29 Aralık 2013 Pazar
26 Aralık 2013 Perşembe
22 Aralık 2013 Pazar
21 Aralık 2013 Cumartesi
20 Aralık 2013 Cuma
8 Aralık 2013 Pazar
Türk Evli Çift Pornosu İzle
Türk evli çift sikişmenin doruklarında yaşıyor, muhteşem ikili kanepede çatır çatır sikişiyor adam işini pek bilmiyormuş gibi görünsede türk evli çift pornosu izle gerçekten harika bir porno sunmuş bizlere.
27 Kasım 2013 Çarşamba
HD Porno İzle
Hd porno kaliteli görüntüye sahip pornolardır, esmer.info adresi size doyasıya hd porno izleme imkanı sunmaktadır. Grup sex , anal sikiş, hardcore sikiş, türk amatör pornosu, bekaret bozma pornosu, bedava brazzers pornoları, gizli çekim porno gibi kategorileriyle sizlere hizmet veren sitede, zevkin ve boşalmanın doruklarına ulaşacaksınız. Türkçe, ingilizce pornolarla hoş vakit geçirip fantezi dünyanızı genişleteceksiniz sizde hemen esmer.info adresine girerek porno izleme keyfini doyasıya yaşayabilirsiniz.
24 Kasım 2013 Pazar
Abbey Brooks Pornosu
Etiketler:
+18,
Abbey Brooks,
erotik,
Olgun,
porno,
Porno izle,
sarışın pornosu,
sikiş izle
İki Kızı Aynı Anda Beceriyor
Askerden İzine Gelen Akrabama Siktirdim!
Buradaki okuduğum hikayelerin bazıları bana ters geliyordu. Özellikle akrabalarıyla sikişenlere çok şaşırıyordum. Ama yaşadığım bu olaydan sonra anladım ki, sikişmenin sınırı olmuyormuş...
Adım Selvi, 21 yaşındayım. Aslen Adanalıyız, ama yıllardır Konyada yaşıyoruz. Konya her nekadar diğer şehirlere göre biraz tutucu bir şehir sanılsa da, tam tersi. Aslında her haltın döndüğü, içki kumar ve karı kızın bol olduğu bir şehirdir. Bir de maddi durumunuz iyiyse, yaşamak için fena bir şehir sayılmaz. Seviyorum yani burayı. Ama herkes tutucu gibi görünür her haltı yer. Oyüzden attığın adımlara dikkat ediyorsun. Fakat bundan 6-7 sene önce bekaretimi kaybettim. Lisedeydim, kendimden de büyük bir sevgilim vardı. Birgün elleşip öpüşürken falan, bir anda oldu. Başlarda çok üzüldüm pişman oldum, hayattan soyutladım kendimi falan, ama sonra anladım ki, bunlar faydasız, giden şey geri gelmeyecek.
Kızlığımı bozan sevgilim pskiopat çıktı ve bitirdim. Öylece kalakalmıştım, beni kim alırdı? Yada ailem duyarsa ben ne yapardım? Derken bir sevgilim daha oldu. Evliydi, ama görücü usulü evlenmiş. Hemen yan binadaydı, eşiyle araları çok kötüydü. Biz bununla hem duygusal sevgili olduk, hemde sevişiyorduk. Birgün anlattım buna bakire olmadığımı, bayram etti resmen. Kızlığımı kaybettikten 4 sene sonra ilk defa başkası tarafından sikildim ve harikaydı. Onunla da ilişkimiz geçen seneye kadar sürdü. Ama sürekli sikişmiyorduk, tadı kaçmasın diye. Derken onunla da yürümedi ve ilişkimizi bitirdik. Ondan ayrılalı 7-8 ay geçti. Hem azgındım, hemde sikişmek için deliriyordum.
Bizim anne tarafından Antalyada bir akrabamız var, onun oğlunun askerliği Ankaraya çıkmış. Çocuk Üniversite okumuş, anca gidebilmiş askere, 25 yaşındaydı. Annem tarafının akraba ilişkileri de çok sıkıdır, annem illa tutturdu, “Çağrı oğlum, Ankara-Konya hızlı tren var artık, ilk izninde 1-2 günlüğüne bekleriz!” diye. Ben de, kimdir necidir bilmediğimden umursamıyordum. Sadece adının Çağrı olduğunu biliyordum.
Birgün Çağrı telefon açtı anneme, 2 günlüğüne gelmek istediğini, müsait olup olmadığımızı sordu. Annem çok sevindi, “Tabiki buyur gel oğlum!” dedi. Ertesi gün ben çarşıdan eve geldim, annem beni kapıda karşıladı, “Kızım Çağrı abin geldi, içeri geç ve bir merhaba de!” dedi. İçeri geçtim, merhabalaştık, elimi sıktı, gülümsedi. Çok çekici gözleri vardı, uzun boylu, esmerdi. Tam sevdiğim bir tipteydi, bakışları resmen içimi yakıyordu.
Neyse akşam oldu, yemekler yendi, çaydı kahveydi, sohbetti derken yatma vakti geldi. Onun da odasını hazırladık, herkes gitti yattı. Ben gece kalkıp su içme bahanesiyle, Çağrının uyuyup uyumadığına baktım. Mutfak balkonunda sigara içiyordu. Yanına gidip, “Aa daha uyumadın mı sen?” dedim. “Hayır, uyku tutmuyor!” dedi. “Neden?” dedim. Güldü, “Askerdeyim, sivil hayatı özlüyorum!” dedi. Konuşurken sigarayı öyle bir çekiyordu ki, sanki beni çekiyordu içine. Çok fena olmuştum. Birsüre daha lafladıktan sonra gidip yatağımda mastürbasyon yaptım. Sessizce, ama büyük bir zevkle boşaldım.
Ertesi sabah kahvaltıda buna öyle bakıyordum ki, ‘gel beni sik!’ der gibi. Bana Mevlanayı gezmek istediğini söyledi. Ben de onu oralara, çarşıya falan götürdüm. Akşam tam eve dönerken, caddenin kenarında sağ ayağına bir motor çarptı. Telaşlandık hemen hastaneye götürdük. Sağ ayağı çatlamış, önemli birşeyi yoktu, ama üzerine çok zor basıyordu. Annem tutturdu tabi, “İmkanı yok oğlum, seni böyle Ankaraya göndermem, ayağın iyileşene kadar kal burda! Biz zaten akşama kadar çalışıyoruz, ev sana kalır, istirahat edersin!” diye. Çağrı başta kabul etmedi, ama sonunda annemlerin ısrarıyla (ve eminim ki beni de sikebilme isteğiyle) kabul etti. Yani 1 hafta daha bizdeydi. Çok sevinmiştim.
Ben sabahları 7 de kalkıyorum işe gitmek için, o gün kalktığımda baktım Çağrının Laptopu salonda masa üstünde duruyordu. Herkes uyuyordu nasıl olsa, açtım Laptopunu ve karıştırmaya başladım. Ve karıştırdıkca gözlerime inanamadım. Birsürü porno siteler, erkek erkeğe sikişmeler, kadın kadına sikişenler, ensest şeyler, fantaziler, kırbaçlar, kelepçeler... Anlayacağınız sekse aç bir erkekti. Ben de zaten azgındım, tam delirmiştimresmen. Daha sonra MSN konuşmalarına baktım, Yağmur adında dul bir karıyla konuşmaları vardı. Karı 45 yaşında, sanal sikişiyorlarmış. Karıya benden bahsetmiş, “Akraba olmasa ben ona gününü gösterirdim, o memelerini emmek için neler vermezdim, hele o amı götü yok mu, beni kudurtuyor!” falan gibisinden. Karı da buna gaz vermiş, “Aslan gibi erkeksin, akraba falan deme, sıkıştır sik, demek ki yarak istiyor orospu!” gibisinden. Aman Tanrım! Bunları okuyunca oracıkta boşalcaktım nerdeyse. Laptopunu kapadım, ama kafama koymuştum, ona zorla siktirecektim kendimi...
Akşam işten erken çıktım, aceleyle eve gittim. Ama baktım Çağrı evde yok. Korktum, acaba Ankaraya mı döndü diye. Annemi aradım hemen, sordum. Asker arkadaşının biri Konyalıymış, yemeğe onlara gitmiş. Rahatlamıştım. Annemlerin gelmesine de daha 2 saat vardı. Kimse gelmeden bir banyoya gireyim dedim, soyundum odamda, aynada okşadım kendimi biraz, amımı sulandırdım, sonra yatağa uzanıp yastığı altıma aldım ve onun da üstüne titreşimli vibratörümü diklemesine koyup çalıştırdım, amıma soktum. Kendimi kaybetmiş şekilde Vibratöre oturup kalkarken, birden kapı açılıp, karşımda Çağrıyı görünce resmen beynimde şimşekler çaktı. Hemen toparlandım ve battaniyeyi üstüme çektim. Tamam onunla sikişmeyi hayal ediyordum, ama beni öyle görmesi çok tuhaf olmuştu...
Çağrı da gördükleri karşısında kendini zor toparladı ve “Yaa çok özür dilerim, pardon, çok pardon!” diyerek utanmış bir şekilde topallayarak kaçtı. Bense utancımdan annemler gelene kadar odamdan çıkamadım. Akşamoldu annemler geldi, hep birlikte yemek yedik, ama ikimiz de konuşmuyorduk. Birtaraftan da üzülüyordum, Çağrı 2 gün sonra gidecekti ve biz daha sikişememiştik halen, umudum kırılmıştı.
Neyse gece oldu, yattık hepimiz. Ben de bu düşünceler arasında uyumaya çalışırken, sessizce odamın kapısının açıldığını farkettim. İnanamadım, Çağrı karşımda duruyordu. Yataktan çıktım yanına gittim, “Evet, ne istiyorsun?” diye sordum. Birden ağzımı kapatıp, “Sus! Sus sus!” dedi. Kafamamı sallayıp sustum. Arkama geçip, “Bağırmayacaksın değilmi?” diyerek sürtünüyordu arkama. Heyecandan delirdim resmen. Ağzımdaki elini hafif aralayınca, “Bağırmıyacağım!” dedim. Elini ağzımdan çekip memelerime indirdi ve öyle bir sıktı kimemelerimi, nefesim kesildi. Hiç konuşmuyorduk. Beni duvara yaslayıp eşofmanımı sıyırdı, üstümdekini yırtar gibi çekti aldı. Amımı öyle bir yalamaya başladı ki, aman Tanrım! Öyle birşey görmedim. Kudurmuş köpek gibi, şapur şupur emip somuruyordu resmen. Arada bir de, “Mmmmhhh, harikasın, ohhh, mmhhh!” diye söyleniyordu.
Çok hoşuma gidiyordu, ama, “Korkuyorum, biri gelecek, yapma!” dedim. “Merak etme uyanmazlar, sen yeter ki sesini çıkarma!” dedi. Çağrı amcığımı yalarken ben 2 kere orgazm oldum bile. Kulağıma fısıldayarak, “Dayanamıyorum, geçirecem artık o taze amına, aylardır hasretim amcık sikmeye!” deyince, iyice kudurdum, “Ben de çok özledim sikişmeyi, hadi sik beni!” dedim. Beni önünde domalttı ve arkadan amıma yarağını sürtmeye başladı. Mmmhhhh harikaydı. 7-8 aydır amıma gerçek yarak girmemişti. Sonra yavaş yavaş geçirmeye başladı. Dünya durdu sanki, öyle zevkliydi ki, ohhh. İkimiz de kısık kısık inliyorduk. Birden bire geçirmesiyle kendime geldim. Şak şak şak sikmeye başladı beni. Süperdi. Saçımı çekip, memelerimi yoğurup sikiyordu. Amımdan sular akıyordu resmen. Sonra o da, “Dayanamıyorum, ben ilk postayı geleceğim, aylardır ilk sikişmem bu!” deyip, amımdan çıkardı sikini ve sırtıma öyle bir fışkırttı ki, sesini duyar gibiydim...
Dönüp baktığımda daha yarağı dimdikti, harikaydı. Hemen ağzıma aldım ve emmeye başladım. Ayağı acımasın diye oturdu. Ben emerken gözleri kayıyordu, kendinden geçiyordu. “Kucağıma gel!” dedi. Oturdum kucağına, yavaş yavaş soktu amıma. Ben oturup kalkmaya başladım, o da alttan geçiriyordu. İnanılmazdı. Birsüre de öyle sikti beni. Ayağı sarılı olduğu için ayakta duramadık pek. Sonra bacaklarımın arasına geçip klasik pozisyonda beni baya bir sikti. Daha sonra onu altıma aldım ve sikine oturdum. Üstünde deli gibi oturup kalkmaya ve hoplamaya başladım. Vıcık vıcık amıma giren sikiyle ‘Şak şak’ ses geliyordu. Nefes nefeseydik. Bir süre de öyle sikiştikten sonra deli gibi inlemeye ve “Geliyorum yine!” demeye başladı ve “Gel aşkım, içime boşal!” dememle, ikimiz aynı anda çılgın gibi orgazm olduk...
Sikini amımdan çıkarıp üstünden kalktığımda heryer sperm ve am suyu olmuştu. Uzandım yanına. Bir süre sustuk. Bir sigara yaktı ve fısıldaşarak konuşmaya başladık. Sonra da, ne olur ne olmaz diye, odasına gitti. Ertesi gün de her fırsatta oramı buramı elledi, sıkıştırdı. Askere geri dönmeden de hemen odamda beni kaşla göz arası 2 dakikada sikip, öyle gitti.
Şuan 3 ay oldu teskereyi alalı. Ama Antalyadan çok Konyada duruyor. Burada bir bayilik açtılar, orayı kontrole geliyormuş gibi gelip, ayda 3-4 gün bizde kalıyor ve beni sikip gidiyor. Kimse de birşey farketmiyor, sözüm ona, abi kardeşiz ya biz :)
[Selvi]
Adım Selvi, 21 yaşındayım. Aslen Adanalıyız, ama yıllardır Konyada yaşıyoruz. Konya her nekadar diğer şehirlere göre biraz tutucu bir şehir sanılsa da, tam tersi. Aslında her haltın döndüğü, içki kumar ve karı kızın bol olduğu bir şehirdir. Bir de maddi durumunuz iyiyse, yaşamak için fena bir şehir sayılmaz. Seviyorum yani burayı. Ama herkes tutucu gibi görünür her haltı yer. Oyüzden attığın adımlara dikkat ediyorsun. Fakat bundan 6-7 sene önce bekaretimi kaybettim. Lisedeydim, kendimden de büyük bir sevgilim vardı. Birgün elleşip öpüşürken falan, bir anda oldu. Başlarda çok üzüldüm pişman oldum, hayattan soyutladım kendimi falan, ama sonra anladım ki, bunlar faydasız, giden şey geri gelmeyecek.
Kızlığımı bozan sevgilim pskiopat çıktı ve bitirdim. Öylece kalakalmıştım, beni kim alırdı? Yada ailem duyarsa ben ne yapardım? Derken bir sevgilim daha oldu. Evliydi, ama görücü usulü evlenmiş. Hemen yan binadaydı, eşiyle araları çok kötüydü. Biz bununla hem duygusal sevgili olduk, hemde sevişiyorduk. Birgün anlattım buna bakire olmadığımı, bayram etti resmen. Kızlığımı kaybettikten 4 sene sonra ilk defa başkası tarafından sikildim ve harikaydı. Onunla da ilişkimiz geçen seneye kadar sürdü. Ama sürekli sikişmiyorduk, tadı kaçmasın diye. Derken onunla da yürümedi ve ilişkimizi bitirdik. Ondan ayrılalı 7-8 ay geçti. Hem azgındım, hemde sikişmek için deliriyordum.
Bizim anne tarafından Antalyada bir akrabamız var, onun oğlunun askerliği Ankaraya çıkmış. Çocuk Üniversite okumuş, anca gidebilmiş askere, 25 yaşındaydı. Annem tarafının akraba ilişkileri de çok sıkıdır, annem illa tutturdu, “Çağrı oğlum, Ankara-Konya hızlı tren var artık, ilk izninde 1-2 günlüğüne bekleriz!” diye. Ben de, kimdir necidir bilmediğimden umursamıyordum. Sadece adının Çağrı olduğunu biliyordum.
Birgün Çağrı telefon açtı anneme, 2 günlüğüne gelmek istediğini, müsait olup olmadığımızı sordu. Annem çok sevindi, “Tabiki buyur gel oğlum!” dedi. Ertesi gün ben çarşıdan eve geldim, annem beni kapıda karşıladı, “Kızım Çağrı abin geldi, içeri geç ve bir merhaba de!” dedi. İçeri geçtim, merhabalaştık, elimi sıktı, gülümsedi. Çok çekici gözleri vardı, uzun boylu, esmerdi. Tam sevdiğim bir tipteydi, bakışları resmen içimi yakıyordu.
Neyse akşam oldu, yemekler yendi, çaydı kahveydi, sohbetti derken yatma vakti geldi. Onun da odasını hazırladık, herkes gitti yattı. Ben gece kalkıp su içme bahanesiyle, Çağrının uyuyup uyumadığına baktım. Mutfak balkonunda sigara içiyordu. Yanına gidip, “Aa daha uyumadın mı sen?” dedim. “Hayır, uyku tutmuyor!” dedi. “Neden?” dedim. Güldü, “Askerdeyim, sivil hayatı özlüyorum!” dedi. Konuşurken sigarayı öyle bir çekiyordu ki, sanki beni çekiyordu içine. Çok fena olmuştum. Birsüre daha lafladıktan sonra gidip yatağımda mastürbasyon yaptım. Sessizce, ama büyük bir zevkle boşaldım.
Ertesi sabah kahvaltıda buna öyle bakıyordum ki, ‘gel beni sik!’ der gibi. Bana Mevlanayı gezmek istediğini söyledi. Ben de onu oralara, çarşıya falan götürdüm. Akşam tam eve dönerken, caddenin kenarında sağ ayağına bir motor çarptı. Telaşlandık hemen hastaneye götürdük. Sağ ayağı çatlamış, önemli birşeyi yoktu, ama üzerine çok zor basıyordu. Annem tutturdu tabi, “İmkanı yok oğlum, seni böyle Ankaraya göndermem, ayağın iyileşene kadar kal burda! Biz zaten akşama kadar çalışıyoruz, ev sana kalır, istirahat edersin!” diye. Çağrı başta kabul etmedi, ama sonunda annemlerin ısrarıyla (ve eminim ki beni de sikebilme isteğiyle) kabul etti. Yani 1 hafta daha bizdeydi. Çok sevinmiştim.
