Götü öyle açılıyordu ki, bayılıyordum. Ayağa kalkıp Gamze hanımım amına yavaş yavaş girmeye başladım. Öyle tatlı kayıyordu ki, resmen eriyordum. Ben çalıştıkça Hüsniyenin arkadan beni okşamaları aklımı başımdan alıyordu. Sonra Hüsniyeyi de kolundan tuttum ve Gamze hanımın pozisyonunda ikisini de dizlerinin üzerinde Çek-yata domalttım ve Gamze hanımdan çıkıp Hüsniyeye, Hüsniyeden çıkıp Gamzeye, mekik dokuyor, birinin amından çıkıp, ötekinin götüne sokuyordum...
Sonunda sikişimiz bittiğinde hepimiz nefes nefese ve ter içinde kalmıştık. Kısacası saat 10 gibi gittiğim evden 15:30 civarı çıkabilmiştim ve ayakta zor duruyordum. Geç boşalma sorunu olan erkekler bilir bunun acısını.
[Metin]
Doğrusu kafam biraz karışmıştı, ama kabul ettim. Neyse arkadaşına verdi telefonu. “Merhaba!” dedim. Zorla bir merhaba çıktı ağzından. İsmini sordum, “Hüsniye.” dedi. “Sıkılmanıza gerek yok, sonuçta bu bir telefon konuşması, kapatırsınız biter! Sizi arayıp rahatsız etmem, korkmayın!” dedim. Bunu bildiğini, birkaç gün önce aradıklarını, benim onların numarasını aramadığım için güvenip onun için tekrar aradıklarını söyledi. “Neden arayayım ki, sonuçta bir yanlış numara. Hoş öyle olmasa da aramazdım! Çünkü sonuçta siz bir bayansınız ve bizim toplumumuzun yapısı da belli, sizi sıkıntıya sokmak istemem, ancak çağrı yapar veya ararsanız, bu gibi durumlarda arayabilirim!” dedim. O da buna çok memnun oldu. Derken sohbet biraz daha koyulaştı. Sesi kadar güzel olup olmadığını sordum. O kendini, ben de kendimi tarif ettim ve sohbet bir süre sora telde sevişmeye dönüştü. Ve bu telefonlar bir hafta kadar sürdü. Konuşmasında bunun sadece telde kalacağını söylüyordu. Ben de, “Sorun değil, sizin için yeterliyse benim içinde yeter, telde kalsın!” dedim.
Bir sabah yeni işe gelmiştim, çay falan içtim, biraz iş güç derken, içeri son derece kapalı 2 çarşaflı bayan müşteri girdi. Selam verdiler, bazı ürünlerin fiyatını sordular falan. Hal ve hareketleri çok tuhaftı, benden kartımı istediler, kartımı verdim. İsmimi sordular, “Metin.” dedim, teşekkür edip çıktılar. Ancak ilginçtir, Hüsniye hanım, ben her gün işe gelir gelmez sabahtan arardı, ancak bugün öğleden sora olmuştu ve halen aramamıştı. Saat 3 gibi tel çaldı. Numaraya baktım Hüsniye hanımın numarası idi. Açtım, “Hayırdır bugün geç kaldın?” dedim. O da, “Ne geç kalması? Daha sabah yanındaydım ya!” dedi. Şaşakaldım, “Nasıl yani?” dedim. “Bu sabah dükkana iki bayan gelmedi mi?” dedi. “Geldi.” dedim. “İşte o bayanlar ben ve Gamzeydi!” dedi. “Yaa böyle oyun olur mu? Neden kendinizi tanıtmadınız?” falan dedim. “Seni merak ettim, geldim gördüm. İlerisi için daha erken!” dedi. “Peki!” dedim. O ara bir müşteri girdi, ben teli kapadım, müşteriyle ilgilendim...