Ben sabahları 7 de kalkıyorum işe gitmek için, o gün kalktığımda baktım Çağrının Laptopu salonda masa üstünde duruyordu. Herkes uyuyordu nasıl olsa, açtım Laptopunu ve karıştırmaya başladım. Ve karıştırdıkca gözlerime inanamadım. Birsürü porno siteler, erkek erkeğe sikişmeler, kadın kadına sikişenler, ensest şeyler, fantaziler, kırbaçlar, kelepçeler... Anlayacağınız sekse aç bir erkekti. Ben de zaten azgındım, tam delirmiştimresmen. Daha sonra MSN konuşmalarına baktım, Yağmur adında dul bir karıyla konuşmaları vardı. Karı 45 yaşında, sanal sikişiyorlarmış. Karıya benden bahsetmiş, “Akraba olmasa ben ona gününü gösterirdim, o memelerini emmek için neler vermezdim, hele o amı götü yok mu, beni kudurtuyor!” falan gibisinden. Karı da buna gaz vermiş, “Aslan gibi erkeksin, akraba falan deme, sıkıştır sik, demek ki yarak istiyor orospu!” gibisinden. Aman Tanrım! Bunları okuyunca oracıkta boşalcaktım nerdeyse. Laptopunu kapadım, ama kafama koymuştum, ona zorla siktirecektim kendimi...
Akşam işten erken çıktım, aceleyle eve gittim. Ama baktım Çağrı evde yok. Korktum, acaba Ankaraya mı döndü diye. Annemi aradım hemen, sordum. Asker arkadaşının biri Konyalıymış, yemeğe onlara gitmiş. Rahatlamıştım. Annemlerin gelmesine de daha 2 saat vardı. Kimse gelmeden bir banyoya gireyim dedim, soyundum odamda, aynada okşadım kendimi biraz, amımı sulandırdım, sonra yatağa uzanıp yastığı altıma aldım ve onun da üstüne titreşimli vibratörümü diklemesine koyup çalıştırdım, amıma soktum. Kendimi kaybetmiş şekilde Vibratöre oturup kalkarken, birden kapı açılıp, karşımda Çağrıyı görünce resmen beynimde şimşekler çaktı. Hemen toparlandım ve battaniyeyi üstüme çektim. Tamam onunla sikişmeyi hayal ediyordum, ama beni öyle görmesi çok tuhaf olmuştu...
Çağrı da gördükleri karşısında kendini zor toparladı ve “Yaa çok özür dilerim, pardon, çok pardon!” diyerek utanmış bir şekilde topallayarak kaçtı. Bense utancımdan annemler gelene kadar odamdan çıkamadım. Akşamoldu annemler geldi, hep birlikte yemek yedik, ama ikimiz de konuşmuyorduk. Birtaraftan da üzülüyordum, Çağrı 2 gün sonra gidecekti ve biz daha sikişememiştik halen, umudum kırılmıştı.
Neyse gece oldu, yattık hepimiz. Ben de bu düşünceler arasında uyumaya çalışırken, sessizce odamın kapısının açıldığını farkettim. İnanamadım, Çağrı karşımda duruyordu. Yataktan çıktım yanına gittim, “Evet, ne istiyorsun?” diye sordum. Birden ağzımı kapatıp, “Sus! Sus sus!” dedi. Kafamamı sallayıp sustum. Arkama geçip, “Bağırmayacaksın değilmi?” diyerek sürtünüyordu arkama. Heyecandan delirdim resmen. Ağzımdaki elini hafif aralayınca, “Bağırmıyacağım!” dedim. Elini ağzımdan çekip memelerime indirdi ve öyle bir sıktı kimemelerimi, nefesim kesildi. Hiç konuşmuyorduk. Beni duvara yaslayıp eşofmanımı sıyırdı, üstümdekini yırtar gibi çekti aldı. Amımı öyle bir yalamaya başladı ki, aman Tanrım! Öyle birşey görmedim. Kudurmuş köpek gibi, şapur şupur emip somuruyordu resmen. Arada bir de, “Mmmmhhh, harikasın, ohhh, mmhhh!” diye söyleniyordu.
Çok hoşuma gidiyordu, ama, “Korkuyorum, biri gelecek, yapma!” dedim. “Merak etme uyanmazlar, sen yeter ki sesini çıkarma!” dedi. Çağrı amcığımı yalarken ben 2 kere orgazm oldum bile. Kulağıma fısıldayarak, “Dayanamıyorum, geçirecem artık o taze amına, aylardır hasretim amcık sikmeye!” deyince, iyice kudurdum, “Ben de çok özledim sikişmeyi, hadi sik beni!” dedim. Beni önünde domalttı ve arkadan amıma yarağını sürtmeye başladı. Mmmhhhh harikaydı. 7-8 aydır amıma gerçek yarak girmemişti. Sonra yavaş yavaş geçirmeye başladı. Dünya durdu sanki, öyle zevkliydi ki, ohhh. İkimiz de kısık kısık inliyorduk. Birden bire geçirmesiyle kendime geldim. Şak şak şak sikmeye başladı beni. Süperdi. Saçımı çekip, memelerimi yoğurup sikiyordu. Amımdan sular akıyordu resmen. Sonra o da, “Dayanamıyorum, ben ilk postayı geleceğim, aylardır ilk sikişmem bu!” deyip, amımdan çıkardı sikini ve sırtıma öyle bir fışkırttı ki, sesini duyar gibiydim...
Dönüp baktığımda daha yarağı dimdikti, harikaydı. Hemen ağzıma aldım ve emmeye başladım. Ayağı acımasın diye oturdu. Ben emerken gözleri kayıyordu, kendinden geçiyordu. “Kucağıma gel!” dedi. Oturdum kucağına, yavaş yavaş soktu amıma. Ben oturup kalkmaya başladım, o da alttan geçiriyordu. İnanılmazdı. Birsüre de öyle sikti beni. Ayağı sarılı olduğu için ayakta duramadık pek. Sonra bacaklarımın arasına geçip klasik pozisyonda beni baya bir sikti. Daha sonra onu altıma aldım ve sikine oturdum. Üstünde deli gibi oturup kalkmaya ve hoplamaya başladım. Vıcık vıcık amıma giren sikiyle ‘Şak şak’ ses geliyordu. Nefes nefeseydik. Bir süre de öyle sikiştikten sonra deli gibi inlemeye ve “Geliyorum yine!” demeye başladı ve “Gel aşkım, içime boşal!” dememle, ikimiz aynı anda çılgın gibi orgazm olduk...
Sikini amımdan çıkarıp üstünden kalktığımda heryer sperm ve am suyu olmuştu. Uzandım yanına. Bir süre sustuk. Bir sigara yaktı ve fısıldaşarak konuşmaya başladık. Sonra da, ne olur ne olmaz diye, odasına gitti. Ertesi gün de her fırsatta oramı buramı elledi, sıkıştırdı. Askere geri dönmeden de hemen odamda beni kaşla göz arası 2 dakikada sikip, öyle gitti.
Şuan 3 ay oldu teskereyi alalı. Ama Antalyadan çok Konyada duruyor. Burada bir bayilik açtılar, orayı kontrole geliyormuş gibi gelip, ayda 3-4 gün bizde kalıyor ve beni sikip gidiyor. Kimse de birşey farketmiyor, sözüm ona, abi kardeşiz ya biz :)
[Selvi]
Nette Arkadaşıma Asılan Adama Ben Siktirdim!
Merhaba ben Bahar. Bursada kızıyla yaşayan, 32 yasında, 1.75 boyunda, 50 kilo, sexi, çekici fiziği olan, bakımlı hoş bir dul bayanım. Kocamdan ayrıldıktan sonra, ailesiyle yaşayan Ebru adında bir bayan arkadaşımın yanında kalmaya başladım. Ebru da benim gibi arayışları olan, benim gibi istekli ve arzulu biriydi. Ebru ile akşamları başbaşa odasında olduğumuzda, arkadaşlık sitelerine girer, kendimize uygun erkekler arardık. Yine böyle bir akşam sitede dolaşırken Ebru ile yazışan bir erkeği farkettim. Adam profiline resmini de koymuştu, oldukça hoş biriydi. Yazışırken adam işini de iyi biliyordu, bir kadının istediği ne varsa onları yazıyordu. Adam Ebruya buluşmak istediğini ve güzel bir gün geçirmek istediğini, pişman olmayacağını söylüyordu. Ebru ise, “Bilmem, bir düşünmem lazım!” diyordu...
Kocamdan boşanırken çok stresli zamanlar geçirmiştim ve aslında böyle bir güne benim de çok ihtiyacım vardı. Yazışırlarken adam Ebruya MSN adresini verdi. Ben de hayatımda ilk kez yaptığım birşeyi yaptım, adamın MSN adresini aklımın bir köşesine yazdım. Amacım daha sonra adamın adresini kendi MSN’ime eklemekti. Neyse, onlar yazışmaya devam etti, Ebru yarım saat sonra bilgisayarı kapatıp yattı.
Sabah kalktığımda Ebru işe gitmişti. Kendime bir kahve yapıp bilgisayarın başına geçtim. Hemen adamın MSN adresini kendime ekledim. Ekler eklemez adam kabul etti. “Merhaba!” diyerek yazmaya başladım. O da gayet nazikti, merhabayla karşılık verdi. Adresini siteden aldığımı ve tanışmak istediğimi yazdım. Adamın adının Yalçın olduğunu ve galerici olduğunu öğrendim. Şansıma aynı şehirdeydik. Çapkın birine benziyordu. “Beraber Webcam açalım!” dedim ve açtık. Onu gördüm, o da beni gördü, çok güzel ve tatlı olduğumu söyledi, ve akşam Ebruya yaptığı teklifi bana da yaptı. Ben de hiç beklemeden, “Evet!” dedim. Buluşmak istediğini söyledi, kabul ettim. Telefon numaralarımızı verdik, öğlen buluşmak için sözleştik...
Hemen banyoya girdim, güzel bir duş yaptım. En güzel sexi iç çamaşırlarımı (Leopar tangamı ve takım olan sütyenimi) giydim. Bacaklarımı, kasıklarımı, amımı, göt deliğimi güzelce kremledim. En sexi parfümümü heryerime sıktım. Fiziğim düzgün olduğu için dar kotumu, üstüne dekolte gömleğimi giydim. Buluşmaya hazır olarak heyecanla beklemeye başladım.
Saat 12’de aradı, hazır olup olmadığımı sordu. Hazır olduğumu söyledim. 20 dakika sonra tekrar arayıp buluşma yerimize geldiğini söyledi. Ben de hemen evden çıktım. Arabasını tarif etmişti. Eğildim baktım kendisi, hemen aracına bindim. “Merhaba!” diyerek öpüştük. Ne yapmak istediğimi, nereye gitmek istediğimi sordu. Ben de, “Ben misafirim, sana bırakıyorum!” dedim. Adam da, “Ozaman Mudanya’ya gidelim, önce yemek yiyelim!” dedi. “Peki!” dedim. Güzel bir balık restuaranta götürdü beni. Kendisi içmediğini söyledi, ben ise balığın yanında rakı içtim. Çok güven veren biriydi, yanında rahat hissediyordum kendimi. 2 saat sonunda sanki 40 yıllık arkadaş gibiydik.
Yemekten sonra deniz kenarına çekti arabasını, sohbete orada devam ettik. Okadar güzel ve tavlayacı konuşuyordu ki! Ve tabiki gözleriyle resmen beni de beceriyordu. Gözlerim pantolonunun önüne takıldı, kot giymesine rağmen siki belli oluyordu. Birden yanıma sokuldu ve dudaklarıma yumuldu. Önce, “Yapma lütfen, acele ediyorsun!” dedim, ama boşandıktan sonra bu kadar çok etkilendiğim biri olmamıştı, kendimi ona teslim etmeye karar verdim. Resmen dudaklarımı dilimi emiyor yutuyordu. Bir hamlede göğüslerimi sütyenden dışarı çıkardı. Sanki aç kalmış bebek gibiydi. Memelerimi deli gibi yalayıp emiyordu. Yavaş yavaş amcığım hareketlenmeye başladı. Ben de onun kotunun üstünden yarağını okşamaya başladım. Kudurmuş gibiydik. Elleriyle, dudaklarıyla heryerime dokunuyordu. Amcığım sulanmaya başlamış, alkolün de etkisiyle arzularım tavan yapmıştı. Kulağına eğilip, “Heryerim senin, sik beni!” dedim. O da, “Otele gidelim!” dedi. Hemen yakındaki otele geçtik.
Odaya girer girmez dudaklarıma yapıştı. Yatağa yıkıldık. Boynumu kulağımı öpmeye başladı. Delirmişti. Hemen gömleğimi çıkardı, sütyenimi kotumu çıkardı. Tangamı çıkarmadan kenara çekip, sulanmış amımı emmeye başladı. Dili o kadar tatlıydı ki, dolu olan arzularım patladı. Kasıldığımı farkedince, gülerek, “Bu ilk boşalman sanırım!” dedi. Hemen tangamı çıkardı. Çırılçıplaktım. Halen kendisi soyunmamıştı, hemen kendisi de soyundu. Yarağı oldukça kalın ve iriydi. Hemen ağzıma verdi. Emmeye başladım. Deli gibi taşaklarını, yarağını emiyordum. Amımın suyu durmuyordu. Beni hemen yatağa sırtüstü tekrar yatırdı, parmak ucumdan kasıklarıma kadar emdi yaladı. Göğüslerimi iri elleriyle okşarken içim gidiyordu. Sikini içimde istiyordum, “Sok hadi!” diye yalvarmaya başladım. Ama o halen diliyle sikiyordu beni. Yalvarmama fazla dayanamadı, bacaklarımı yanlara ayırıp, sikinin kafasını yavaşça amcığıma soktu. Heyecandan ölecek gibiydim. Hele tamamını soktuğunda böyle bir zevk olamazdı, içimi doldurmuştu, o kadar zevk alıyordum ki nefesım kesilmişti. “Soookkkkkkk, daha hızlı sok!” diye inlerken, orgazmı tekrar yaşadım. Ama halen sokmaya devam ediyordu. Ben de halen istekliydim, 3 dakika sonra tekrar hazır olmuştum, amcığım titriyordu. “Lütfen beraber gelelim! Amıma boşal erkeğim!” dedim. O da beni kırmadı, beraber deli gibi boşaldık.
Ben sigaramı içerken, o da duşa girdi. Duştan geldiğinde siki dimdikti. Tekrar yanıma yattı, tekrar sevişmeye başladık. Dudaklarımı öpüşü, bana dokunuşu yine azdırdı beni. Amcığım sulanmış, yine sikmesini istiyordum. Amımı, göğüslerimi, tenimi dudaklarıyla doyurmaya devam etti. İçimden, İyiki gelmişim! dedim. Amcığımı yalarken, arada bir de göt deliğime dilini sokuyordu. İçim ürperdi, değişik duygular hissetmeye basladım. Boşandığım kocama bile götümden vermemiştim, ama isteklerim arzularım tavan yapmıştı, bu adama karşı koyamıyordum. Bana, “Seni götünden sikmek istiyorum, istermisin?” dedi. Ben de hiç yapmadığımı söyledim. “Bana bırak, inan pişman olmayacaksın!” dedi. “Peki!” dedim. Diliyle göt deliğimi zorlamaya başladı. Dili biramımda, bir götümdeydi. Amımın suyu zaten göt deliğimi ıslatmıştı. Feci şekilde azmıştım...
Yarağını yavaşça götüme zorlamaya başladı. Kafası büyüktü, girmiyordu, ama itmeye devam ediyordu. Acı hissetmeye başladım, ama devam etmesini de istiyordum. Yavaş yavaş derken girdiğini hissettim. Ağzımdanacı bir, “Ahhhhh!” çıkınca, “İstersen çıkabilirim?” dedi. “Hayır, köküne kadar istiyorum, heryerimde istiyorum, sik beni!” dedim. Duyduğum acı 2 dakika sonra zevke dönüştü, çok zevk alıyordum. İnanamıyordum, beni götümden sikerken sanırım 3 kere arka arkaya boşaldım. Vuruşları sertleşmeye başladı, boşlacağını anladım, döllerini deliğimde istiyordum. “Götüme boşal!” deyince deli gibi boşaldı. Dölleriyle içim doldurdu. Resmen perişan olmuştum, ama değmişti, boşandığımdan beri ilk kez bu kadar tatlı, zevkli ve bol orgazmlı zaman geçirmiştim...
Biraz dinledikten sonra otelden ayrıldık ve beni eve bıraktı. Bilmiyorum ama, ona ya aşık oldum, yada sikmesinden çok etkilendim, her arayışında koşarak yanına gidiyorum, doyasıya siktiriyorum kendimi.
Bu arada arkadaşım Ebru onunla buluşmaya karar vermiş, bana fikrimi sordu. Ben de, “Git buluş istersen, eminim pişman olmazsın!” dedim. Buluşacağı adamla epeydir sikiştiğimi söylemedim tabii : )
[Bahar]
Kocamdan boşanırken çok stresli zamanlar geçirmiştim ve aslında böyle bir güne benim de çok ihtiyacım vardı. Yazışırlarken adam Ebruya MSN adresini verdi. Ben de hayatımda ilk kez yaptığım birşeyi yaptım, adamın MSN adresini aklımın bir köşesine yazdım. Amacım daha sonra adamın adresini kendi MSN’ime eklemekti. Neyse, onlar yazışmaya devam etti, Ebru yarım saat sonra bilgisayarı kapatıp yattı.
Sabah kalktığımda Ebru işe gitmişti. Kendime bir kahve yapıp bilgisayarın başına geçtim. Hemen adamın MSN adresini kendime ekledim. Ekler eklemez adam kabul etti. “Merhaba!” diyerek yazmaya başladım. O da gayet nazikti, merhabayla karşılık verdi. Adresini siteden aldığımı ve tanışmak istediğimi yazdım. Adamın adının Yalçın olduğunu ve galerici olduğunu öğrendim. Şansıma aynı şehirdeydik. Çapkın birine benziyordu. “Beraber Webcam açalım!” dedim ve açtık. Onu gördüm, o da beni gördü, çok güzel ve tatlı olduğumu söyledi, ve akşam Ebruya yaptığı teklifi bana da yaptı. Ben de hiç beklemeden, “Evet!” dedim. Buluşmak istediğini söyledi, kabul ettim. Telefon numaralarımızı verdik, öğlen buluşmak için sözleştik...
Hemen banyoya girdim, güzel bir duş yaptım. En güzel sexi iç çamaşırlarımı (Leopar tangamı ve takım olan sütyenimi) giydim. Bacaklarımı, kasıklarımı, amımı, göt deliğimi güzelce kremledim. En sexi parfümümü heryerime sıktım. Fiziğim düzgün olduğu için dar kotumu, üstüne dekolte gömleğimi giydim. Buluşmaya hazır olarak heyecanla beklemeye başladım.
Saat 12’de aradı, hazır olup olmadığımı sordu. Hazır olduğumu söyledim. 20 dakika sonra tekrar arayıp buluşma yerimize geldiğini söyledi. Ben de hemen evden çıktım. Arabasını tarif etmişti. Eğildim baktım kendisi, hemen aracına bindim. “Merhaba!” diyerek öpüştük. Ne yapmak istediğimi, nereye gitmek istediğimi sordu. Ben de, “Ben misafirim, sana bırakıyorum!” dedim. Adam da, “Ozaman Mudanya’ya gidelim, önce yemek yiyelim!” dedi. “Peki!” dedim. Güzel bir balık restuaranta götürdü beni. Kendisi içmediğini söyledi, ben ise balığın yanında rakı içtim. Çok güven veren biriydi, yanında rahat hissediyordum kendimi. 2 saat sonunda sanki 40 yıllık arkadaş gibiydik.
Yemekten sonra deniz kenarına çekti arabasını, sohbete orada devam ettik. Okadar güzel ve tavlayacı konuşuyordu ki! Ve tabiki gözleriyle resmen beni de beceriyordu. Gözlerim pantolonunun önüne takıldı, kot giymesine rağmen siki belli oluyordu. Birden yanıma sokuldu ve dudaklarıma yumuldu. Önce, “Yapma lütfen, acele ediyorsun!” dedim, ama boşandıktan sonra bu kadar çok etkilendiğim biri olmamıştı, kendimi ona teslim etmeye karar verdim. Resmen dudaklarımı dilimi emiyor yutuyordu. Bir hamlede göğüslerimi sütyenden dışarı çıkardı. Sanki aç kalmış bebek gibiydi. Memelerimi deli gibi yalayıp emiyordu. Yavaş yavaş amcığım hareketlenmeye başladı. Ben de onun kotunun üstünden yarağını okşamaya başladım. Kudurmuş gibiydik. Elleriyle, dudaklarıyla heryerime dokunuyordu. Amcığım sulanmaya başlamış, alkolün de etkisiyle arzularım tavan yapmıştı. Kulağına eğilip, “Heryerim senin, sik beni!” dedim. O da, “Otele gidelim!” dedi. Hemen yakındaki otele geçtik.
Odaya girer girmez dudaklarıma yapıştı. Yatağa yıkıldık. Boynumu kulağımı öpmeye başladı. Delirmişti. Hemen gömleğimi çıkardı, sütyenimi kotumu çıkardı. Tangamı çıkarmadan kenara çekip, sulanmış amımı emmeye başladı. Dili o kadar tatlıydı ki, dolu olan arzularım patladı. Kasıldığımı farkedince, gülerek, “Bu ilk boşalman sanırım!” dedi. Hemen tangamı çıkardı. Çırılçıplaktım. Halen kendisi soyunmamıştı, hemen kendisi de soyundu. Yarağı oldukça kalın ve iriydi. Hemen ağzıma verdi. Emmeye başladım. Deli gibi taşaklarını, yarağını emiyordum. Amımın suyu durmuyordu. Beni hemen yatağa sırtüstü tekrar yatırdı, parmak ucumdan kasıklarıma kadar emdi yaladı. Göğüslerimi iri elleriyle okşarken içim gidiyordu. Sikini içimde istiyordum, “Sok hadi!” diye yalvarmaya başladım. Ama o halen diliyle sikiyordu beni. Yalvarmama fazla dayanamadı, bacaklarımı yanlara ayırıp, sikinin kafasını yavaşça amcığıma soktu. Heyecandan ölecek gibiydim. Hele tamamını soktuğunda böyle bir zevk olamazdı, içimi doldurmuştu, o kadar zevk alıyordum ki nefesım kesilmişti. “Soookkkkkkk, daha hızlı sok!” diye inlerken, orgazmı tekrar yaşadım. Ama halen sokmaya devam ediyordu. Ben de halen istekliydim, 3 dakika sonra tekrar hazır olmuştum, amcığım titriyordu. “Lütfen beraber gelelim! Amıma boşal erkeğim!” dedim. O da beni kırmadı, beraber deli gibi boşaldık.
Ben sigaramı içerken, o da duşa girdi. Duştan geldiğinde siki dimdikti. Tekrar yanıma yattı, tekrar sevişmeye başladık. Dudaklarımı öpüşü, bana dokunuşu yine azdırdı beni. Amcığım sulanmış, yine sikmesini istiyordum. Amımı, göğüslerimi, tenimi dudaklarıyla doyurmaya devam etti. İçimden, İyiki gelmişim! dedim. Amcığımı yalarken, arada bir de göt deliğime dilini sokuyordu. İçim ürperdi, değişik duygular hissetmeye basladım. Boşandığım kocama bile götümden vermemiştim, ama isteklerim arzularım tavan yapmıştı, bu adama karşı koyamıyordum. Bana, “Seni götünden sikmek istiyorum, istermisin?” dedi. Ben de hiç yapmadığımı söyledim. “Bana bırak, inan pişman olmayacaksın!” dedi. “Peki!” dedim. Diliyle göt deliğimi zorlamaya başladı. Dili biramımda, bir götümdeydi. Amımın suyu zaten göt deliğimi ıslatmıştı. Feci şekilde azmıştım...
Yarağını yavaşça götüme zorlamaya başladı. Kafası büyüktü, girmiyordu, ama itmeye devam ediyordu. Acı hissetmeye başladım, ama devam etmesini de istiyordum. Yavaş yavaş derken girdiğini hissettim. Ağzımdanacı bir, “Ahhhhh!” çıkınca, “İstersen çıkabilirim?” dedi. “Hayır, köküne kadar istiyorum, heryerimde istiyorum, sik beni!” dedim. Duyduğum acı 2 dakika sonra zevke dönüştü, çok zevk alıyordum. İnanamıyordum, beni götümden sikerken sanırım 3 kere arka arkaya boşaldım. Vuruşları sertleşmeye başladı, boşlacağını anladım, döllerini deliğimde istiyordum. “Götüme boşal!” deyince deli gibi boşaldı. Dölleriyle içim doldurdu. Resmen perişan olmuştum, ama değmişti, boşandığımdan beri ilk kez bu kadar tatlı, zevkli ve bol orgazmlı zaman geçirmiştim...
Biraz dinledikten sonra otelden ayrıldık ve beni eve bıraktı. Bilmiyorum ama, ona ya aşık oldum, yada sikmesinden çok etkilendim, her arayışında koşarak yanına gidiyorum, doyasıya siktiriyorum kendimi.
Bu arada arkadaşım Ebru onunla buluşmaya karar vermiş, bana fikrimi sordu. Ben de, “Git buluş istersen, eminim pişman olmazsın!” dedim. Buluşacağı adamla epeydir sikiştiğimi söylemedim tabii : )
[Bahar]
Beni 3 Kez Boşaltan Adama Göttende Verdim!
Ben Asu, 1.70 boyunda, 55 kilo, siyah uzun saçlı, beyaz tenli, ne çok zayıf, ne de şişman, çevremdekiler tarafından oldukça güzel bulunan bir kadınım. Üniversiteyi kazanıp İstanbul’a geldikten sonra burda tanıştığım biriyle evlenerek yerleştim İstanbul’a. Kocam çalışmamı istemediği için çalışmıyordum, ama borçlarımız çoğalınca çalışmak mecburiyetinde kaldım. Komşumuz Mürşide teyzeye diyordum, “Bir iş olursa bana haber ver!” falan gibisinden. O da bir gün bana bir bebek bakıcılığı işi olduğunu söyledi. Bebeğin annesi Mürşide teyzenin torunu. Kadın doğumdan sonra işi bırakmış, şimdi yeniden başlayacakmış, bebeğine bakacak güvenilir birini arıyormuş, Mürşide teyze de beni çok sever, bana söyledi. Ben de kocama bahsettim.Reddedecek durumda değildik, kabul ettim. İşe başladım.
Bebeğin annesi Dilan hanım kapalı bir kadın, minyon tipli, hoş biri. Kocası İnanç bey de gerçekten çok yakışıklı, karizmatik bir adam, sarı saçlı, mavi gözlü uzun boylu... Bu adamın bu kadınla işi ne? demektenalıkoyamadım kendimi, ve içten içe kıskandım Dilan hanımı. Neyse, olay gününe gelmek istiyorum. İşebaşlayalı 2 ay olmuştu. Benim maaş günümdü. O gün İnanç bey eve erken gelmişti. Benim de üzerimde beyaz gömlek, altımda siyah düşük bel bol bir etek vardı, siyah uzun saçlarımı salmıştım, kırmızı ruj sürmüştüm, tenim de beyaz olunca, aynada kendimi çok güzel buluyordum. Beyaz gömleğimin içinde siyah sütyen vardı ve belli oluyordu.
İnanç beyi kapıda güleryüzle karşıladım, “Hoşgeldiniz!” dedim. Herhalde gelmeden birşeyler içmişti, kafası çakırkeyifti. Gözleri, gömleğimden fışkıracak gibi duran göğüslerimdeydi. Garip bir şekilde hoşuma gitti, biraz da utandım ve mutfağa geçtim. İnanç bey de salona geçti, Bebeğin ne yaptığını sordu. “Uyuttum.” dedim. Sonra her zaman yaptığım gibi yanına gidip, “Birşey içmek ister misiniz?” diye sordum. Beni baştan aşağı süzerek, “Getirdiğim şu poşette bira var, açıp getirir misin?” dedi. “Peki efendim!” deyip mutfağa gittim. Birasını getirdim. 15 dakika sonra tekrar çağırıp, bir tane daha istedi. Tekrar getirdim. Mutfağa döndüm.
Radyo açık, şarkı dinleyerek yemek yapıyordum. Derken arkadan belimi saran iki el hissettim. Birden irkilip arkamı dönmeye çalıştım, ama İnanç bey çok sıkı kavramıştı, dönemiyordum arkamı. Sessiz sakin çekingen biriyimdir, bağırmadım, sadece, “İnanç bey!” diyebildim. Kulağıma ağzını dayayıp “Şşşşt! Sessiz ol, kötü bir niyetim yok!” dedi. Sessizce ve korkarak hareketsiz duruyordum, kaskatı kesilmiştim. Gömleğimin altından belimi okşamaya başladı. Titriyordum. Sonra elini aşağıya indirerek eteğimden içeriye soktu, külodumun üzerinden amımı okşuyordu. “Yapmayın nolur, bırakın beni!” dedim. Sarhoştu, “Çok güzelsin Asu!” dedi fısıltıyla, tahrik ediciydi sesi. Ondan zaten baştan beri çok etkileniyordum, saldım ben de kendimi...
Halen arkamdaydı, vücudunu yapıştırmıştı vücuduma. Elini külodumdan içeri sokmuş, klitorisimi okşuyordu. Bir eliyle de gömleğimin üzerinden göğüslerimi okşuyordu, aynı zamanda da götümde kabaran sikini hissediyordum. Yere düşecek gibi oldum, öyle tahrik oluyordum ki. Tuttu beni yatak odasına götürdü. Yatağa attı. Üzerime gelip dudaklarımı öpmeye başladı. Karşılık verdim. Kalçalarımı okşuyordu. Sonra doğrulup gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Gömleğimi çıkarmadan göğüslerimi öpmeye koyuldu. Aşağı doğruindi, külodumu çıkardı. Bacaklarımı iyice ayırıp, eteğimi yukarı çekip, amıma yumuldu ve öpmeye başladı. Kasılıyordum. Amımı yalamaya başladığında ise zevkten inliyordum. Dilini amımın içine sokuyor, klitorisimi emiyor, mahvediyordu beni, 2 defa orgazm olup boşaldım!
Sonra yanıma uzanıp, hoşuma gidip gitmediğini, kocamın da amımı yalayıp yalamadığını sordu. Hoşuma gittiğini, fakat kocamın hiç amımı yalamadığını söyledim. O da, “Dilan da benim sikimi hiç yalamaz!” dedi. Adam için çok üzüldüm. Onu yatağa yatırıp üzerine çıktım. Soydum. Sikine yumulup yalamaya başladım. Sonra ağzıma alıp emdikce emdim, adeta vakumluyordum. Bu arada taşaklarını sıkıyordum okşuyordum. Daha fazla dayanamayarak ağzıma boşaldı. Hepsini yuttum...
Biraz yatakta uzanıp, konuştuk, öpüştük, elleştik. İnanç beyin siki yeniden kalktı. Nasılsa kocamı aldatmıştım, oldu olacak tam sikişelim diye düşünerek, üzerine çıktım, sikini amımın ağzına yerleştirip, sikine oturdum. Ben oturup kalktıkça, o da alttan pompalıyordu. Beni bu şekilde birkez daha orgazm ettikten sonra, arkadan da yapmak istedi, karısı götten de hiç vermemiş. Beni 2 kere diliyle, 1 kez de sikerek orgazm eden adama karşı koyacak gibi değildim. Hemen önünde dört ayak domaldım ve (hayatımda ilk defa) götten de verdim. Gerçi ilk olduğu için canım çok yandı, ama olsun değerdi!
Arada sırada halen sikişiyoruz ve maaşıma da zam yaptı :)
[Asu]
Bebeğin annesi Dilan hanım kapalı bir kadın, minyon tipli, hoş biri. Kocası İnanç bey de gerçekten çok yakışıklı, karizmatik bir adam, sarı saçlı, mavi gözlü uzun boylu... Bu adamın bu kadınla işi ne? demektenalıkoyamadım kendimi, ve içten içe kıskandım Dilan hanımı. Neyse, olay gününe gelmek istiyorum. İşebaşlayalı 2 ay olmuştu. Benim maaş günümdü. O gün İnanç bey eve erken gelmişti. Benim de üzerimde beyaz gömlek, altımda siyah düşük bel bol bir etek vardı, siyah uzun saçlarımı salmıştım, kırmızı ruj sürmüştüm, tenim de beyaz olunca, aynada kendimi çok güzel buluyordum. Beyaz gömleğimin içinde siyah sütyen vardı ve belli oluyordu.
İnanç beyi kapıda güleryüzle karşıladım, “Hoşgeldiniz!” dedim. Herhalde gelmeden birşeyler içmişti, kafası çakırkeyifti. Gözleri, gömleğimden fışkıracak gibi duran göğüslerimdeydi. Garip bir şekilde hoşuma gitti, biraz da utandım ve mutfağa geçtim. İnanç bey de salona geçti, Bebeğin ne yaptığını sordu. “Uyuttum.” dedim. Sonra her zaman yaptığım gibi yanına gidip, “Birşey içmek ister misiniz?” diye sordum. Beni baştan aşağı süzerek, “Getirdiğim şu poşette bira var, açıp getirir misin?” dedi. “Peki efendim!” deyip mutfağa gittim. Birasını getirdim. 15 dakika sonra tekrar çağırıp, bir tane daha istedi. Tekrar getirdim. Mutfağa döndüm.
Radyo açık, şarkı dinleyerek yemek yapıyordum. Derken arkadan belimi saran iki el hissettim. Birden irkilip arkamı dönmeye çalıştım, ama İnanç bey çok sıkı kavramıştı, dönemiyordum arkamı. Sessiz sakin çekingen biriyimdir, bağırmadım, sadece, “İnanç bey!” diyebildim. Kulağıma ağzını dayayıp “Şşşşt! Sessiz ol, kötü bir niyetim yok!” dedi. Sessizce ve korkarak hareketsiz duruyordum, kaskatı kesilmiştim. Gömleğimin altından belimi okşamaya başladı. Titriyordum. Sonra elini aşağıya indirerek eteğimden içeriye soktu, külodumun üzerinden amımı okşuyordu. “Yapmayın nolur, bırakın beni!” dedim. Sarhoştu, “Çok güzelsin Asu!” dedi fısıltıyla, tahrik ediciydi sesi. Ondan zaten baştan beri çok etkileniyordum, saldım ben de kendimi...
Halen arkamdaydı, vücudunu yapıştırmıştı vücuduma. Elini külodumdan içeri sokmuş, klitorisimi okşuyordu. Bir eliyle de gömleğimin üzerinden göğüslerimi okşuyordu, aynı zamanda da götümde kabaran sikini hissediyordum. Yere düşecek gibi oldum, öyle tahrik oluyordum ki. Tuttu beni yatak odasına götürdü. Yatağa attı. Üzerime gelip dudaklarımı öpmeye başladı. Karşılık verdim. Kalçalarımı okşuyordu. Sonra doğrulup gömleğimin düğmelerini açmaya başladı. Gömleğimi çıkarmadan göğüslerimi öpmeye koyuldu. Aşağı doğruindi, külodumu çıkardı. Bacaklarımı iyice ayırıp, eteğimi yukarı çekip, amıma yumuldu ve öpmeye başladı. Kasılıyordum. Amımı yalamaya başladığında ise zevkten inliyordum. Dilini amımın içine sokuyor, klitorisimi emiyor, mahvediyordu beni, 2 defa orgazm olup boşaldım!
Sonra yanıma uzanıp, hoşuma gidip gitmediğini, kocamın da amımı yalayıp yalamadığını sordu. Hoşuma gittiğini, fakat kocamın hiç amımı yalamadığını söyledim. O da, “Dilan da benim sikimi hiç yalamaz!” dedi. Adam için çok üzüldüm. Onu yatağa yatırıp üzerine çıktım. Soydum. Sikine yumulup yalamaya başladım. Sonra ağzıma alıp emdikce emdim, adeta vakumluyordum. Bu arada taşaklarını sıkıyordum okşuyordum. Daha fazla dayanamayarak ağzıma boşaldı. Hepsini yuttum...
Biraz yatakta uzanıp, konuştuk, öpüştük, elleştik. İnanç beyin siki yeniden kalktı. Nasılsa kocamı aldatmıştım, oldu olacak tam sikişelim diye düşünerek, üzerine çıktım, sikini amımın ağzına yerleştirip, sikine oturdum. Ben oturup kalktıkça, o da alttan pompalıyordu. Beni bu şekilde birkez daha orgazm ettikten sonra, arkadan da yapmak istedi, karısı götten de hiç vermemiş. Beni 2 kere diliyle, 1 kez de sikerek orgazm eden adama karşı koyacak gibi değildim. Hemen önünde dört ayak domaldım ve (hayatımda ilk defa) götten de verdim. Gerçi ilk olduğu için canım çok yandı, ama olsun değerdi!
Arada sırada halen sikişiyoruz ve maaşıma da zam yaptı :)
[Asu]
21 Kasım 2013 Perşembe
Götten Verdim Büzüğümü Kapatamıyorum!
Lisede okurken, kankam Meral ile çıkmasına rağmen, Emre benim hoşuma çok giden birisiydi. Meral kısa boyluydu, Emre ise çok uzundu, yakışmıyorlar diye düşünüyordum ve bu beni çok mutlu ediyordu. Meral Emre’yle çıkmaya başladıktan sonra, bana çok gıcık verici davranıyordu, onların ayrılması için dua eder olmuştum. Bunu neden istediğimi bilmiyordum, Emre’de bir çekicilik vardı. Ve çıkmaları pek uzun sürmedi, ayrıldılar. Tabi ayrıldıklarına en çok ben sevinmiştim...