Biraz sonra tel yeniden çaldı. Baktım arayan o ilk başta bizi tanıştıran Gamze hanım. Müsade istedim, “Müşterim var, birazdan arayın!” dedim kapadım. Müşteri gittikten 15-20 dakika sonra tel tekrar çaldı. Tekrar Gamze hanımdı. Hoş beş derken, o da bugün beni görmeye geldiklerini onayladı. Sonra da Hüsniye ile ilişkimizin ne durumda olduğunu sordu. Ben de anlattım tabii, ama sevişme kısmını atlayarak. “Yalnızca bu kadar mı?” dedi. “Ne bekliyordun ki?” dedim. O ise Hüsniyenin kendisine daha farklı anlattığını söyledi. Ben de onayladım ve “Yani bu kadarını da mı söylememi istiyordun?” dedim. “Evet!” dedi, hatta kendisinin de benimle her anlamda konuşmak istediğini söyledi. Ben de bunun doğru olmayacağını, arada Hüsniye hanımın olduğunu, sonra yanlış bir durumun ortaya çıkacağını falan söyledim. Ama Gamze ısrarla, beni gördükten sonra bunu istediğini, ancak Hüsniyeye söylememi istedi.
Derken artık ben ikisiyle de (birbirinden habersiz) telde sevişmeye başlamıştım. Tabii telin çok meşgul olmasından bu biraz Hüsniyenin dikkatini çekmişti. Ama o başka birileri mi var diye sorguya da çekiyordu. Neyse, Gamze hanım telde gerçek anlamda kendilerini tanıttı. Hüsniyenin kendisinin eltisi olduğunu, kocasının yurtdışında çalıştığını, senede 2-3 kez geldiğini, kendi kocasının da babasıyla birlikte Merter’de bir giyim mağazası işlettiklerini falan anlattı. Hüsniye ile aralarında herşeyi konuştukları için de, en azından telefonda olsun birilerinin yaşamında olması konusunda ısrar ettiğini, Hüsniyenin bu konuda çok ama çok sıkılgan olduğunu, kendisinin arayıp bu ilişkiyi başlattığını, Hüsniyenin hemen hemen bütün konuşmalarımızı ona anlattığını, bu yüzden de beni çok merak ettiğini, bunun için de böyle bir şey tasarlayıp dükkana beni görmeye geldiklerini anlattı...
Bunlar birkaç gün sonra bir kılıf uydurmuşlar, bana evlerinin adresini verip, dükkandan bir ürünü eve benim teslime getirmemi söylediler. Ben de kabul ettim. Ertesi gün hazırlandım, erkenden ürünü de yanıma alıp verilen adrese gittim. Apartmanda söylenilen zile bastım. Otomatiğe bastılar, kapı açıldı ve ben 3 katlı binanın en üst katına çıktım. Kapıyı Gamze hanım açtı, “Hoş geldin!” dedi. Hüsniye hanım da geldi, salona geçip oturduk. En alt katta kayınpederleri ve yaşlı kaynanaları, onun üzerinde Gamze hanımlar, en üst katta da Hüsniye hanımlar oturuyormuş. Gamze, “Ben size bir çay falan yapayım, siz 2 kumruyu da başbaşa bırakayım biraz!” dedi ve salonun kapısını kapayarak mutfağa gitti. Hüsniye hanımla ben başbaşa kalmıştım...
Halen inanamıyordum, o haftalardır telefonda seviştiğim, ikisi de birbirinden güzel hanımlar beni evlerine kadar almışlardı. Hüsniyenin gözlerinin içine bakıyordum. Sarıldım, güzel bir kucakladım sımsıkı, öpüşmeye başladık. Bir taraftan öpüşüyor, birtaraftan da bütün vücudunda ellerimle geziniyordum. Giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını öyle bir okşuyordum ki, Hüsniye hanım gözlerini kapamış, “Ne olursun sev beni!” diyordu. Üzerindeki tişörtü yukarı sıyırıp, o muhteşem dirilikteki göğüslerini yalarken, elimi bacaklarının arasından küloduna kadar sokmuş, külodunun üzerinden amını okşuyordum. Külodunu hafif yana çekip parmağımıamına soktuğumda içim gitti. Öyle ıslanmış ve sıcaktı ki, bir an önce aşağı inip o amını yalamak, yemek ve o sıvıyı tatmalıydım. Çünkü girip çıkmak falan beni fazla ilgilendirmiyor bir ilişkide, daha ziyade yalamak, dilimi, parmaklarımı sokup, seyrederek okşamak isterim...