Okuldan arkadaşlarla bir gün dışarda akşam yemeği düzenledik. Emre yanıma oturmuştu, bana samimi davranıyordu. Tabiki ben de onu kendime bağlamak için elimden gelen herşeyi yapıyordum, elini masa altından tutup, kimseyle ilgilenmemesini, sadece bana bakmasını sağlıyordum. Çünkü tam karşımda, Canan isminde başka bir kankam vardı ve o da Emre’ye felaket tutulmuştu (Bunu bana Canan kendisi itiraf etti.) Ne yapsam bilmiyordum, Emre’yi bir şekilde kendime bağlamalıydım. Yemekler yendi, çaylar kahveler içildi, hesaplar ödendi, evlere doğru yola koyulduk. Emre yanıma geldi ve belime sarıldı, “Boyun da iyi uzunmuş!” dedi. Ben de, “Gerçekten iyi mi?” deyip trip yapmak istedim ve yanından uzaklaştım :) O da bir centilmen erkek gibi yanıma geldi ve yanağımdan öptü. İşte aşk ateşim ona karşı burda başladı. Sanki 40 yıllık erkeğimmiş gibi beline sarıldım, o da boynuma sarıldı. Usulca ona fısıldayarak, “Sen çok tatlısın!” dedim ve bu bizim aşk ve sex maratonumuzun başlamasına sebep oldu :) Aradan aylar geçti ve Emre’yle ilk öpüşmelerimizi yaşadık. Bu arada Emre 1.94 boyunda, 80 kilo civarında, iri yapılı, normal derecede kaslı birisiydi. Ben ise 1.80 boyunda, 58 kiloda, ince sayılabilecek bir bayanım. Kalçam biraz çıkık ve göğüslerim 85 B ölçülerinde.
Lise bitti, benim kazandığım üniversite Emre’ninkinden başka şehirde olduğu için, gizli saklı oraya benimle beraber gelmek zorunda kaldı. Üniversiteden kızlarla ev tutmuştuk. Bir seferinde Emre yine benim yanıma geldiğinde, o gece evde diğer kız arkadaşlarım olmadığı için çok mutluydum. Emreyle birşeyler yaşayabileceğimi düşündüm. Ona çok güveniyordum, çok efendi, çok düzgün bir insandı çünkü. Ona arkadaşımın yatağını verdim. Yataklar karşılıklıydı. Emre uyumuyordu, sigara içiyordu. “Aşkım uyumuyormusun daha?” dedim. “Yolculuk fazla yordu, 1 sigara daha içip yatacağım!” dedi. “Aşkım lütfen uyu artık!” dedim ve arkamı döndüm. Sigarası bitince kalkıp yanıma geldi, “Kızdın mı?” dedi. “Hayır.” dedim. “Ben de gelip yanına yatmayı düşünüyordum!” dedi. İlk defa bir erkeği yatağıma alacaktım. Tamam, sevgilimdi, beni ilk öpen de oydu (Bilmem inanırmısınız, ama ondan önce hiç öpüşmedim, ilk onunla öpüştüm!). Almalımıydım yatağıma diye çok düşündüm ve sonunda, “Gel hadi!” dedim...
Girdi yanıma ve bana sıkıca sarıldı, öpmeye başladı. Ben de onu öpüyordum. Tanrım bu nasıl bir duyguydu, resmen ıslanmaya başladım. İşin daha ileriye gitmesini engellemek için, nazlanarak, “Yeter bu kadar! Uyu hadi!” deyip arkamı döndüm. Bu sefer arkamdan sarıldı. Siki kalkmıştı, kalçamda hissettim, resmen zorluyordu. Heycandan nefes alışverişim değişti ve kendimden geçtim. Ben de kendimi ona doğru iyice bastırıp uyumaya karar verdim. Ve öyle de oldu, sarılıp uyumuşuz. Sabah uyandığımda Emre arkası dönük yatıyordu. Uykusunun çok derin olduğunu biliyordum, çünkü ne zaman sabahları telefonla arasam asla uyanmazdı. Şeytan dürttü sikine bakmak aklıma geldi. Elimi pijamasından içeriye doğru yavaşça soktum. Sikini avucumun içinde hissetmek güzeldi. Emre’nin birden kımıldamasıyla hemen elimi çektim. Emre uyanır gibi oldu ve “Aşkım noldu?” dedi. “Birşey yok aşkım, sadece sarılıyordum!” dedim. “Hıı, tamam...” dedi ve tekrar uykuya daldı. Doğrusu çok korkmuştum acaba farketti mi diye...
1 saat kadar sonra kahvaltıyı hazırlayıp onu kaldırdım ve beraber mutfağa geçtik. Kahvaltımızı yaparken, kafamda hep (Gece acaba neden ileri gitmedi?) sorusu vardı. Ona beni çekici bulup bulmadığını sordum. O da, “Aşkım benim için çok çekicisin, ama ben sen istemediğin müddetçe sana birşey yapmayı düşünemem. Yani bunu ne manada sordun bilmiyorum, ama ben seks delisi bir insan değilim, yalnızca zamanını beklerim, bazı şeylerin iki tarafın isteği ile olması önemli...” dedi. Bu benim için yeterli bir cevap olmuştu.
Kahvaltıdan sonra ikili koltuğa uzandı, ayaklar dışarda. Ben de çapraz girdim koltukla arasına, TV izledik. Sevişme sahnesi bol dizilerden izliyorduk. Etkilendim ve onu öpmek istedim. Keşke istemeseydim, olan oldu ve uyuyan Emre’yi uyandırdım sanırım. Sevişirken göğüslerimi ilk kez elledi ve çok etkilendim. Sonra elini aşağılara götürdü. Ben bunun olmasını istemiyordum, çünkü daha bakireydim. Elini amıma götürdü ve külodumun üstünden ellemeye başladı. Zevkten başım dönüyor, kendime hakim olamıyordum. O amımla oynadıkça, içim alev alev yanıyordu. Sonra elini külodumun çine soktu ve biranda çıkarttı, “Bu ne lan?” diye pedimi almış, bana gösterdi. Elinden pedi aldım hemen kültablasına attım. Çok utanmıştım, ama Emre gülüyordu. Çok şakacı ve haylaz bir karakteri vardı. Ona sarıldım, “Aşkım ne olur gülme!” dedim. Bana, ilk kez denk geldiğini söyledi. Şüphelendim, acaba başka kadınlarla da yattı mı diye.
O gün dışarı çıktık, akşam yemeğini dışarda yedik, gece geç saatlere kadar gezdik dolaştık ve eve geldik. Saat gece yarısını biraz geçmişti, uyumak istediğini ve salondaki yatağa yatmak istediğini belirtti. Oysa ben bu gece de benim yanımda yatar düşüncesine girmiştim. Ama bozuntuya vermedim, “Tamam!” dedim. İçerden 2 yastık ve büyük bir battaniye getirdim. Elimde 2 yastık görünce, “Aşkım sen de mi yatacaksın?” dedi. “Evet aşkım!” dedim ve ışığı söndürüp yanına yattım. Uzun uzun öpüşüp sevişmeye başladık. Yarım saat sonra battaniyenin altında ikimiz de çırılçıplak olmuştuk ve artık sikine dokunma fırsatım kolaylaşmıştı, aldım elime, dokundum. Elledikçe elimde büyüyen bu şey bana okadar büyük gelmeye başladı ki anlatamam! Sikine dokunmamdan çok zevk alıyor olmalıydı ki, bana:
- Aşkım biraz oyna, yukarı aşağı yap! dedi.
- Aşkım yaparım da, çok büyüdü bu!
- Korkmana gerek yok, sana zarar vermem! dedi.
- Bundan eminim de, kaç cm bu? (Lisede kızlar anlatırdı, işte 15-17 cm büyük sayılır diye.)
- 19 cm! dediğinde çekinmiştim.
- Ne oldu? Sustun? dedi
- Şaşırdım, ilk kez elliyorum da!
- Neden kaç cm diye sordun ki? dedi.
- Amaan aşkım, Lise muhabbetleri işte, bilmiyormusun?
- Hımm... dedi sinsice.
Acaba beni yanlış mı algıladı diye düşündüm. Neyse, ben sikiyle biraz daha oynadım. Sonra bana, “Üstüne çıkabilirmiyim?” dedi. İzin verdim, bacak arama girdi ve “Sikimin sadece başını amının ağzına koyacam, korkma tamam mı?” dedi. “Tamam!” dedim ve o iri şeyin başını amıma yasladı. Birden kendimi geri çektim, sokmasından korkmuştum. “Sakin ol aşkım, sokmayacağım!” dedi. Sikinin başıyla amımın dudakları arasında yukarı aşağı oynuyordu. Sonra sikinin başını amımın deliğine biraz soktu ve “Tamamdır, daha fazla sokmayacağım!” dedi ve üstüme yatıp öpüşüp sevişti benimle. Daha fazla sokmadığı için çok mutlu olmuştum, ne diyeceğimi şaşırdım, ama çok zevk alıyordum...
Sonrasında bana, “Aşkım canım çok istedi, kendini hazır hissedersen yapabiliriz!” dedi. “Biraz acele ediyorsun!” dedim. “Hayır, arkadan da olur...” dedi. Lisede birkaç kız arkadaşım arkadan yaptıklarını ve canlarının çok yandığını söylemişlerdi. Ama ozaman Liseydi, ben şimdi Üniversitedeyim ve beni ilk öpen, beni kendine bu denli aşık eden bu adama nasıl arkadan vermeyeyim diye düşünüyordum. “Tamam yap! Ama acımaz dimi?” dedim. “Merak etme!” dedi ve yataktan kalkıp çantasını aldı, içinden prezervatif çıkarttı. Bilmezmiş gibi, “O ne aşkım?” dedim. “Aşkım temizlik ve korunmak herzaman için önemlidir!” dedi. “Hımm...” dedim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ve merakla olacakları bekliyordum. “Vazelinin varmı?” dedi. “Var!” dedim, odadan gidip aldım geldim. Bu arada evin içinde çıplak dolaşma keyfi bambaşkaymış :))
Vazelini verdim, beni yüzüstü yatırdı ve götüme sürmeye başladı. Değişik bir duyguydu. Parmağını büzüğümden içeri sokmaya çalışıyordu. Ben de biraz sıktım sanırım. “Sıkma kendini!” dedi ve saldım. Parmağı girmişti. Parmağı girdiyse, siki de girer diye düşündüm. Az sonra 2 parmağını soktuğunu söyledi, sonra da 3 parmağını. İlk başta götümün parmaklanması biraz tuhaf geldi, fakat sonradan zevk almaya başladım. Üstelik hiç acı duymadım. Çok profesyonel olmalıydı. Mutlaka benden önce başkalarını da sikmişti. Dayanamadım sordum:
- Aşkım daha önce başkalarını da yaptın mı?
- Evet aşkım yaptım! dedi.
- Onları da mı arkadan yaptın?
- Hayır! dedi.
- Peki beni neden beni arkadan yapıyorsun?
- Sen bakiresin de ondan! dedi.
- Aşkım yetmezmi bu akşamlık?
- Aşkım yapmadım ki daha! dedi.
- Arkam zonklamaya başladı aşkım!
- Merak etme birazdan geçer! dedi.
Işığı yakmamı istedi. Ben ışığı yakınca işte o bilek gibi sikini nihayet görebilme şansım oldu. Karanlıkta ve battaniyenin altında elimdeyken boyutunu farkedememiştim, ama şuan çok korkmaya başladım. Tedirgin bir şekilde yanına geldim. Çıkarttı prezervatifi bana verdi ve takmamı söyledi. “Nasıl takacağımı bilmiyorum!” dedim. Bana takma şeklini gösterdi. Ucunu sıktım ve aşağı doğru zorla sürükledim. Siki çok ihtişamlı görünüyordu. Prezervatifi taktıktan sonra ağzıma almamı istedi. Dilimi değdirdim, muz tadı vardı, şaşırdım, “Aşkım muz kokuyor bu, tadı da muz gibi!” dedim. “Sen yala, bak çok hoşuna gidecek!” dedi. Yaladım. Gerçekten muz yalar gibi oluyordu :))
Az sonra, “Tamam yeter bu kadar!” dedi ve beni yüzükoyun yatırdı yine ve canımın yanacağını söyledi ve kendimi sıkmamam için de defalarca tembihledi ve ikna etti. Çünkü canımın yanmasından çok korkuyordum. Sikinin başını götümün ağzına yasladığında çok korkmaya başladım ve bir ara bunu yapmamam gerektiğini düşünmeye başladım, çünkü o koca şey nasıl girecek diye hesaplıyordum. Ama ona güvenim de sonsuzdu. Götüme biraz zorladıktan sonra sikini amıma bastırdı, biraz amımın ağzında oynattıktan sonra tekrar götüme bastırdı. Göt deliğim ile amımın deliği arasında gitgel yapıyordu. Ben amıma girmez herhalde diye düşünüyordum, fakat her seferinde biraz biraz sokuyordu ve ben bunu hissediyordum. “Aşkım amıma sokma!” dedim. “Sokmuyorum aşkım, sularını alıyorum, kaysın diye!” dedi. Bunu tecrübesiz olduğum için anlamamıştım, ama ilerleyen dönemlerde anlayacaktım...
“Artık vakti geldi sanırım!” diye mırıldandı ve sikinin başını götüme iyice bastırdı. Canım çok yanmaya başlamıştı, resmen o koca kafalı şeyi zorlayarak götüme sokmaya sığdırmaya çalısıyordu. “Aşkım yavaşşşş!” dedim. “Sakin ol! Sıkma kendini!” dedi ve itekledi ve girdiğinde, “Oohhh!” dedi. Bitti sanıp ben de bir oh çektim. Kımıldamadan durdu ve “Aşkım tamam bak bu kadardı!” dedi. Ben de bütün sıkıntı bu muydu diye düşündüm. Fakat sonra bir anda sertçe yüklendi ve daha da girmeye başladı. Santim santim ilerliyordu. Sanki bağırsaklarımı yarıyordu o koca şey. O an zevkle karışık hissettiğim o acıyı tarif edemem (Yaşayanlar bilir, iri bir aletin götü parçalamasını!). “Aşkım yeter, sokma daha fazla!” dedim ve kafamı öevirip arkaya baktım, fakat daha neredeyse yarısı duruyordu. Ağlamaya başladım, belki acır da yapmaz diye. O ise, “Aşkım dur, az kaldı!” dedi ve çıkarttı, tekrardan yüklendi...
Canım çok yanıyordu, çığlık atmaya başladım acıdan. “Tamam bu kadardı, sonuna kadar girdi!” dedi. Resmen midemde hissediyordum sikinin nabız gibi atışlarını. Ensemi, boynumu ve omuzbaşlarımı öpmeye başladı. Acım yavaşça geçmeye başlamıştı. “Aşkım senin göt te çok darmış ama haa!” dedi sinsice gülerek. Bu hoşuma gitmişti. Sonra birden çekti tamamen çıkarttı sikini. Resmen hava girdi götümden içeriye. Ben daha kendime gelemeden tekrar kökledi. Nasıl bağırdım ama, yastığı sıkmaya başladım. O ise hızlı hızlı sokup çıkartıyordu. Birkaç dakika çok canım yandı, ama sonrasında inanın aldığım zevk bambaşkaydı. O iri şey nasıl da rahatça kayıyordu götüme ve beni uçuruyordu...
Yaklaşık 20-25 dakika boyunca amımı okşayarak sikti götümü ve ben o sırada 2 sefer şiddetlice boşaldım. Sonunda o da gelmek üzereydi, “Aşkım ağzına mı boşalayım, yoksa içine mi?” dedi. Ağzıma almak istemediğim için, “İçime boşal!” dedim. O da, “Geliyorum!” dedi ve kökleyip sarıldı bana. Prezertaviften de olsa, içimde sıcacık birşeyler hissettim. Boşaldıktan sonra içimde öyle kalması beni resmen çok mutlu etmişti. Az sonra tam çıkartmaya kalktığında, “Aşkım çıkartma, içimde kalsın!” dedim. O da, “Olmaz aşkım, prezervatif çıkar, döller dışarı akar!” dedi ve sikini çıkarttı götümden. Döndüm baktım, prezervatif kan içindeydi. Elimi götüme attım, resmen çay bardağının ağzı gibi açılmıştı ve büzüğüm kapanmıyordu. “Aşkım ne yaptın böyle yaa?” diye ağlamaya başladım. O da, “Aşkım normal!” dedi. “Böyle mi kalacak bu?” dedim. “Hayır, kapanır!” dedi. “Kanıyor!” dedim. “Normaldir, birşey olmaz, alışır!” dedi ve mutfaktan bir bardak su getirdi, içip sakinleşmem için. Sonra banyoya gitti...
Geldiğinde temizlenmişti. Prezervatifin dışını yıkamış, ağzını da bağlamış, “Hiç sperm gördün mü?” diye bana gösteriyordu. Resmen yarısına kadar dolu bir balon parçası gibi duruyordu ve iğrenç görünüyordu. Fakat onu mutlu ettiğim için kendimle gurur duydum...
“Hadi banyoya!” diyerek beni kaldırdı ve kucağına aldı. Götüm çok yanmaya başlamıştı. Banyoya geldiğimizde küvetin yarısı dolmuştu ve halen dolmaya devam ediyordu. Beni klozete oturup, “Yıka arkanı!” dedi. Yıkadım. Ellerimi de yıkattırdı ve sıcak küvete beni yatırdı. Götüm resmen çayır çayır yandı acıdan. Kendisi de yavaşca yanıma geldi ve amımı ellemeye başladı. Öyle narin seviyordu ki beni, bu duyguyu ona yaşattığım için teşekkür ediyordu. Sonra beni güzelce sabunlu lifle yıkadı. Sonra küvetin suyunu boşaltıp beraber duş aldık çıktık. Banyodan çıkarken tekledim. Beni tuttu ve “Ne oldu aşkım?” dedi. “Yürüyemiyorum, çok acıyor!” dedim. Aklıma Lisede kızların anlattıkları geldi o anda. Söyledikleri doruydu, fakt sanırım benim için bu ağrı bayağı büyük olacaktı. Emre beni kucakladığı gibi yatağa kadar götürdü ve üzerine bıraktı. Emre’mle çırılçıplak yattık...
Tabiki hikayem burada bitmiyor, ilerleyen haftalarda ve aylarda bunun gibi 15-20 sefer götümü kanata kanata sikti. Her seferinde de götümün çok dar olduğunu, başka biri olsa bu kadar kanamayacağını söyledi. Emre’yle evlenmeyi düşünüyordum, fakat ailem Emre’yi istemedi ve ayrıldık. Ama onun bana bıraktığı bir hatıra var: Büzüğümü tam kapatamıyorum ve osuruğumu tutamıyorum. Ömür boyu da çekecem bunun sıkıntısını galiba. (Benim gibi götü çok dar olan kızlara kesinlikle anal ilişkiyi önermiyorum! Hele hele yarağı çok büyük birine asla götten siktirmeyin!). Tabi Emre’nin bana bıraktığı bir de vazgeçilmez bir istek var: Götten sikişmeye acayip alıştım, önüme gelen her erkekle yatma ve götümü siktirme isteği duyuyorum. Fakat Emre’den sonra kimseyle sikişmedim. Ailem beni yakında evlendirmek istiyor, köyden birisi varmış. Ozamana kadar da pornolarla ve seks hikayeleri ile idare ediyorum ve götüme değişik cisimler sokarak kendimi tatmin ediyorum.