Hemen aşağı indim, külodonun üzerinden amını öpüp kokladım. Külodunu yana çekip, o muhteşem sıvıyı dilimle tatmaya başladım. Hüsniye ise sadece gözlerini kapamış, göğüslerini okşayarak iniltiler çıkarıyordu. Kapı vuruldu, biz toparlandık biraz, ama ikimiz de darma dağındık, yüzümüz kıpkırmızı, nefes nefese, gözler kaymış, uçmuştuk resmen. Gamze hanım gülerek, “Çay molası aşıklar!” dedi. Bir taraftan çaylarımızı içiyor, bir taraftan da Gamze hanımı dinliyorduk. Gamze hanım, “Hüsniye yengemin aylardır siftahı yok, ama senin de ondan aşağı kalır yanın yok gibi!” diyordu. Benim ne yapıp edip Gamzeyi de işe katmalıydım, bunu Gamze de, ben de çok istiyorduk. Derken Gamze, “Ben yandayım, siz rahatınıza bakın!” deyip çıktı...
O çıkar çıkmaz biz tekrar tutuştuk, ben durmadan yiyordum. Hüsniyeyi dizlerinin üzerinde domalttım, eteğini yukarı sıyırıp külodunu çıkardım, başladım bu pozisyonda amını yalamaya ve o muhteşem götünü öpüp yalayıp dilimi sokuyordum. Bir bir parmaklarımı amının ıslaklığında ıslatıp, götünü yumuşatıp parmaklarımı yollayıp açılmasını seyrederek amıyla ve götüyle oynuyordum. Hüsniye hanımsa o muhteşem poposunu yavaş ve ritmik hareketlerle aldığı zevki hem anlatıp hem ahenk tutuyordu. Derken döndü öylece çekyata oturdu, fermuarımı indirip benimkini çıkardı. Diliyle gezinip, arada bir ağzına alıyor, sonra tekrar çıkarıp, bacak aralarımdan taşaklarıma öyle bir gezinip yalıyordu ki, çıldırıyordum...
Az sonra tekrar kapı tıkladı, biz yine toparlandık. Gamze, “Bir arzunuz var mı?” diye sordu, biz de teşekkür ettik. Gamze tekrar gitti, ama bizim konsantrasyonumuz bozulmuştu. Hüsniye’ye, “Gamze hanım yerinde duramıyor!” dedim. “Evet biliyorum, mahsustan yapıyor, anahtar deliğinden bizi izlediğini de biliyorum!” dedi. “Peki bize katılmasının sakıncası ne? Siz mi istemediniz?” dedim. O da, “Evet, ama o benden de istekli ve arzulu biri, kaldı ki bu kadar şeyi de o başardı, sanırım biraz haksızlık ediyoruz! Gelsin mi?” dedi. Ben de, “OK, ama biz biraz daha onu kudurtalım, öyle aramıza katalım istersen!” dedim. Hüsniye hanım kalktı ve kapıyı açtı, tekrar geldi ve sevişmeye başladık. Ben Çek-yatta otururken Hüsniye hanım yere indi ve fermuarımı tekrar indirip kaldığı yerden devam etti. Ben bu durumda kapıya yüzüm dönüktü...
Ve bir müddet sora Gamze hanım kapının aralığında belirdi. Artık o da beni direk görüyor, benim onu seyrettiğimi görünce arada bir gözgöze geliyorduk. Gözlerine bakarak eteğini işaret ettim, kaldırması için. O da yavaş yavaş eteğini yukarı kaldırıp, tam göbeğine kadar topladıktan sonra, bir eliyle de külodunun üzerinden amını okşuyordu. Bense kendimden geçmiştim, Hüsniye hanımı kolundan tuttuğum gibi öylece yüzü bana dönük pozisyonda yarağımın üzerine oturttum. Tamamını alamıyordu, ben artık insiyatifi ona teslim etmiştim, kendi isteği ölçüsünde alıyor, yarağım bir çıkıyor bir kayboluyordu amında. Bir taraftan da Gamzehanımı seyrediyordum, artık eli külodunun içerisindeydi ve diğer eli de göğüslerinde dolaşıyordu. Hüsniyehanımı tekrar dizlerinin üzerinde domalttım ve arkadan amına girmeye başladım. O sadece altımda çırpınıp inliyordu, ben de biryandan kapı aralığına bakıyordum...