Bu hikayemi yazarken bile götüm çok kaşındı. Offf off! Neredesin Emre???
[Selvi]
Okuldan arkadaşlarla bir gün dışarda akşam yemeği düzenledik. Emre yanıma oturmuştu, bana samimi davranıyordu. Tabiki ben de onu kendime bağlamak için elimden gelen herşeyi yapıyordum, elini masa altından tutup, kimseyle ilgilenmemesini, sadece bana bakmasını sağlıyordum. Çünkü tam karşımda, Canan isminde başka bir kankam vardı ve o da Emre’ye felaket tutulmuştu (Bunu bana Canan kendisi itiraf etti.) Ne yapsam bilmiyordum, Emre’yi bir şekilde kendime bağlamalıydım. Yemekler yendi, çaylar kahveler içildi, hesaplar ödendi, evlere doğru yola koyulduk. Emre yanıma geldi ve belime sarıldı, “Boyun da iyi uzunmuş!” dedi. Ben de, “Gerçekten iyi mi?” deyip trip yapmak istedim ve yanından uzaklaştım :) O da bir centilmen erkek gibi yanıma geldi ve yanağımdan öptü. İşte aşk ateşim ona karşı burda başladı. Sanki 40 yıllık erkeğimmiş gibi beline sarıldım, o da boynuma sarıldı. Usulca ona fısıldayarak, “Sen çok tatlısın!” dedim ve bu bizim aşk ve sex maratonumuzun başlamasına sebep oldu :) Aradan aylar geçti ve Emre’yle ilk öpüşmelerimizi yaşadık. Bu arada Emre 1.94 boyunda, 80 kilo civarında, iri yapılı, normal derecede kaslı birisiydi. Ben ise 1.80 boyunda, 58 kiloda, ince sayılabilecek bir bayanım. Kalçam biraz çıkık ve göğüslerim 85 B ölçülerinde.
Lise bitti, benim kazandığım üniversite Emre’ninkinden başka şehirde olduğu için, gizli saklı oraya benimle beraber gelmek zorunda kaldı. Üniversiteden kızlarla ev tutmuştuk. Bir seferinde Emre yine benim yanıma geldiğinde, o gece evde diğer kız arkadaşlarım olmadığı için çok mutluydum. Emreyle birşeyler yaşayabileceğimi düşündüm. Ona çok güveniyordum, çok efendi, çok düzgün bir insandı çünkü. Ona arkadaşımın yatağını verdim. Yataklar karşılıklıydı. Emre uyumuyordu, sigara içiyordu. “Aşkım uyumuyormusun daha?” dedim. “Yolculuk fazla yordu, 1 sigara daha içip yatacağım!” dedi. “Aşkım lütfen uyu artık!” dedim ve arkamı döndüm. Sigarası bitince kalkıp yanıma geldi, “Kızdın mı?” dedi. “Hayır.” dedim. “Ben de gelip yanına yatmayı düşünüyordum!” dedi. İlk defa bir erkeği yatağıma alacaktım. Tamam, sevgilimdi, beni ilk öpen de oydu (Bilmem inanırmısınız, ama ondan önce hiç öpüşmedim, ilk onunla öpüştüm!). Almalımıydım yatağıma diye çok düşündüm ve sonunda, “Gel hadi!” dedim...
Girdi yanıma ve bana sıkıca sarıldı, öpmeye başladı. Ben de onu öpüyordum. Tanrım bu nasıl bir duyguydu, resmen ıslanmaya başladım. İşin daha ileriye gitmesini engellemek için, nazlanarak, “Yeter bu kadar! Uyu hadi!” deyip arkamı döndüm. Bu sefer arkamdan sarıldı. Siki kalkmıştı, kalçamda hissettim, resmen zorluyordu. Heycandan nefes alışverişim değişti ve kendimden geçtim. Ben de kendimi ona doğru iyice bastırıp uyumaya karar verdim. Ve öyle de oldu, sarılıp uyumuşuz. Sabah uyandığımda Emre arkası dönük yatıyordu. Uykusunun çok derin olduğunu biliyordum, çünkü ne zaman sabahları telefonla arasam asla uyanmazdı. Şeytan dürttü sikine bakmak aklıma geldi. Elimi pijamasından içeriye doğru yavaşça soktum. Sikini avucumun içinde hissetmek güzeldi. Emre’nin birden kımıldamasıyla hemen elimi çektim. Emre uyanır gibi oldu ve “Aşkım noldu?” dedi. “Birşey yok aşkım, sadece sarılıyordum!” dedim. “Hıı, tamam...” dedi ve tekrar uykuya daldı. Doğrusu çok korkmuştum acaba farketti mi diye...
1 saat kadar sonra kahvaltıyı hazırlayıp onu kaldırdım ve beraber mutfağa geçtik. Kahvaltımızı yaparken, kafamda hep (Gece acaba neden ileri gitmedi?) sorusu vardı. Ona beni çekici bulup bulmadığını sordum. O da, “Aşkım benim için çok çekicisin, ama ben sen istemediğin müddetçe sana birşey yapmayı düşünemem. Yani bunu ne manada sordun bilmiyorum, ama ben seks delisi bir insan değilim, yalnızca zamanını beklerim, bazı şeylerin iki tarafın isteği ile olması önemli...” dedi. Bu benim için yeterli bir cevap olmuştu.
Kahvaltıdan sonra ikili koltuğa uzandı, ayaklar dışarda. Ben de çapraz girdim koltukla arasına, TV izledik. Sevişme sahnesi bol dizilerden izliyorduk. Etkilendim ve onu öpmek istedim. Keşke istemeseydim, olan oldu ve uyuyan Emre’yi uyandırdım sanırım. Sevişirken göğüslerimi ilk kez elledi ve çok etkilendim. Sonra elini aşağılara götürdü. Ben bunun olmasını istemiyordum, çünkü daha bakireydim. Elini amıma götürdü ve külodumun üstünden ellemeye başladı. Zevkten başım dönüyor, kendime hakim olamıyordum. O amımla oynadıkça, içim alev alev yanıyordu. Sonra elini külodumun çine soktu ve biranda çıkarttı, “Bu ne lan?” diye pedimi almış, bana gösterdi. Elinden pedi aldım hemen kültablasına attım. Çok utanmıştım, ama Emre gülüyordu. Çok şakacı ve haylaz bir karakteri vardı. Ona sarıldım, “Aşkım ne olur gülme!” dedim. Bana, ilk kez denk geldiğini söyledi. Şüphelendim, acaba başka kadınlarla da yattı mı diye.
O gün dışarı çıktık, akşam yemeğini dışarda yedik, gece geç saatlere kadar gezdik dolaştık ve eve geldik. Saat gece yarısını biraz geçmişti, uyumak istediğini ve salondaki yatağa yatmak istediğini belirtti. Oysa ben bu gece de benim yanımda yatar düşüncesine girmiştim. Ama bozuntuya vermedim, “Tamam!” dedim. İçerden 2 yastık ve büyük bir battaniye getirdim. Elimde 2 yastık görünce, “Aşkım sen de mi yatacaksın?” dedi. “Evet aşkım!” dedim ve ışığı söndürüp yanına yattım. Uzun uzun öpüşüp sevişmeye başladık. Yarım saat sonra battaniyenin altında ikimiz de çırılçıplak olmuştuk ve artık sikine dokunma fırsatım kolaylaşmıştı, aldım elime, dokundum. Elledikçe elimde büyüyen bu şey bana okadar büyük gelmeye başladı ki anlatamam! Sikine dokunmamdan çok zevk alıyor olmalıydı ki, bana:
- Aşkım biraz oyna, yukarı aşağı yap! dedi.
- Aşkım yaparım da, çok büyüdü bu!
- Korkmana gerek yok, sana zarar vermem! dedi.
- Bundan eminim de, kaç cm bu? (Lisede kızlar anlatırdı, işte 15-17 cm büyük sayılır diye.)
- 19 cm! dediğinde çekinmiştim.
- Ne oldu? Sustun? dedi
- Şaşırdım, ilk kez elliyorum da!
- Neden kaç cm diye sordun ki? dedi.
- Amaan aşkım, Lise muhabbetleri işte, bilmiyormusun?
- Hımm... dedi sinsice.
Acaba beni yanlış mı algıladı diye düşündüm. Neyse, ben sikiyle biraz daha oynadım. Sonra bana, “Üstüne çıkabilirmiyim?” dedi. İzin verdim, bacak arama girdi ve “Sikimin sadece başını amının ağzına koyacam, korkma tamam mı?” dedi. “Tamam!” dedim ve o iri şeyin başını amıma yasladı. Birden kendimi geri çektim, sokmasından korkmuştum. “Sakin ol aşkım, sokmayacağım!” dedi. Sikinin başıyla amımın dudakları arasında yukarı aşağı oynuyordu. Sonra sikinin başını amımın deliğine biraz soktu ve “Tamamdır, daha fazla sokmayacağım!” dedi ve üstüme yatıp öpüşüp sevişti benimle. Daha fazla sokmadığı için çok mutlu olmuştum, ne diyeceğimi şaşırdım, ama çok zevk alıyordum...
Sonrasında bana, “Aşkım canım çok istedi, kendini hazır hissedersen yapabiliriz!” dedi. “Biraz acele ediyorsun!” dedim. “Hayır, arkadan da olur...” dedi. Lisede birkaç kız arkadaşım arkadan yaptıklarını ve canlarının çok yandığını söylemişlerdi. Ama ozaman Liseydi, ben şimdi Üniversitedeyim ve beni ilk öpen, beni kendine bu denli aşık eden bu adama nasıl arkadan vermeyeyim diye düşünüyordum. “Tamam yap! Ama acımaz dimi?” dedim. “Merak etme!” dedi ve yataktan kalkıp çantasını aldı, içinden prezervatif çıkarttı. Bilmezmiş gibi, “O ne aşkım?” dedim. “Aşkım temizlik ve korunmak herzaman için önemlidir!” dedi. “Hımm...” dedim. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum ve merakla olacakları bekliyordum. “Vazelinin varmı?” dedi. “Var!” dedim, odadan gidip aldım geldim. Bu arada evin içinde çıplak dolaşma keyfi bambaşkaymış :))
Vazelini verdim, beni yüzüstü yatırdı ve götüme sürmeye başladı. Değişik bir duyguydu. Parmağını büzüğümden içeri sokmaya çalışıyordu. Ben de biraz sıktım sanırım. “Sıkma kendini!” dedi ve saldım. Parmağı girmişti. Parmağı girdiyse, siki de girer diye düşündüm. Az sonra 2 parmağını soktuğunu söyledi, sonra da 3 parmağını. İlk başta götümün parmaklanması biraz tuhaf geldi, fakat sonradan zevk almaya başladım. Üstelik hiç acı duymadım. Çok profesyonel olmalıydı. Mutlaka benden önce başkalarını da sikmişti. Dayanamadım sordum:
- Aşkım daha önce başkalarını da yaptın mı?
- Evet aşkım yaptım! dedi.
- Onları da mı arkadan yaptın?
- Hayır! dedi.
- Peki beni neden beni arkadan yapıyorsun?
- Sen bakiresin de ondan! dedi.
- Aşkım yetmezmi bu akşamlık?
- Aşkım yapmadım ki daha! dedi.
- Arkam zonklamaya başladı aşkım!
- Merak etme birazdan geçer! dedi.
Işığı yakmamı istedi. Ben ışığı yakınca işte o bilek gibi sikini nihayet görebilme şansım oldu. Karanlıkta ve battaniyenin altında elimdeyken boyutunu farkedememiştim, ama şuan çok korkmaya başladım. Tedirgin bir şekilde yanına geldim. Çıkarttı prezervatifi bana verdi ve takmamı söyledi. “Nasıl takacağımı bilmiyorum!” dedim. Bana takma şeklini gösterdi. Ucunu sıktım ve aşağı doğru zorla sürükledim. Siki çok ihtişamlı görünüyordu. Prezervatifi taktıktan sonra ağzıma almamı istedi. Dilimi değdirdim, muz tadı vardı, şaşırdım, “Aşkım muz kokuyor bu, tadı da muz gibi!” dedim. “Sen yala, bak çok hoşuna gidecek!” dedi. Yaladım. Gerçekten muz yalar gibi oluyordu :))
Az sonra, “Tamam yeter bu kadar!” dedi ve beni yüzükoyun yatırdı yine ve canımın yanacağını söyledi ve kendimi sıkmamam için de defalarca tembihledi ve ikna etti. Çünkü canımın yanmasından çok korkuyordum. Sikinin başını götümün ağzına yasladığında çok korkmaya başladım ve bir ara bunu yapmamam gerektiğini düşünmeye başladım, çünkü o koca şey nasıl girecek diye hesaplıyordum. Ama ona güvenim de sonsuzdu. Götüme biraz zorladıktan sonra sikini amıma bastırdı, biraz amımın ağzında oynattıktan sonra tekrar götüme bastırdı. Göt deliğim ile amımın deliği arasında gitgel yapıyordu. Ben amıma girmez herhalde diye düşünüyordum, fakat her seferinde biraz biraz sokuyordu ve ben bunu hissediyordum. “Aşkım amıma sokma!” dedim. “Sokmuyorum aşkım, sularını alıyorum, kaysın diye!” dedi. Bunu tecrübesiz olduğum için anlamamıştım, ama ilerleyen dönemlerde anlayacaktım...
“Artık vakti geldi sanırım!” diye mırıldandı ve sikinin başını götüme iyice bastırdı. Canım çok yanmaya başlamıştı, resmen o koca kafalı şeyi zorlayarak götüme sokmaya sığdırmaya çalısıyordu. “Aşkım yavaşşşş!” dedim. “Sakin ol! Sıkma kendini!” dedi ve itekledi ve girdiğinde, “Oohhh!” dedi. Bitti sanıp ben de bir oh çektim. Kımıldamadan durdu ve “Aşkım tamam bak bu kadardı!” dedi. Ben de bütün sıkıntı bu muydu diye düşündüm. Fakat sonra bir anda sertçe yüklendi ve daha da girmeye başladı. Santim santim ilerliyordu. Sanki bağırsaklarımı yarıyordu o koca şey. O an zevkle karışık hissettiğim o acıyı tarif edemem (Yaşayanlar bilir, iri bir aletin götü parçalamasını!). “Aşkım yeter, sokma daha fazla!” dedim ve kafamı öevirip arkaya baktım, fakat daha neredeyse yarısı duruyordu. Ağlamaya başladım, belki acır da yapmaz diye. O ise, “Aşkım dur, az kaldı!” dedi ve çıkarttı, tekrardan yüklendi...
Canım çok yanıyordu, çığlık atmaya başladım acıdan. “Tamam bu kadardı, sonuna kadar girdi!” dedi. Resmen midemde hissediyordum sikinin nabız gibi atışlarını. Ensemi, boynumu ve omuzbaşlarımı öpmeye başladı. Acım yavaşça geçmeye başlamıştı. “Aşkım senin göt te çok darmış ama haa!” dedi sinsice gülerek. Bu hoşuma gitmişti. Sonra birden çekti tamamen çıkarttı sikini. Resmen hava girdi götümden içeriye. Ben daha kendime gelemeden tekrar kökledi. Nasıl bağırdım ama, yastığı sıkmaya başladım. O ise hızlı hızlı sokup çıkartıyordu. Birkaç dakika çok canım yandı, ama sonrasında inanın aldığım zevk bambaşkaydı. O iri şey nasıl da rahatça kayıyordu götüme ve beni uçuruyordu...
Yaklaşık 20-25 dakika boyunca amımı okşayarak sikti götümü ve ben o sırada 2 sefer şiddetlice boşaldım. Sonunda o da gelmek üzereydi, “Aşkım ağzına mı boşalayım, yoksa içine mi?” dedi. Ağzıma almak istemediğim için, “İçime boşal!” dedim. O da, “Geliyorum!” dedi ve kökleyip sarıldı bana. Prezertaviften de olsa, içimde sıcacık birşeyler hissettim. Boşaldıktan sonra içimde öyle kalması beni resmen çok mutlu etmişti. Az sonra tam çıkartmaya kalktığında, “Aşkım çıkartma, içimde kalsın!” dedim. O da, “Olmaz aşkım, prezervatif çıkar, döller dışarı akar!” dedi ve sikini çıkarttı götümden. Döndüm baktım, prezervatif kan içindeydi. Elimi götüme attım, resmen çay bardağının ağzı gibi açılmıştı ve büzüğüm kapanmıyordu. “Aşkım ne yaptın böyle yaa?” diye ağlamaya başladım. O da, “Aşkım normal!” dedi. “Böyle mi kalacak bu?” dedim. “Hayır, kapanır!” dedi. “Kanıyor!” dedim. “Normaldir, birşey olmaz, alışır!” dedi ve mutfaktan bir bardak su getirdi, içip sakinleşmem için. Sonra banyoya gitti...
Geldiğinde temizlenmişti. Prezervatifin dışını yıkamış, ağzını da bağlamış, “Hiç sperm gördün mü?” diye bana gösteriyordu. Resmen yarısına kadar dolu bir balon parçası gibi duruyordu ve iğrenç görünüyordu. Fakat onu mutlu ettiğim için kendimle gurur duydum...
“Hadi banyoya!” diyerek beni kaldırdı ve kucağına aldı. Götüm çok yanmaya başlamıştı. Banyoya geldiğimizde küvetin yarısı dolmuştu ve halen dolmaya devam ediyordu. Beni klozete oturup, “Yıka arkanı!” dedi. Yıkadım. Ellerimi de yıkattırdı ve sıcak küvete beni yatırdı. Götüm resmen çayır çayır yandı acıdan. Kendisi de yavaşca yanıma geldi ve amımı ellemeye başladı. Öyle narin seviyordu ki beni, bu duyguyu ona yaşattığım için teşekkür ediyordu. Sonra beni güzelce sabunlu lifle yıkadı. Sonra küvetin suyunu boşaltıp beraber duş aldık çıktık. Banyodan çıkarken tekledim. Beni tuttu ve “Ne oldu aşkım?” dedi. “Yürüyemiyorum, çok acıyor!” dedim. Aklıma Lisede kızların anlattıkları geldi o anda. Söyledikleri doruydu, fakt sanırım benim için bu ağrı bayağı büyük olacaktı. Emre beni kucakladığı gibi yatağa kadar götürdü ve üzerine bıraktı. Emre’mle çırılçıplak yattık...
Tabiki hikayem burada bitmiyor, ilerleyen haftalarda ve aylarda bunun gibi 15-20 sefer götümü kanata kanata sikti. Her seferinde de götümün çok dar olduğunu, başka biri olsa bu kadar kanamayacağını söyledi. Emre’yle evlenmeyi düşünüyordum, fakat ailem Emre’yi istemedi ve ayrıldık. Ama onun bana bıraktığı bir hatıra var: Büzüğümü tam kapatamıyorum ve osuruğumu tutamıyorum. Ömür boyu da çekecem bunun sıkıntısını galiba. (Benim gibi götü çok dar olan kızlara kesinlikle anal ilişkiyi önermiyorum! Hele hele yarağı çok büyük birine asla götten siktirmeyin!). Tabi Emre’nin bana bıraktığı bir de vazgeçilmez bir istek var: Götten sikişmeye acayip alıştım, önüme gelen her erkekle yatma ve götümü siktirme isteği duyuyorum. Fakat Emre’den sonra kimseyle sikişmedim. Ailem beni yakında evlendirmek istiyor, köyden birisi varmış. Ozamana kadar da pornolarla ve seks hikayeleri ile idare ediyorum ve götüme değişik cisimler sokarak kendimi tatmin ediyorum.
Bu hikayemi yazarken bile götüm çok kaşındı. Offf off! Neredesin Emre???
[Selvi]
Plajdaki İki Liseli Kızla Lezbiyen Maceram!
Selam, ben Sevilay. 22 yaşında, 1.76 boyunda, kumral, buğday tenli, fiziği son derece düzgün, bakımlı lezbiyen bir hatunum. Yaz gelmiş ortalık ısınmaya başlamıştı. Bizim finaller bitmiş herkesi bir eve dönme telaşı sarmıştı. Ben de ailemin yazlığında birkaç gün geçirip tekrar okula notları öğrenmek üzere dönmeye karar verdim. Bir gün önceden yazlığın yakınında oturan Hatice hanımı arayıp, yazlığın temizliğini yaptırmıştım. Amacım kafa dinlemekti, bütün sene ders çalışmaktan yorulmuştum.
Arabamla yazlığa yaklaşınca insanın içine bir enerji dolduğunu hissetim, ama yalnızdım ve hayıflanmıştım. Bizim yazlık bir yokuş çıktıktan sonra hemen aşağıda sakin bir koyda bulunur. Yanımızdaki iki yazlıktan biri amcamın, biri de Almancı bir ailenindir. Neyse, yazlığa yaklaşırken yokuşun ortalarında bisikletle giden iki tane kız gördüm. Kızlara şöyle bir baktım ve kendi Lise yıllarım aklıma geldi, kızlar çok seksi gelmişti bana. Kızlara bakarak yoluma devam ettim. Hatice teyzeden yazlığın anahtarını aldım. Sağolsun havuzu dahi doldurmuşlar. Ama baktım havuzun suyu buz gibi, pek girmeye niyetim yoktu. Valizlerimi odaya attım, bikinimi giyip, getirdiğim biralardan da iki tane alıp kendimi şimdilik ıssız olan sahile bıraktım. Bir de baktım biraz önceki bisikletli kızlar sahilde denize girmişler. Onları görebileceğim bir yere havlumu serdim. Maksat kızlarla sohbet etmekti, aklımdan en ufak bir hınzırlık geçmiyordu.
Bu arada kızlara alıcı gözle bakmaya başladım. Birisi esmer, siyah kısa saçlı, diğeri ise siyah saçlı beyaz tenli bir kızdı. Göğüsleri yeni yeni olgunlaşmış, ama yine ‘70 D’ vardır diye düşündüm. Kızlar suda şakalaşırken kızların iç çamaşırı ile girdiğini farkettim. Sudan çıkıp hemen 3-5 metre yakınıma oturdular. Beyaz tenli olan kız, tenine uygun beyaz iç çamaşırı giymiş, diğeri ise kırmızıyı tercih etmişti. Kızlar sırtı bana dönük bir şekilde sutyenlerini çıkarıp, dolgularındaki suyu sıktıktan sonra tekrar giydiler. Bir müddet sonra beyaz tenli olan bana seslenerek, “Ateşin var mı?” dedi. Ben de kafamı sallayınca ağzında sigarasıyla yanıma gelip, eğilip sigarasını yaktı. Gayri ihtiyari göğüslerine baktım ve bu esnada göz göze geldik. İçtiğim birayı görünce, “Güzel biradır!” dedi. Ben de, “Var bir tane daha, içmek istersen?” dedim. Arkadaşına seslendi ve yanıma oturdu, verdiğim birayı içmeye başladı. Okulundan, 16 yaşında olduğundan falan, herşeyi 5 dakikada anlatmıştı.
Derken diğer kız da geldi yanımıza. Sohbete o da katıldı. İlk yarım saatte her ikisiyle kanka olmuştuk. Bikinlerini neden getirmediklerini sorduğumda, okuldan kaçıp geldiklerini, ailelerinin haberi olmadığını söylediler. Islak çamaşırlarla üşütebileceklerini söyleyip, hemen arkadaki yazlığı gösterip, bikinilerimden vermeyi teklif ettim. Bir iki saniye birbirilerine bakıp kabul ettiler. Eşyalarını giyip benimle birlikte yazlığa geldiler. Ben yukarı çıkıp onlara bikini ayarlarken, buzdolabından kendilerine bira alabileceklerini söyledim. Aşağıya indiğimde biraları açmış içiyorlardı. Bikinileri paylaştırdım, ikisi banyonun yanındaki küçük odada değiştirip geldiler. Biraz büyük gibi dursa da, yine de seksi olmuşlardı. Kızlar biralarını bitirdikten sonra, her birimiz ikişer bira kapıp sahile indik...
Saat 10:00’a geliyordu ve güneş kendini belli etmeye başlamıştı. İkişer birayı çabucak bitirip, kendimizi denizin serin sularına bırakmıştık. Suda şakalaşıp birbirimizi bariz şekilde mıncıklıyorduk. Saatin epey ilerlediğini, kızlardan birinin benim başım dönüyor demesi ile anlamıştık. Öğlen sıcağı tam tepemizde, aç karnına içtiğimiz biralarla fena olmuştuk. Biraz kendimize gelmek için yazlığa gitmemizi önerdim, kabul ettiler. Yazlığa vardığımızda hepimizin uykusu vardı, sanırım güneş çarpmıştı. Alt katta bulunan misafir yatak odasındaki çift kişilik yatağa, üçümüz de yanyana uzanıp, adeta sızar gibi uyumuştuk.
Nekadar uyuduk bilmiyorum, ama ilk uyanan ben olmuştum. Kızlar tabiki büyük beden bikini giyince her tarafları açılmış, Züleyha’nın (beyaz tenli kızın) göğüsleri sıyrılmıştı. Tanrım, ne iştah açıcıydı. Biraz seyrettim ve dayanamadım, bikinisinin üzerinden amını hafifçe okşadım, oradan göbeğine çıkıp, açılmış göğüslerine bir öpücük kondurdum. Öpücük kondurduktan sonra kafamı kaldırdım ki, göz göze geldik. Birden panikledim. Ama Züleyha parmağı ile ‘Sus!’ işareti yaptıktan sonra bikinisinin altını dizlerine kadar sıyırdı. Ben de ona yardımcı olup onu çırılçıplak bıraktım. Hareketlerime engel olamıyordum. Yanındaki kız (İrem) uyansa ve yaygarayı koparsa, ne derdim ben aileme diye düşünüyordum ki, Züleyha İrem’in göğüslerini açıp okşamaya başladı ve o esnada İrem uyandı. Ne tepki verecekti bilmiyordum ve gayet doğal bir tepki ile o da karşılık vererek, Zeliha’nın göğüslerini okşamaya başladı. İrem Züleyha’nın göğüslerini okşarken, Züleyha da benim bikninin üstünü sıyırıp, benim göğüslerimi okşamaya başladı.
Çok geçmeden üçümüz de çırılçıplak kalmıştık ve sadece birbirimizin göğüslerini okşuyorduk. Ben dayanamadım İremin dudaklarına uzandım ve ufak bir öpücük kondurdum. Sonra bir kere daha, bir kere daha ve bir kere daha. Derken İrem öyle bir yumuldu ki dudaklarıma anlatamam. Ben İremle öpüşürken, Züleyha da elini İrem’in amına atmış okşuyordu. Öpüşmemiz bitince İrem göğüslerime yumuldu. Sonra onun yerini Züleyha aldı. İrem dudaklarımın ifadesini alırken, Züleyha da göğüslerimi yalıyor, amımı okşuyordu. İrem bu sefer sol göğsüme öpücük kondurup dudaklarıma yöneldi. Biraz daha öpüştükten sonra, ben onun göğüslerine yumuldum. Diğer göğsünü de Züleyha aldı. Elim İremin sıcacık ve oldukça ıslanmış amına gitti. Artık hunharca okşuyordum. Tek kelime etmeden sevişiyorduk ve ben bu büyüyü bozmak istemiyordum...
İremi iyice yatırdım ve göğüslerini ve amını okşayarak dudaklarına yumuldum. Züleyha da İremin bacaklarını iyice aralamış ve amına ufak öpücükler atıp okşuyordu. Züleyha dilini iyi kullanmaya başlamış, İremi kıvrandırırken, İrem de benim amımı okşuyordu. Bir müddet sonra eğildi ve benim amımı da o yalamaya başladı. Derken ona yardıma Züleyha gelmişti. Kızlar öyle seri yer değiştiriyordu ki, biri dudaklarımın ifadesini alıp göğüslerimi okşarken, diğeri amımı yalıyor, derken birden diğeri göğüslerimi yalamaya başlıyordu. Ve bana ilk Orgazmımı yaşatmışlardı. Durmaya niyetim yoktu, tabiki kızların da. Züleyha kulağıma eğilip, “Bakiremisin?” diye sessizce sordu. ‘Hayır!’ dercesine kafamı salladıktan sonra, iki parmağını içime kaydırıverdi. Çarşafı ısırmaya başlamıştım zevkten, çünkü İrem de bu arada benim arka deliğimi yalıyordu. Çok geçmeden ikinci kez zevk sıvımı bırakmıştım.
Artık kızları ödüllendirmek gerektiğini düşünerekten Züleyhayı altıma aldığım gibi amını emmeye başladım. İrem de Züleyha ile öpüşüp göğüslerini yalıyordu. Her iki deliğini de yalayıp arka deliğini yumuşattıktan sonra, arka deliğine parmağımın birini soktum. Şimdi arkasındaki parmağımı git gel yapıp, amını yalıyordum. Yalamalarıma İrem de Züleyhanın amını okşayarak katılıyordu. Ve beklenen final, Züleyha da Orgazm olup boşalmıştı. Hemen vakit kaybetmeden İremi alıp amını amıma sürtmeye başladım. Müthiş sıcaklığını hissetmek beni kudurtuyordu. Züleyha gözleri kaymış bir şekilde bizi izliyor, elini amına götürüp kendi zevk sularının tadına bakıyordu. İrem de çılgınca Orgazm olmuştu ve hepimiz topu topu yarım saat süren çılgınca bir seks girdabından çıkmış, yorgunluktan gözlerimiz kaymış bir şekilde uykuya dalmıştık.
Yine ilk uyanan ben olmuştum, hemen bikinimi giydim ve onlara da giydirdim ve yine uyuyormuş gibi yaptım. Bir süre sonra kızlar uyanmış ve beni uyandırdılar. İrem, “Tuhaf rüyalar gördüm...” dedi. Ben de nasıl rüyalar olduğunu sordum. “Saçma sapan...” diye geçiştirdi. Ben de ses çıkarmadım, belki utanmıştır diye. Odadan çıkarken İrem önde, ben arkasında, benim arkamda da Züleyha vardı. Züleyha popoma çimdik atarak, “Yemedim ben bunu!” diye kulağıma fısıldadı. Ben de, “Biliyorum :)” dedim ve çıktık.
[Sevilay]
Arabamla yazlığa yaklaşınca insanın içine bir enerji dolduğunu hissetim, ama yalnızdım ve hayıflanmıştım. Bizim yazlık bir yokuş çıktıktan sonra hemen aşağıda sakin bir koyda bulunur. Yanımızdaki iki yazlıktan biri amcamın, biri de Almancı bir ailenindir. Neyse, yazlığa yaklaşırken yokuşun ortalarında bisikletle giden iki tane kız gördüm. Kızlara şöyle bir baktım ve kendi Lise yıllarım aklıma geldi, kızlar çok seksi gelmişti bana. Kızlara bakarak yoluma devam ettim. Hatice teyzeden yazlığın anahtarını aldım. Sağolsun havuzu dahi doldurmuşlar. Ama baktım havuzun suyu buz gibi, pek girmeye niyetim yoktu. Valizlerimi odaya attım, bikinimi giyip, getirdiğim biralardan da iki tane alıp kendimi şimdilik ıssız olan sahile bıraktım. Bir de baktım biraz önceki bisikletli kızlar sahilde denize girmişler. Onları görebileceğim bir yere havlumu serdim. Maksat kızlarla sohbet etmekti, aklımdan en ufak bir hınzırlık geçmiyordu.
Bu arada kızlara alıcı gözle bakmaya başladım. Birisi esmer, siyah kısa saçlı, diğeri ise siyah saçlı beyaz tenli bir kızdı. Göğüsleri yeni yeni olgunlaşmış, ama yine ‘70 D’ vardır diye düşündüm. Kızlar suda şakalaşırken kızların iç çamaşırı ile girdiğini farkettim. Sudan çıkıp hemen 3-5 metre yakınıma oturdular. Beyaz tenli olan kız, tenine uygun beyaz iç çamaşırı giymiş, diğeri ise kırmızıyı tercih etmişti. Kızlar sırtı bana dönük bir şekilde sutyenlerini çıkarıp, dolgularındaki suyu sıktıktan sonra tekrar giydiler. Bir müddet sonra beyaz tenli olan bana seslenerek, “Ateşin var mı?” dedi. Ben de kafamı sallayınca ağzında sigarasıyla yanıma gelip, eğilip sigarasını yaktı. Gayri ihtiyari göğüslerine baktım ve bu esnada göz göze geldik. İçtiğim birayı görünce, “Güzel biradır!” dedi. Ben de, “Var bir tane daha, içmek istersen?” dedim. Arkadaşına seslendi ve yanıma oturdu, verdiğim birayı içmeye başladı. Okulundan, 16 yaşında olduğundan falan, herşeyi 5 dakikada anlatmıştı.
Derken diğer kız da geldi yanımıza. Sohbete o da katıldı. İlk yarım saatte her ikisiyle kanka olmuştuk. Bikinlerini neden getirmediklerini sorduğumda, okuldan kaçıp geldiklerini, ailelerinin haberi olmadığını söylediler. Islak çamaşırlarla üşütebileceklerini söyleyip, hemen arkadaki yazlığı gösterip, bikinilerimden vermeyi teklif ettim. Bir iki saniye birbirilerine bakıp kabul ettiler. Eşyalarını giyip benimle birlikte yazlığa geldiler. Ben yukarı çıkıp onlara bikini ayarlarken, buzdolabından kendilerine bira alabileceklerini söyledim. Aşağıya indiğimde biraları açmış içiyorlardı. Bikinileri paylaştırdım, ikisi banyonun yanındaki küçük odada değiştirip geldiler. Biraz büyük gibi dursa da, yine de seksi olmuşlardı. Kızlar biralarını bitirdikten sonra, her birimiz ikişer bira kapıp sahile indik...
Saat 10:00’a geliyordu ve güneş kendini belli etmeye başlamıştı. İkişer birayı çabucak bitirip, kendimizi denizin serin sularına bırakmıştık. Suda şakalaşıp birbirimizi bariz şekilde mıncıklıyorduk. Saatin epey ilerlediğini, kızlardan birinin benim başım dönüyor demesi ile anlamıştık. Öğlen sıcağı tam tepemizde, aç karnına içtiğimiz biralarla fena olmuştuk. Biraz kendimize gelmek için yazlığa gitmemizi önerdim, kabul ettiler. Yazlığa vardığımızda hepimizin uykusu vardı, sanırım güneş çarpmıştı. Alt katta bulunan misafir yatak odasındaki çift kişilik yatağa, üçümüz de yanyana uzanıp, adeta sızar gibi uyumuştuk.
Nekadar uyuduk bilmiyorum, ama ilk uyanan ben olmuştum. Kızlar tabiki büyük beden bikini giyince her tarafları açılmış, Züleyha’nın (beyaz tenli kızın) göğüsleri sıyrılmıştı. Tanrım, ne iştah açıcıydı. Biraz seyrettim ve dayanamadım, bikinisinin üzerinden amını hafifçe okşadım, oradan göbeğine çıkıp, açılmış göğüslerine bir öpücük kondurdum. Öpücük kondurduktan sonra kafamı kaldırdım ki, göz göze geldik. Birden panikledim. Ama Züleyha parmağı ile ‘Sus!’ işareti yaptıktan sonra bikinisinin altını dizlerine kadar sıyırdı. Ben de ona yardımcı olup onu çırılçıplak bıraktım. Hareketlerime engel olamıyordum. Yanındaki kız (İrem) uyansa ve yaygarayı koparsa, ne derdim ben aileme diye düşünüyordum ki, Züleyha İrem’in göğüslerini açıp okşamaya başladı ve o esnada İrem uyandı. Ne tepki verecekti bilmiyordum ve gayet doğal bir tepki ile o da karşılık vererek, Zeliha’nın göğüslerini okşamaya başladı. İrem Züleyha’nın göğüslerini okşarken, Züleyha da benim bikninin üstünü sıyırıp, benim göğüslerimi okşamaya başladı.
Çok geçmeden üçümüz de çırılçıplak kalmıştık ve sadece birbirimizin göğüslerini okşuyorduk. Ben dayanamadım İremin dudaklarına uzandım ve ufak bir öpücük kondurdum. Sonra bir kere daha, bir kere daha ve bir kere daha. Derken İrem öyle bir yumuldu ki dudaklarıma anlatamam. Ben İremle öpüşürken, Züleyha da elini İrem’in amına atmış okşuyordu. Öpüşmemiz bitince İrem göğüslerime yumuldu. Sonra onun yerini Züleyha aldı. İrem dudaklarımın ifadesini alırken, Züleyha da göğüslerimi yalıyor, amımı okşuyordu. İrem bu sefer sol göğsüme öpücük kondurup dudaklarıma yöneldi. Biraz daha öpüştükten sonra, ben onun göğüslerine yumuldum. Diğer göğsünü de Züleyha aldı. Elim İremin sıcacık ve oldukça ıslanmış amına gitti. Artık hunharca okşuyordum. Tek kelime etmeden sevişiyorduk ve ben bu büyüyü bozmak istemiyordum...
İremi iyice yatırdım ve göğüslerini ve amını okşayarak dudaklarına yumuldum. Züleyha da İremin bacaklarını iyice aralamış ve amına ufak öpücükler atıp okşuyordu. Züleyha dilini iyi kullanmaya başlamış, İremi kıvrandırırken, İrem de benim amımı okşuyordu. Bir müddet sonra eğildi ve benim amımı da o yalamaya başladı. Derken ona yardıma Züleyha gelmişti. Kızlar öyle seri yer değiştiriyordu ki, biri dudaklarımın ifadesini alıp göğüslerimi okşarken, diğeri amımı yalıyor, derken birden diğeri göğüslerimi yalamaya başlıyordu. Ve bana ilk Orgazmımı yaşatmışlardı. Durmaya niyetim yoktu, tabiki kızların da. Züleyha kulağıma eğilip, “Bakiremisin?” diye sessizce sordu. ‘Hayır!’ dercesine kafamı salladıktan sonra, iki parmağını içime kaydırıverdi. Çarşafı ısırmaya başlamıştım zevkten, çünkü İrem de bu arada benim arka deliğimi yalıyordu. Çok geçmeden ikinci kez zevk sıvımı bırakmıştım.