Rahat bir 35-40 dakika kadar hem siktim, hem çıkarıp amını ve götünü yedim yaladım. Parmaklarımı her iki deliğine de gönderiyor, sonra tekrar amını sikiyordum. Ama asıl niyetim o harika götünün yuvarlağını da denemekti. Hüsniye hanım yorulmuştu, ama kaç kez orgazm olmuştu bunu bilmiyorum. Kalktı ve lavobaya gitmek istediğini söyledi, gitti. O arada Gamze hanım damladı içeri, direk yanıma geldi ve dudaklarıma öyle bir yumuldu ki, nefesim kesildi. Eteğinin altından elimi atıp amının ıslaklığını yokladım. Lavabodan gelen su sesi kesilince Gamze hanım hemen ayrılıp mutfağa gitti. Ben de ellerimi ve yüzümü yıkamak için salondan çıktım. Hüsniye bana lavobayı gösterdi. Ben lavobada elimi yüzümü yıkayıp salona döndüm. Biraz bekledikten sora Hüsniye yanıma geldi, “Yaa sen ne harikasın, bitmek tükenmek bilmiyorsun, sade benim değil Gamzenin de aklını başından aldın!” dedi. Bu arada Gamze hanım tekrar çay getirdi, gözlerinin içi gülüyordu...
Çaylarımızı içip bir yandan da sohbet ediyorduk. “Eee Gamze hanım, dışardan manzara nasıldı?” dedim. “Yaaa müthişsiniz! Sanki seyretmiyor, size katılmışım gibi hissediyordum!” dedi. Bu arada Hüsniye lafa girdi, “İsterseniz ben hizmetinize bakayım, siz biraz takılın!” dedi. Gamze hanım hiç cevap vermedi. Hüsniye boşları toplayıp çıkınca, Gamzeyi kolundan tutup ayağa kaldırdım, ben yere uzandım ve Gamzeyi tam kafamın üzerine getirdim, alttan o manzarayı seyredip, külodun üzerinden o harika kalçaları ve amını okşuyor, külodun yanından amının o tatlı ıslaklığına parmaklarımı kaydırıp, o ıslaklıkla muteşem götünü de yokluyordum. Sonra külodunu indirdim ve yalamaya başladım. Gamze çıldırıyordu...
Ayağa kalktım giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını okşayıp, o kiraz dudakları yiyordum. Bu arada kapı tamamen açılmış ve Hüsniye kapının hemen dışında bizi izliyordu. Ona bakınca bize doğru geldi ve arkadan bana dokunup okşamaya başladı. Aman tanrım, iki harika perinin arasında kalmıştım. Birinin dudağını dilini yiyip, ellerimle her yerini okşarken, öbürü arkadan ensemi kulak memelerimi ağzına alıp, boxerimin üzerinden yarağımı okşuyor, içerisine elini sokup çıplaklığıma dokunuyordu. Gamze hanımı Çek-yata dizlerinin üzerinde domalttım ve külodunu indirerek yalamaya başladım. Amını ve götünü yalıyordum. Hüsniye ise boxerimi tamamen çıkarıp alttan yukarı yalayıp öpüp okşuyor, ağzına alıyordu...
Önümdeki manzara harikaydı ve Gamze hanımın götten de aldığı, bir iki yalayıp parmaklarımı götüne oturtunca, iyice belli oluyordu. Götü öyle açılıyordu ki, bayılıyordum. Ayağa kalkıp Gamze hanımım amına yavaş yavaş girmeye başladım. Öyle tatlı kayıyordu ki, resmen eriyordum. Ben çalıştıkça Hüsniyenin arkadan beni okşamaları aklımı başımdan alıyordu. Sonra Hüsniyeyi de kolundan tuttum ve Gamze hanımın pozisyonunda ikisini de dizlerinin üzerinde Çek-yata domalttım ve Gamze hanımdan çıkıp Hüsniyeye, Hüsniyeden çıkıp Gamzeye, mekik dokuyor, birinin amından çıkıp, ötekinin götüne sokuyordum...
Sonunda sikişimiz bittiğinde hepimiz nefes nefese ve ter içinde kalmıştık. Kısacası saat 10 gibi gittiğim evden 15:30 civarı çıkabilmiştim ve ayakta zor duruyordum. Geç boşalma sorunu olan erkekler bilir bunun acısını.
[Metin]
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)