Artık kızları ödüllendirmek gerektiğini düşünerekten Züleyhayı altıma aldığım gibi amını emmeye başladım. İrem de Züleyha ile öpüşüp göğüslerini yalıyordu. Her iki deliğini de yalayıp arka deliğini yumuşattıktan sonra, arka deliğine parmağımın birini soktum. Şimdi arkasındaki parmağımı git gel yapıp, amını yalıyordum. Yalamalarıma İrem de Züleyhanın amını okşayarak katılıyordu. Ve beklenen final, Züleyha da Orgazm olup boşalmıştı. Hemen vakit kaybetmeden İremi alıp amını amıma sürtmeye başladım. Müthiş sıcaklığını hissetmek beni kudurtuyordu. Züleyha gözleri kaymış bir şekilde bizi izliyor, elini amına götürüp kendi zevk sularının tadına bakıyordu. İrem de çılgınca Orgazm olmuştu ve hepimiz topu topu yarım saat süren çılgınca bir seks girdabından çıkmış, yorgunluktan gözlerimiz kaymış bir şekilde uykuya dalmıştık.
Yine ilk uyanan ben olmuştum, hemen bikinimi giydim ve onlara da giydirdim ve yine uyuyormuş gibi yaptım. Bir süre sonra kızlar uyanmış ve beni uyandırdılar. İrem, “Tuhaf rüyalar gördüm...” dedi. Ben de nasıl rüyalar olduğunu sordum. “Saçma sapan...” diye geçiştirdi. Ben de ses çıkarmadım, belki utanmıştır diye. Odadan çıkarken İrem önde, ben arkasında, benim arkamda da Züleyha vardı. Züleyha popoma çimdik atarak, “Yemedim ben bunu!” diye kulağıma fısıldadı. Ben de, “Biliyorum :)” dedim ve çıktık.
[Sevilay]
Deprem 10 Saniye Sarstı Kaynımın Yarağı Sabaha Kadar!
Kocamla evlendiğimizde askerliğini henüz yapmamıştı, okulundan dolayı erteletmişti. Aynı iş yerinde çalışıyorduk. Tanıştık, kısa bir nişanlılık döneminden sonra evlendik. Ailesiyle aynı binada oturuyorduk. Anne babası ve bir erkek kardeşi üst katımızda oturuyorlardı. Kısa sürede kaynaşmıştık ailesiyle. Beni kızları gibi görüyorlardı. Onlar beni, ben onları sevmiştim. Annesine benzeyen ufak tefek kocamın aksine, 20 yaşındaki kardeşi Mert çok yakışıklı, sporla uğraşan, yapılı, iri yarı bir çocuktu. Çocuk derken aramızda 3 yaş fark var sadece. Kocamın tüm ailesine, özellikle Mert’e kanım ısındı, çok iyi anlaştık.
Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.
Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla...” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe...
Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.
Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.
Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay... Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!
Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?
Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.
Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt... Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.
Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma...” dedim çaresizlik içinde.
Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.
İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki...
Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.
İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.
Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.
Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı... Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.
Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.
Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden...
Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum...
Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem... Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.
Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.
O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.
Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!
Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi...
Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece...” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.
“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni... Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge... Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim...” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.
“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.
Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.
Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm... Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.
Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.
Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.
“Ahhh... Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.
“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.
Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.
Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.
O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.
Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.
“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını...” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini... Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.
Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.
“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.
Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak... Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı...
Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.
“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.
Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.
“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi... Girdi... Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım... Dur lütfen... Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.
Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini...
Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum...
Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.
Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.
Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.
“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.
6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.
[Serpil]
Evliliğimizin cicim aylarından sonra, artık kocamın tekdüze, uyduruk sevişmelerine alışmış, doymasam da tatmin olmasam da, orgazm taklidi yaparak evliliğimizi, götürmeye çalışıyordum. Evlendiğimde bakire olmama rağmen, gerçek seksin bu olmadığını internetten, okuduğum kitaplardan biliyordum. Fakat salt bu nedenle kocamdan ayrılmayı, düzenimi bozmayı göze alamıyordum.
Kaynım Mert ise kocamın tam tersiydi. Kızlarla, hatta mahalledeki birkaç evli kadınla haşır neşir oluyor, gününü gün ediyordu. Bir kısmını annesinden duyuyordum, bir kısmını da komşu kadınlardan öğreniyordum, “Kız senin kaynın var ya, Bakkalın karısıyla...” gibi. Uçan sineği kaçırmayan zamparanın tekiydi kısacası. Bunları duydukça ona başka gözle bakmaya başlamıştım. Kapımın önünden geçip üst kata çıkarken ben bir bahane uydurur, havadan sudan kapı önünde sohbet ederdim. Bu arada kaynımın yapılı gövdesine, geniş üçgen omuzlarına sımsıkı sarılmamak için kendimi zor tutardım. Baktıkça bakasım geliyordu piçe...
Öyle etkilemişti ki beni, artık kocamın kardeşidir, akrabadır diye bakamıyordum ona. Bir erkekti o. Hem de yakışıklı, dalyan gibi, sapına kadar erkek. Geceleri kocamın altında yatarken, o olsaydı nasıl sevişir, nasıl öpüşür, kotunun önündeki kabarıklık neye benzer diye düşünürdüm. Kocam içime girip çıkarken onunla seviştiğimin, onun ağırlığı altında ezildiğimin hayallerini kurardım hep.
Kocamla işten döndüğümüzde akşam yemeklerini genelde onlarla beraber yer, oturur, yatmaya evimize geçerdik. O da evdeyse, dışarıda değilse sevindirik olurdum. Benim ona baktığım gibi o da bana baksın, beğensin isterdim. Aile içinde ne kadar mümkünse, olduğunca kısa etek, askılı bluzlar giyer, dikkatini çekmeye çalışırdım. Benim ne eksiğim vardı ki o yatıp kalktığı orospulardan! Gittiğimiz düğünlerde, pikniklerde, plajlarda hep onu keser, ona yakın olmak, eline koluna dokunabilmek için bahaneler yaratırdım.
Sonunda korkuyla beklenen şey oldu. Kocamın uzun dönem askerliği başladı. Onunla beraber benim yalnızlığım da başladı. Zaten yetersiz bulduğum seks yaşamım artık tamamen sıfırlanmıştı. Günler geçmek bilmiyordu. Sabah kalk, işe git, akşam gel, kaynananın hazırladığı yemeği ye, biraz otur, kadına yardım et, evdeyse kaynını aç gözlerle dikizle, yatma zamanı kendi evine siktir olup git, yalnız yatağında, kendini okşaya okşaya zıbar. 5, 10, 20 gün, 1 ay, 3 ay... Artık dayanamaz hale gelmiştim. İyice azmıştım, erkeksizlik başıma vurmuştu. Hayır, sikilmenin tadını almamış olsam neyse! İyi ya da kötü, bir erkekle seks yapmaya alıştıktan sonra sap gibi kalıvermek çok kötü!
Bazen kendimi Mert’e, dudaklarına, kirli sakalına, pazularına, pantolonun önündeki kabarıklığa bakarken erotik hayallere dalmış buluyor, sonra da silkinerek kendime gelmeye çalışıyordum. Etrafıma, Mert’e bakıyordum korkuyla. Ona arzuyla baktığımı görmüş müydü? Aklımdan geçenleri, onu ne kadar istediğimi anlamış mıydı? Sanırım biliyordu Mert, farkındaydı. Hissediyordum bunu. Oturduğum yerde onu süzerken gözlerimi pantolonun, şortun önünden yukarı kaldırdığımda, onun bana bakan, soran gözleriyle karşılaştım birkaç kez. Utandım, yanaklarım alev alev yandı, kızardım yeni yetme kızlar gibi. Ne bakıyorsun salak? Anla işte! Abin gideli kaç ay oldu? Kaç aydır erkeksizim haberin var mı?
Dipten gelen acaip bir gürültüyle beraber 10 saniyelik şiddetli bir sarsıntı. Hepimiz ayağa fırladık. Ödüm koptu. Elimdeki çay bardağını fırlatıp çığlık atarak hemen yanımda duran Mert’e sarılıverdim o korkuyla. O da korurcasına kollarının arasında sımsıkı sardı beni. Sarsıntı bittikten sonra da bir süre ayrılamadım ondan. Korkuyla birbirimize, sallanan avizeye, büfede devrilen bardaklara bakıyorduk. Kalbim kuş gibi çarpıyor, gözlerimden yaş geliyordu. Sonra durumu fark ettim. Mert’in, kaynımın kollarındaydım.
Öyle rahatladım ki. Güvendeydim onun kollarında. Başımı geniş göğsüne dayayıp, derin bir nefes aldım, onun mis gibi erkek kokusunu içime çektim. Elleri sırtımı okşuyor, kollarıyla sımsıkı sarıyordu. “Şşşt... Tamam yenge, btti, korkma artık, sakin ol!” diyerek o kalın erkek sesiyle teselli etmeye, sakinleştirmeye çalışıyordu.
Sakinleşmiştim artık. Ama böyle durmak öyle hoşuma gitmişti ki. Gerekirse sabaha kadar böyle kalmaya razıydım. Kollarında, sımsıkı sarılmış, göğüslerim onun kaslı bedeninde ezilir vaziyette, kasıklarımız birbirine yapışmış. Ama maalesef, kayınvalidem dua etmeyi bırakıp bize döndüğünde istemeden ayrılmak zorunda kaldım. Tedirgin, diken üstünde oturduk. Bir süre daha geçti. Uyku ağır basmaya başladı. Kayınpederim artık yatmamızı, korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Ben halen dehşet içindeydim. Orada yatmamı istediler, ben kabul etmedim, “Uyuyamam anneciğim, kendi yatağımda yatmak istiyorum. Ama korkuyorum da yalnız başıma...” dedim çaresizlik içinde.
Kayınvalidem, “Madem evine gitmek istiyorsun, git kızım. Korkuyorsan Mert gelsin, salonda yatsın. Evde biri olunca için rahat eder yavrum! Hadi Mert, yengende kal bu gece!” dediğinde kulaklarıma inanamıyordum. Mert ve ben. Koca evde yalnız. Sevincimi saklamaya çalışarak korkmuş görüntümü sürdürdüm. Sesim titreyerek, “Çok iyi olur annecim! İnan ödüm patlıyor. Evde bir nefes olursa hiç olmazsa uyuyabilirim biraz. Yoksa sabah işe gidecek halim olmaz uykusuzluktan!” dedim.
İyi geceler dileyip, kaynımla beraber alt kata indik. Evin kapısını açarken ellerim titriyordu heyecandan. Küçük odadaki yatağı hazırladım yatması için. Televizyonu açıp depremin şiddetini öğrenmeye çalışan Mert’in yanına gittim. Oturduğu üçlü koltukta yer açtı bana, yanına oturdum, beraber izlemeye başladık. Bir yandan televizyonu izliyor, bir yandan sohbet ediyorduk. O, yanımda, yanıbaşımda olduğu için öyle mutluydum ki...
Tam yaşadığımız korkudan, sarsıntıdan bahsediyorduk ki, bir çıtırtı daha olmasın mı? Sanırım hafif şiddetteki duyulur duyulmaz minik artçı depremlerden biriydi. Fakat bu minik sarsıntının korkusu bile yetti bana ayağa fırlamam için. Yine aynı şey oldu, benimle birlikte ayağa kalkan Mert’e sarılıverdim. İki üç saniye bile sürmedi çıtırtı. Ama halen kollarındaydım, ayrılmamış, bana sarılan güçlü kolların tadını çıkarıyordum. Mert yine tedirgin hareketlerle sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Ben kedi gibi sokulmuştum kollarına. Tüm vücudum onunkiyle temas halindeydi, sımsıkı sarılmıştım.
İşte o anda hissettim karnıma temas eden sertliği. Birbirimize sımsıkı temas eden bedenlerimizin varlığıyla kaynımın yarağı taş gibi olmuş, aramızda kendini hissettirmeye başlamıştı. Boydan boya ürperdim. Kasıklarımda bir yangın başladı. O da huzursuzca kıpırdandı. Sırtımı okşayan eller çıplak kollarımı tuttu, beni kendinden uzaklaştırmaya çalıştığını hissettim. Pürüzlü bir sesle bana, “Çok korktun yine yenge. Sana su getireyim!” dedi, önünü bana göstermemeye çalışarak arkasını döndü, mutfağa gitti.
Öylece kalakalmıştım. Koltuğa kendimi attım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Elinde su bardağıyla gelen kaynıma baktım dolmaya başlayan gözlerimle. Tanrım, ne kadar yakışıklıydı. Ölebilirdim, bana sarılması, sevmesi, sevişmesi için. Yalvarmam, ayaklarına kapanmam gerekse de. Fakat o anda bir şey diyemedim, gözlerine baktım sadece, konuşamadım. O ise bana bakmaya bile çekiniyordu. Uzattığı bardağı alıp suyu bir dikişte içtim. Önündeki kabarıklığı nasıl başardıysa yok etmişti. Az önceki sertlikten eser yoktu.
Benden uzaklaşırcasına gitti karşıdaki koltuğa oturdu, televizyon izlemeye başladı. Ben de onu izliyordum. Konuşmuyordu hiç. Sanırım içinde müthiş bir mücadele yaşıyordu. Hissediyordum bunu. Ben, abisinin karısı, yengesi. Benim için sertleşen yarağı... Bir zaman böyle oturduk, televizyon izledik sessizce. Sonra bir iki esnedim, uykum gelmiş gibi. Ayaklarımı kaldırıp koltuğa uzattım, boylu boyunca uzandım doğalca. Yatar vaziyette izlemeye başladım televizyonu. 5-10 dakika sonra gerçekten gözkapaklarım ağırlaştı, içim geçiverdi. Bu durumda ne kadar kaldım bilmiyorum, Mert’in bana seslenmesiyle kendime geldim. Ama gözümü açamadım. Oturduğu yerden bana sesleniyordu, “Yenge? Uyudun mu?” diye.
Cevap vermedim, uykumda rüya görüyormuşçasına mırıldandım. Bacağımın birini kaldırıp ayağımı yere koydum yattığım yerde, diğerini de dizimi havaya dikip koltuğun arkasına dayadım. Diz üstü kısa eteğim iyice açıldı bu hareketimle. Birkaç kez daha seslendi, yine uyumaya devam ettim güya, yanıt vermedim. Başım yana düşmüştü. Kirpiklerimin arasından Mert’i izliyordum. Gözünü benden, açılan bacaklarımdan ayıramıyordu. Elini pantolonunun önündeki kabarıklığa götürmüş, okşayıp duruyordu. Benim uyuduğumu zannettiğinden kalkıp yanıma geldi. Koltuğun önünde diz çöktü. Omuzumdan tutup hafifçe sarstı, “Yenge? Uyan hadi!” dedi.
Düzgünce nefes alıp vermeye çalışıyor, uyuyor görüntüsü vermeye devam ediyordum. Gözlerimi kapatmıştım. Ne yapacağını merak ederek bekledim. Bir süre hareketsiz durdu. Eteğimin meydanda bıraktığı bacaklarımı, bluzumun açılan yakasından göğüslerimi seyrediyordu sanırım. Sonra ayaklarımda elinin temasını hissettim birden...
Ayaklarımı okşayan eli yavaş hareketlerle yukarıya çıktı. Dizimi geçti, baldırlarımı okşadı tüy gibi. Öyle zevk alıyordum ki, inlememek için, ona belli etmemek için kendimi zor tutuyordum. Eli baldırlarımda, bacaklarımın içlerinde dolaştı, küloduma kadar çıktı. Eteğimi iyice belime kadar sıyırdığını hissettim. Tanrım! Eğer amıma dokunursa biterdim ben. Ayların verdiği açlıkla anında orgazm olabilirdim. Şimdi bile ıslanan amımdan sularımın aktığını hissediyordum...
Dokunmadı amıma. Derin bir nefes alıp başını küloduma yaklaştırdı, amımın kokusunu ciğerlerine kadar çekti, “Ah yengem... Yengemm!” diye mırıldandı, “Öyle güzelsin ki, hastayım sana kadın! Bitiyorum sana, aşığım sana! Ah bir bilsen seni nasıl istediğimi! Bir anlasan beni! Ah bu güzel amcığını bir siksem! Ahhh!” diyordu.
Aniden beni bırakıp fırladı yerinden, koşa koşa banyoya gitti. Sanırım boşalmak üzereydi, rahatlamaya gidiyordu. Bense elimi şehvetle yanan amıma götürüp avuçladım, sıktım dudaklarını, daha o anda inleye inleye sarsılmaya başladım. Beni duyacak hali yoktu Mert’in, banyoda kendisiyle uğraşıyordu. Sarsıla sarsıla boşaldım. Orgazm kasılmalarım bittiğinde eteğimi düzeltip yan döndüm, uyur vaziyetime devam ettim. Mert işini bitirip banyodan çıktığında beni bu halde buldu. Bir süre daha yanımda durup seyretti sadece. Sonra gidip üzerime bir pike getirdi, üzerimi örttü. Kendisi de odasına gidip yattı.
O çıkınca sırt üstü yatıp gözümü tavana diktim. Dakikalarca. Aklımdan bin türlü şey geçiyordu. Orgazm olmak rahatlatamamıştı bedenimi. Uyku tutmuyordu. Gözümün önünden onun kabaran yarağı gitmiyor, eteğimin altından bacaklarımı okşayan elleri aklıma geldikçe kıvranıyordum yattığım yerde.
Şeytan dürtüp duruyordu (Hadi düşünme artık, kalk git yanına!) diye. Gitsem yanına. Uyudu mu acaba? Okşasam bana yaptığı gibi. Uyanır mı? Ne der? Nasıl karşılar? Kovalar mı beni yanından? Onun “Yenge!” diyen tatlı sesi kulaklarımda hep. Maviş gözleri. Etli dudakları. Gülünce parlayan beyaz dişleri. Kokusu. Kabarık önü. Vücudu. Beni saran kaslı kolları. Başımı göğsüne dayadığımda duyduğum huzur. Mert’in her bir yeri gözümün önüne geldikçe daha çok deliriyordum. Artık akraba, kayın, kocamın kardeşi falan dinleyecek, umursayacak halim kalmamıştı. O da beni istiyordu işte. Kulaklarımla duymuştum beni ne kadar istediğini!
Hırsla üstümdeki pikeyi tekmeleyip fırlattım, yere attım. Kararımı vermiştim. Neye mal olursa olsun. Duramıyordum artık. Kalktım, doğru odasına gittim. Kapısı aralık duruyordu, itip içeriye süzüldüm. Holün hafif aydınlattığı odada, düzenli nefes alış verişleri duyuluyordu. Uyuyordu. Canım benim. Üzerine hiçbir şey örtmeden sırt üstü yatmıştı yatağa. Ve sadece bir boxer vardı giysi olarak. O geniş göğsü nefes alıp verdikçe inip kalkıyordu. Öyle güzel, yakışıklı görünüyordu ki, dakikalarca seyrettim. Sonra, sanki orada olduğumu, onu izlediğimi hissetmişçesine gözlerini açıverdi...
Beni yatağın yanında görünce şaşırıp doğruldu, “Hayrola yenge? Yoksa yine Deprem mi oldu?” dedi. Yatağın kenarına oturdum, elini tuttum, “Yok! Merak etme Mert, bir şey olmadı. Sadece...” dedim. Merakla yüzüme bakıyordu. Söyleyemedim gerisini. Onu istediğimi, onunla sevişmeye geldiğimi, yatağına geldiğimi söyleyemedim. Deprem olmadı, ama yangın vardı işte. İçim yanıyordu. Dudaklarım titriyordu heyecandan, gerdeğe girecek yeni gelin gibiydim.
“Ne oldu, söylesene yenge? Merak ettirme beni!” dedi. “Gece salonda sen beni... Bacaklarımı okşarken ben uyanıktım Mert!” dedim. Yüzüme bakıp kaldı öylece. Yüzü mü kızarmıştı ne? Başını yana çevirdi, bana bakmıyordu şimdi, bakamıyordu. Elini çekmeye çalıştı, bırakmadım, tuttum sımsıkı. Öksürüp boğazımı temizledim, devam ettim, “Söylediklerini duydum. Her şeyi!” dedim. “Uyuduğunu sanıyordum yenge... Söylediklerimi unut, aldırma bana! Sen yengemsin! Abim...” dediğinde, “Abin yok Mert! 6 aydır yok! Yalnızım ben! 6 aydır kimse sevmedi, okşamadı, dokunmadı bana! Ben de sana aşığım! Yanıyorum Mert! Seni istiyorum ben de! Ölesiye istiyorum! Beni sevmeni, benimle sevişmeni istiyorum! Ölüyorum senin için!” dedim. Ağlıyordum bunları söylerken, göz yaşlarım damla damla süzülüyordu.
“Olmaz yenge! Yengem olmaz!” diyordu halen. Hırsla elini tuttum, gözyaşlarımla ıslanan yanaklarıma sürdüm elini, avuç içlerini titreyen dudaklarımla öptüm, öptüm. Yalvardım, “Kimse bilmeyecek Mert, ikimizden başka kimse! Seviş benimle! Abin gelene kadar hiç olmazsa! Başka şey istemiyorum senden! Lütfen, bak sen de beni istiyorsun, kendi ağzınla söyledin! Hadi, yanıyorum ben! Başkasına mı gideyim istiyorsun? Elin adamıyla boynuzlayayım mı abini? Yabancılara, başka erkeklere yedirme yengeni işte, sen sik! Sik beni Mert!” dedim.
Artık iyice yüzsüzlüğü, terbiyesizliği ele almıştım. Gözüm kararmıştı iyice. Bu gece bu aptal oğlanın altına yatmalıydım. Onunla sevişmeliydim. Kendimi siktirmeliydim. Her şeyi yapardım bunun için. Dudaklarına yapıştım aceleyle. Önce karşılık vermiyordu bana, ben köfte dudaklarını emmeye, dilimin ucuyla okşamaya başlayınca hırslandı, o da saçlarımdan kavrayıp öpüşmeye başladı. Ne kadar güzel öpüşüyordu bu çocuk! Ee, tecrübeliydi ne de olsa! Mahallenin kızları, kadınlarıyla, okuldaki kızlarla tecrübe kazanmıştı.
Öpüşürken bir elimi göğsüne koydum, okşadım. Aşağıya indim yavaşça okşayarak, kaslı karnını, boxerinin üzerinden sertleşen yarağını okşadım. Parmaklarımın ucunda tıp tıp attığını, giderek sertleştiğini hissediyordum. Beklemiyordu bunu, “Mmmm... Yenge, ne yapıyorsun?” diye bir inilti çıktı ağzından. Elimi boxerinin önündeki düğmesini zorlayarak içeriye soktum. Ateş gibi yanan yarağını tuttum. Kalın, kocaman bir şey vardı şimdi avucumda, ateş gibi.
Dudaklarını bırakıp eğildim. Boxerini sıyırıp dışarıya çıkardım yarağını, gözyaşımla ıslanan yanaklarıma sürdüm. Dudaklarıma sürdüm. Dilimi çıkarıp başına dokundum. Benim narin bileklerimden daha kalındı yarağı.
Mert itiraz etmeyi kesmiş, kendini benim ellerime bırakmıştı. Dirseklerinin üzerine dayanmış, yaptıklarıma bakıyordu kısılmış gözleriyle. Ben de gözlerimi ondan ayırmadan yalayıp duruyordum güzel yarağını. Kocam izin vermemişti bunu yapmama. İlk defa bir erkeğin sikini yalıyor, ağzıma alıyordum. Ben sikiyle uğraşırken onun eli yine eteğimin altına girmişti. Bacaklarımı sıka sıka okşuyor, bacak içlerimde elini dolaştırıyordu. Küloduma geldi. Avuçladı. Yarağı ağzımdayken zevkle inledim. Nefes alabilmek için yarağını emmeyi bırakmak zorunda kaldım.
“Ahhh... Mert!” diye inledim, külodumun ağını yana çeken parmaklar şimdi ıslanan amımı okşuyordu. Sıcak parmakların ıslak am dudaklarına teması bitiriyordu beni zevkten. İnleyip duruyor, bu arada elimdeki yarağı yalamaya çalışıyordum. Klitorisimi ıslak parmağıyla okşayınca sarsıldım. Muhteşem bir zevkti duyduğum.
“Bırak emmeyi yenge, ağzına boşalmak istemiyorum. Yatmadan önce boşaldım, ama yarağımı emmen deli ediyor beni!” diye inledi o da. Şehvetten kısılmış gözlerimle ona baktım, emmeyi bıraktım ve “Gel benim yatağıma gidelim Mert! Daha geniş o yatak, daha rahat sevişiriz!” dedim. “Peki, hadi gidelim!” dedi. Kalktı, beni kollarına alıp tüy gibi kaldırıverdi. Boynuna sarıldım. Öpe öpe yatak odasına götürdü. Üzerine saten örtü örtülü yatağı açmadan boylu boyunca yatırdı beni. Boxerini ayağından sıyırdı bir çırpıda. Sertleşmiş yarağı önünde çelik gibi dimdik duruyordu. Heykel gibiydi. Öyle heyecanlıydım ki! Yatak odamda, kocamla seviştiğimiz odada, çırılçıplak kalan kardeşiyle, kaynımla beraberdim.
Kocam aklıma gelince etajerin üzerindeki resim çerçevesine baktım. Kocamla evlilik resmimizdi, objektife bakan damadın gözleri adeta beni izliyordu. Uzanıp elimin tersiyle devirdim. Şimdi o çerçevenin içinden bana bakamayacak, azmış karısının kardeşiyle seviştiğini göremeyecekti. Başımı yastığa koydum. Sırt üstü yattığım yerden halen ayakta beni seyreden kaynıma baktım. Kollarımı açıp bekledim.
Fazla bekletmedi beni. O güzel, çırılçıplak gövdesiyle üstüme uzandı. Ben ağırlığının altında inlerken, o dudaklarıma yumuldu, çılgınca öpüşmeye başladık. Dudaklarımı ısıra ısıra öpüyor, dilini ağzımın içine sokup dilimi okşuyordu. Ellerimle uzun saçlarını kavramış kendime çekiyor, omuzlarını, kollarını, sırtını okşuyordum şehvetle.
O çırılçıplaktı, ben halen üzerimdeki etek ve bluzla duruyordum. Dudak dudağa öpüşürken yarağının sertliği bacaklarıma temas ediyor, ateş gibi değdiği yeri yakıyordu. Dudaklarımı somuran ağzından kendimi kurtarıp nefes nefese, “Soy beni Mert! Çıplaklığını hissetmek istiyorum!” diye inledim.
Telaşla kalktı üzerimden, bluzumun düğmelerini koparırcasına açtı. Dantel sütyenimi çıkarmasına yardım ettim. İkimiz de heyecan içindeydik. Titriyorduk. Hareketsiz durup hayranlıkla beni seyretti. Çıplak göğüslerimi. Sonra elini uzatıp okşadı, avuçlayıp sıktı. “Ohhhh!” diye inledim, “Öp onları Mert! Sev, okşa!” dedim. “Öyle güzelsin ki yenge! Memelerin sanki hiç ellenmemiş gibi, dipdiri, taş gibi!” dediğinde zevkle kıvrandım. Duyduklarım mutlu etmişti beni. Hele Mert’ten bunları duymak. Göğsümü okşayan elininin üzerine elimi koydum, fısıltıyla, “Ellenmedi sayılır memelerim. Abin yıpratamadı. Nasıl, becerdiğin kızlar kadar var mı? Beğendin mi? Güzel mi?” dedim.
“Hem de nasıl yenge! Bakire kızlar eline su dökemez güzellikte! Harikasın! Hep merak ettim bu memeleri, nasıl olduklarını, uçlarını...” deyip eğildi, elini çekip meme ucumu öptü. İnledim. Saçını tutup kendime çektim. Ağzını alabildiği kadar açıp göğsümü ağzına almış, dilinin ucuyla içeride ucunu okşuyordu. Elektrik çarpmış gibi sarsıldım. Unutmuştum bu zevki aylardır. Aç kalmış bebek gibi memelerime saldırmaya başladı. Sıcak diliyle kenarlarını, uçlarını yalıyor, parmaklarıyla okşuyor, sıkıyordu. Bir birini, bir diğerini... Sırayla birinden ötekine geçiyor, beni zevkten bayıltıyordu.
Daha memelerimle uğraşırken gecenin ikinci orgazmını yaşadım. Hırsla saçlarından tutup göğsüme yapıştırdım, kalçalarım yatağı döve döve boşaldım. Kasılmalarım bitince dudaklarımdan öptü beni. Sımsıkı sarılmıştı bana. Bir bacağını üstüme atmış, yarağını baldırlarıma dayamış, eliyle vücudumun her yerini okşuyordu. “Öyle doluyum ki aylardır Mert, kendimi tutamadım!” diye açıklama yaptım. “Ben de akşam bacaklarını okşarken boşaldım yenge! Öyle seksi, öyle baştan çıkarıcı görünüyordun ki, dayanamadım. Tutamadım kendimi!” dedi.
“Biliyorum tatlım! Sen gidince ben de kendimi tatmin ettim. Sen banyoda, ben koltukta, ikimiz de boşaldık! Hadi Mert, oyalanma artık, istediğimi ver bana! Bununla boşalt beni artık!” dedim. Bunu söylerken elimi uzatıp onun vücudumu delip duran yarağını kavramıştım. “Peki yengecim!” dedi. Dudaklarını boynumda göğüslerimde, karnımda gezdire gezdire aşağıya indi.
Eteğim kalmıştı altımda. Yavaşça sıyırdı aşağıya, bacaklarımı oynatıp çıkarmasına yardım ettim. Üzerimde bir tek dantel külot kalmıştı. Sırılsıklam külodumu da çıkarıp fırlattı. Şimdi ikimiz de çırılçıplaktık. Dudaklarını kasıklarımda gezdirdi. Tertemiz, kılsız, ağdalı, kaymak gibi yaptığım amımın dudakları kan hücumuyla şişmiş, içine girecek şeyi bekliyordu ıslak ıslak... Mert’in hiç acelesi yok gibi görünüyor, diliyle okşayıp duruyordu oralarımı...
Dilinin ucunu klitorisime değdirdiğinde inledim. Kıvranıp saçlarını okşadım, “Ohhhh Mert! Delirtiyorsun beni! Harikasın!” dedim. “Güzel mi yenge? Hoşuna gidiyor mu?” dedi. “Ohhh! Hem de nasıl gidiyor Mert! Harika! Abin hiç yalamadı beni biliyor musun? Amımı hiç yalamadı! Öpmedi bile! Sen harikasın!” dedim. Durdu, başını kaldırıp bana baktı ve “Yenge, şu yatağa abimi sokmasan, ikide bir hatırlatıp durmasan?” dedi. Güldüm, yattığım yerden doğrulup kaynımın benim zevk sularımla ıslanmış dudaklarını öptüm doya doya. “Peki canım, ama sen de bana yenge deyip durma öyleyse! Hadi artık, oyalanma, sabrım kalmadı, dayanamıyorum, sik beni! O koca şeyini sok bana, sok içime!” dedim.
“Peki aşkım, peki kadınım!” diyerek kalkıp beni yatağa itti, sırt üstü yattım. Dizlerimden tutup bacaklarımı araladı, arasına girdi. Taş gibi yarağını amımın dudaklarına, klitorisime sürttü. Kıvrandım. Heyecanla içime girmesini bekliyordum. Sürtmeye devam edince, sabırsızlıkla, “Hadi Mert, hadi erkeğim, hadi kocacığım, hadi sok şunu artık!” dedim. “Acele etme karıcığım, önce sikimi sularınla ıslatayım. Aylardır sevişmiyorsun. Amın daralmıştır senin, içine girerken zorlanırsın!” dedi.
Dediği gibi oldu. Amım daralmıştı sanki. Yumruğum gibi olmuş sikinin başını dayadı, zorlamaya başladı. Girmekte zorlanıyordu yarak. Kalktı, başucuma geldi, sikini ağzıma verdi. Ben de güzelce, ıslata ıslata yaladım sikini. Ağzıma sokup çıkardım defalarca. Çıkarıp baktım, pırıl pırıl parlıyordu. Kayganlaşmıştı iyice. “Yeter sevgilim!” dedi. Tekrar bacaklarımın arasına geçti, sikini amıma dayadı. Bu kez biraz daha rahat kaymaya başladı, başı içime girdi. Amımın dudakları gerilmişti iyice. Dudaklarımı sıkıyor, ister istemez bacaklarımı kasıyordum. Bu yüzden de girmekte zorlanıyordu.
“Rahat bırak kendini…” dedi. Gevşemeye çalıştım. Yavaş yavaş, bir sokup, bir çıkarıp ilerlemeye başladı içimde. Girdi... Girdi... Bitmek bilmiyordu yarağının girişi. Sonunda amımı yara yara, dibime kadar girdi içime. Bacaklarımın arasında, amımda adeta bir keser sapı vardı sanki. İçimi tamamen doldurmuştu koca şey. Kasıklarımız birleşmişti. Bacaklarımı açabildiğim kadar açıp boynuna sarıldım. Nefes nefese, “Bekle aşkım... Dur lütfen... Birbirlerine alışsınlar!” dedim. Mert de, “Ohhh! Öyle dar ki amcığın, bilezik gibi sardı yarağımı! Ateş gibi yanıyor amın! Yarrağımı yakıyorsun amınla!” diyordu.
Koca yarağa alışınca, kalçalarımı oynatıp işareti verdim. Yavaşça sikini sokup çıkarmaya başladı. Sikinin amımda kaydığı her santiminde zevkim katlanarak artıyordu. Bacaklarımı beline doladım. Üstümde iniyor, kalkıyor, beni altında eziyordu. Nefessiz kalıyordum. O içimde gidip gelirken tekrar orgazm oldum. Sular fışkırdı adeta. Erkeğim durmadı bile, ben kasılırken sokup çıkarmaya devam etti. Kasılan vajina duvarlarımın içinde adeta sağıyordum sikini...
Mert yana devrilip, sikini içimden hiç çıkarmadan beni üstüne aldı. Yarağının üzerinde oturup kalkmaya başladım. O da alttan karşılık veriyordu. Kasıklarındaki kıllar klitorisime sürtünüp duruyor, bu da ayrıca delirtiyordu beni. Ben oturup kalkarken, o yattığı yerde memelerimi avuçluyor, kalçalarımı pençeleriyle tutup sıkıştırıyordu. Ben eğiliyor, memelerimi sırayla ağzına, diline sunuyor, zevkten çıldırıyordum...
Boşalmaya başladım. İnanılmaz, dayanılmaz, katıksız bir zevkti duyduğum. Orgazmımın bitmesine yakın Mert de kıvranmaya başladı, “Ohhh! Geliyorum karıcığım!” diyerek inledi sonunda. Tekrar devirip beni tekrar altına aldı, hızla gidip gelmeye başladı. Motor gibiydi üstümde. “Ahhhh, geliyorum!” dediğinde, boynuna sarıldım, “Lütfen içime boşalma Mert! Abin askerdeyken hamile kalmak istemiyorum aşkım! Lütfen!” dedim. “Ahh evet doğru ya, abimin karısını sikiyorum! Yengemi sikiyorum! Yengem benim! Yengemi sikiyorum, ohhhh!” dedi. Böyle konuşmak zevkini katlıyordu sanki.
Ben içime boşalacak diye endişe ederken, bacaklarımın arasında doğruldu, sikini amımdan çıkarıp üzerime boşalmaya, döllerini karnıma, göğüslerime attırmaya başladı. Birkaç damlası da yüzüme, ağzımın kenarına kadar geldi. Dilimle yaladım. Tadına baktım. İlk defa. Göğsümdekileri de parmağımla toplayıp ağzıma götürdüm. Fena değil gibi geldi tadı. Bir sonrakini ağzımda patlatmaya karar verdim.
Mert boşalıp yanıma uzandı. Başımı göğsüne koyup yattım. Amımdan çıkan siki parlıyordu ve halen kalkık duruyordu, halen tıp tıp atıyordu. Uzanıp parmaklarımla kavradım o güzel şeyi. Dudaklarından öptüm ve gülerek, “Bundan sonra bu sik benim! Kimseye, hiçbir orospuya sokmayacaksın bunu ben varken, anlaşıldı mı?” dedim.
“Tamam aşkım, sadece sen varsın bundan sonra! Seni sikecem yalnızca! Bu yarak senin artık! Benim tek orospum sensin! Sen de hap kullan bundan sonra! İçine boşalmak istiyorum senin! Zevkimi yarıda kesip sıcak amından çıkmak istemiyorum sevgilim!” dedi. Sevgiyle sarıldım erkeğime, “Peki aşkım! Peki benim sikici erkeğim! Sen nasıl istersen! Yeter ki beni sik! Doyur beni! Yengen kurban olsun sana!” dedim.
6 aydır yaraksızlıktan sonra, bir gecede sabaha kadar sevişmek ve defalarca orgazm olmak yormuştu beni. Gözlerim kapanıyordu. Başım kaynımın göğsündeyken derin bir uykuya dalmak üzereydim. Huzur içindeydim. Dünyada ondan başkası yoktu şu anda. Ne deprem, ne başka bir şey umurumda değildi.
[Serpil]
Kaydol:
Yorumlar (Atom)




















